Tag Archives: temmuz

Hayallere Ulaşmaya Az Kaldı

dolun028Merhaba Dolunay aşkları! Zaman geçiyor, o güzelim yaz ayları birer birer eriyor. Her birinin sonu, sanki sevgiliye kavuşmak gibi oluyor, sen parlıyorsun malum. Haziran ayı güzel geçti. Evet, bunu gerçekten söylüyorum. Güzeldi.

dolun023Yılbaşında kendime koyduğum bir teleskop hedefi vardı. Çok uzun süredir teleskop almak ve kullanmakla ilgili Türkçe ve İngilizce pek çok siteyi araştırıyorum, inceliyorum. Bir teleskoba sahip olmanın bazı şartları var. Bazı sorulara cevap verebilmek gerekiyor. Mesela ilk soru: Gerçekten teleskop almak istiyor musun? İkinci soru daha zor: Emin misin? Sevgili okur gerçek şu ki özellikle gökyüzü gözlemleri sonucunda kaydedilmiş, internette, sağda solda gördüğümüz o rengarenk fotoğrafları hiç birini ileri derece profesyonel bir teleskop olmadan (bir rasathanenin sahip olabileceği türde) görmek mümkün değil. Piyasada şu kadar yakınlaştırır, şöyle gösterir, böyle yapar şeklinde satılan cihazların da pek çoğu, ne yazık ki bu kapasiteye sahip değil. Bir diğer sorun ise teleskobun kurularak görüntü yakalanmaya çalışılması süreci. Çıplak gözle gördüğünüz Ay’ı ve yıldızları, teleskopla denk getirip bulmak epey bir vakit alıyor. Dolayısıyla teleskop almanın ilk şartı şu: Önce bir dürbün almak. Okumaya devam et

Reklamlar

Temmuz’da 2 & Jerk of The Day

“Zahiri düşlere daldın gönül unutmuş gibi,
İhanet yadından silinip uçmuş gibi;
Ödetmek farz ise bedelini elemin,
Bulunmaz bir ay daha temmuz gibi”

Yukarıdaki dörtlüğü neredeyse 2 ay önce yazmıştım. Ancak bir türlü devam edip de yayınlayamadım. Bende bitirmemeye karar verdim. Böyle kalsın madem. Hem de bu temmuz olayı üzerine biraz düşünmek istedim.

Neden temmuz? Çok büyük bir sır değil aslında, doğum günüm temmuzda olduğu için. Seviyorum bu ayı çünkü temmuz nedense benim için hep yalnız kaldığım, kendime daha yakın olduğum bir aydır. Son üç yıldır da yaz okullarında harcadığım değerli bir zaman dilimidir. Ama bu sene yaz okuluna gitsem de böyle akıp gitmesine izin vermeyeceğim bu güzel ayın.

Eskişehir‘i temmuzda daha bir severim mesela. Sabahın erken saatlerinde Adalar’da hafif bir yosun kokusu eşliğinde az yürümedim yani. Şimdi böyle yosun kokusu diyince insanın aklına İstanbul Adalar mı diye geliyor. Yok yok, baya bildiğiniz Eskişehir’den bahsediyorum. Yosun kokusu dediğim de bizim Porsuk Çayımızın meşhur kokusu işte. Lan bu arada farkettim, Eskişehir’in tüm yer isimleri de arak be kardeşim! Biraz orjinal olun yav. Odunpazarı, Batıkent, Tepebaşı, Şirinyer, Şirintepe, Adalar ve daha birçok yer ismi sağdan soldan arak 🙂

Sivrihisar‘da oturduğum zamanlarda da henüz gençliğin ilk yıllarındaydım temmuzu bu kadar sevmeye başladığımda. O zamanın platonik aşklarının verdiği hüzün; tipsiz olmanın verdiği o eziklik falan. Yaz olunca acayip mutlu olurdum. Sivrihisar’ın insanları her ne kadar, üç beş istisna dışında, işe yaramasa da sabahları harikadır. 11 sene orada yaşadıktan ve 4 sene de 3 sene de gidip geldikten sonra söyleyebildiğim tek şey bu. Tertemiz bir hava ve çevre yolundan hızla geçen tırların sesleri ile uyanırdım güne orada da. Her yer yürüme mesafesindeydi. O yüzden göbekli arkadaşım ve bende dahil, hiç yoktu 🙂

Şimdi şu yukarıda yazdığım dörtlüğü okudum da sanki bir sonraki dize “mesud oğlan der ki hakkı tanı…” şeklinde başlayacakmış gibi yazmışım lan 😀 Hem ben nereden biliyormuşum lan bu kadar acayip sözcüğü 🙂 Hehe, helal bana. Temmuz’la ilgili yazacaklarım bu kadar.

Radyovizyon‘u dinliyorum. Bu hafta Rock Station‘da Mötley Crue günü varmış. Bu grup hakkında bilgim çok az olduğu için ve sevdiğim tarzın biraz dışında kaldıkları için çok da isteyerek dinlemiyorum. Serkan Abiden gelen bir materyali dinledim. Harika olmuş. Yapıyor, Serkan Abi bu melodi işini layıkıyla yapıyor. Söz yazacağım buna kaçarı yok 🙂 Serkan Abi’ye Dissection isimli harika grubu bana da sevdirdiği için ayrıca teşekkür ederim. Dark Mother Divine isimli bir parçaları var ki hele dehşet! Dissection ile şu son üç dört gecedir hepimiz satanistiz! Hepimiz luciferiz!

Jerk Of The Day, günün hıyarı demek. O hıyar benim! Neden mi? Philips‘in uzun süredir kullandığım ve bugüne kadar ki en harika kulaklığım olan ekstra bass veren 15 liralık kulaklığının giriş jackının kablosu bozuldu. Tek kulaklıktan ses gelmeye başladı. Neyse tam 10 gün kulaklıksız olduğum için müzikten, her sabah dinlediğim Sabhankra, Pentagram ve bilimum güzel gruptan mahrum kaldım. Ayın 7’sinde para yatınca ilk işim geçenlerde kredi kartını kullandığım Sercan’ın borcunu vermek ve kendime aynı marka ve modelde bir kulaklık almak oldu.

Dün akşam eve geldim. Gözüm eski kulaklığa kaydı. Sonra ulan dur bakalım diyip, bugüne kadar bozup atmadığım ve hatta sağdan soldan topladığım bozuk kulaklıklarımın arasından Philips olan birisinin sağlam olan giriş jackini kestim. Benim kulaklıkla güzelce bağladım, lehimini yaptım ve sonuç: Mükemmel! Bozuk kulaklık gayet mükemmel çalışıyor. Hıyarlık edip boşu boşuna 15 lira verdim anlayacağınız. Neyse bende yeni kulaklığı aynen aldığım gibi yerleştirdim kutusuna. Artık bu kullandığım bozulunca yeni almam. Ah ah, para nasıl da lazım lan!

Jon

O zaman biraz günaha girip bitiriyorum bu yazımı da:

“Lilith – Our Dragon Goddess    Lilith – Şirret tanrıçamız!
Taninsam – Destroyer of lies    Taninsam – Yalanları mahveden!
For your glory we kill this world   Sizin zaferiniz için bu dünyayı katlederiz
In thy name we Sacrifice”    Sizin adınıza kurban oluruz

Temmuz’da

Temmuz'da Günbatımı

Bitirmem gereken onlarca şeye…

Tut ellerimi, içim titresin,
Kimseler yok temmuzda,
Kal burada sakla kendini,
Gizlice buluşalım temmuzda.

Ben yalnızım her temmuzda,
Ruhum sessizce ağlar,
Ateş sarar her temmuzda,
Büyütüyor esen rüzgarlar.

Unut seni bekleyenleri,
Hepimiz suçlu değil miyiz,
Kavuş içindeki gerçekle,
Temmuzda ölemez miyiz?

Temmuzda doğdum yalnızlıkla,
Temmuzlarda büyüdüm bir başıma,
Terkedildim hem de bu ayda,
Umutluyum senden temmuz!

Affet beni n’olur,
Gözlerine bakamayacağım yeniden,
Gidiyorum temmuzda,
Bir şey var içimde bitirmem gereken!