Tag Archives: The Hobbit

Kitabına Göre Bir Hobbit Filmi!

hobbitustNereden gördüm hatırlamıyorum ama bloga eklenecekler listesine yazmışım. The Hobbit üçlemesi, Yüzüklerin Efendisi üçlemesinden yaklaşık 9 sene sonra yeniden bizlere Orta Dünya’nın kapılarını açmıştı. Takip eden iki yıl boyunca serinin diğer filmleri, biraz da sitem ederek izledik.

The Hobbit, Yüzüklerin Efendisi’nden daha iyi değildi. Üstelik, aradan geçen on seneye rağmen, Yüzüklerin Efendisi kesinlikle görsel anlamda da daha başarılıydı. The Hobbit’in büyük oranda bilgisayarla-üretilmiş-görüntülerden (CGI) oluşması elbetteki gerçekçiliğini biraz gölgelemişti, çizgi film benzeri bir hava vermişti. Ancak, The Hobbit’in daha az sevilmesinin belki de en önemli sebebi hepi topu üç yüz küsur sayfalık bir romandan uzatılmış sahnelerde toplamda 11 saatlik hikaye çıkarma saçmalığıydı. Söz konusu Tolkien olunca, kemik fanlar izledikleri şey ile okudukları arasında bağlantı kurmak istiyordu. Üstelik, içerisinde “aşk” temasının olmadığı belki de yegane klasiklerden biri olan The Hobbit’e, tutup bir cüce ile bir elfin aşkını yerleştirmek, “benim adım Erşan Kuneri. Pornocu muyum ben? Donla sevişcek dedim” durumundan çok da farklı değildi. Tüm kitabın, Bilbo Baggins adındaki bir Hobbit’in etrafında dönmesi gerekirken karşımıza uzun boylu durmaya çalışan cüceler, ilk seriye göz kırpan bir elf, aşık olan bir elf, ejderha avcısı bir Bard çıkıverdi.

İşte, Dustin Lee ismindeki bir kısa film yönetmeni ve Tolkien hayranı tarafından, müthiş bir fan-edit projesi gerçekleştirilmiş: Orijinal kitabına uygun Hobbit filmi. Bu düzenleme, toplamda dört saatlik tek bir filmden oluşuyor. Peter Jackson tarafından çekilen The Hobbit üçlemesindeki her filmden “yalnızca kitaba uygun sahneler ve uygun kronolojik sırayla” alınmış. Gereksiz tüm sahneler temizlenmiş. Bilbo Baggins’in ikinci planda kaldığı tüm detaylar kurguda değiştirilmiş. Okumaya devam et

Güzel Sanatlar Fakültesi’ndeki Ejderha!

Yılbaşından beri 9GAG, Facebook, Instagram ve bilimum sosyal ağda gördüğümüz kardan ejderhayla ilgili olarak bugün şans eseri ekşisözlük’te de açılmış bir başlık görünce ufak da olsa bir yazı da ben yazayım istedim. Böylece bulduğum her fırsatta sanatçılığını, yaratıcılığını övdüğüm dostlarımdan olan Aykut’a bir selam gönderebilirim.

Ejderha bu kadar popüler olmadan önce Aykut’un profilinde gördüğümüz bir fotoğraftı sadece. Adamlar olanca yaratıcılıkları ve yetenekleriyle fakültelerinin bahçesine kocaman bir ejderha yapmışlar. Aykut’u tanıyan arkadaşları için bu Aykut’ten beklenebilecek bir işti. Beğenilerimizi yorumlarımızda ilettik bizler de. Ancak aradan geçen zamanda tanıyan tanımayan, pek çok insanın bizlerle aynı beğeniyi paylaştığını görünce çok daha mutlu oldum. Değerli arkadaşımızın ve arkadaşlarının yeteneğinin ulusal denebilecek çapta ilgi görmesi gerçekten gurur verici. Aykut’un the Hobbit filmindeki ejderha Smaug‘un yanında Peter Jackson‘ı anımsatan şu pozu ise epey güldür beni 🙂

Aykut’un ve diğer arkadaşlarımızın çok daha iyi işlerine yine My Resort’te raslayacaksınız sevgili okur.

2014 Yılımın Değerlendirmesi

Yıllar bir biri ardına geçiyor, hayatlarımız değişiyor sevgili okur. Hayatımın belki de en önemli yılıydı 2014 ve en çabuk geçen yılı oldu.

Her yıl yazdığım ve geride bıraktığım yılı değerlendirdiğim yazılardan birisi olacak bu da. Geçen sene yazdığım, 2013 Yılı Değerlendirmesi‘ni okudum az önce. Blogun en hantal yılı olarak bahsetmişim. Ancak, bu yıl beş yıllık My Resort Tarihinin en kötü yılı olmuş, onu anladım. Çünkü altı ay süren bir askerlik ve bir ay süren bir evlilik sürecinde tamamen blogdan uzaktaydım. Tek bir kelime yazmadım. Haliyle reytingler de düştü. Ancak olsun, bunu dert etmiyorum. İnternet alışkanlıklarında belirli dönemler vardır. Örneğin 2000’lerin başında forum siteleri çok revaçtaydı. Sonra sözlükler birden moda oldular. Sonra blog dönemi başladı. Akıllı telefonlarla birlikte bu sefer de fotoğraf ağırlıklı içeriklerin yer aldığı sosyal profil siteleri popülerleşti. Dolayısı ile kişisel blogların artık iki kuşak geride kaldığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Özellikle video ve fotoğraf paylaşımlarına olan ilgi bu denli yoğunken kelimelere ilgi gösteren okuyucuların sayısı ciddi oranda azaldı. Okumaya devam et

Hastalandım, Orta Dünya’ya Veda

randmillAşağı yukarı geçen hafta perşembe gününden beri hastayım. Özellikle haftasonu çok daha ciddiydi durumum. Terlere battım çıktım. Haliyle bu durum beni herşeyden alıkoydu. Neyse ki Merve ve annem sayesinde iyileştim. Gerçi boğazımda halen yutkundukça acı veren bir kitle var. Antibiyotikle bunu da muhtemelen bu haftasonuna kadar temizlerim.

Önceki gün Bilecik’te İlkan Abi‘nin aile hekmine gittim sağlık ocağına. Doktor boğazıma baktı ve “Ooovv bu son zamanlarda gördüğüm en kötü boğaz, çok kötü iltihap kaplamış” dedi. Sonra ateşimi de ölçtü. Şaşkınlıkla “olum senin ateşin de var, sen hastasın” dedi. 1000 mg’lık Klamoks antibiyotik yazdı. Bu ilacı 8 gün boyunca 12 saat arayla kullanmak gerekiyormuş.

Bu hafta işler epey yoğun. Bugün Mahalli Çevre Kurulu toplantısı vardı mesela Valilik’te. Onunla uğraşıyordum günlerdir. Bugün sabahtan itibaren de içine gömülmüş durumdaydım. Neyse ki öğlen saat 14.00’de toplantı başladı ve saat 15.30 civarında bitti ve kurtuldum. Güzel gitti herşey. Ancak tabiki önümüzdeki yıl “Temiz Hava Eylem Planı” hazırlayacağımız için sevincim çok da uzun sürmedi. Yıl bitiyor, hemen her sektörde olduğu gibi bizde de işler yoğun.

Dün gece, üniversite 1. sınıftan beri beklediğimiz film serisi, The Hobbit‘in son kısmı “The Battle of the Five ArmiesBeş Ordunun Savaşı“nı izlemeye gittik. Üç yıllık bir macera da (filmi IMDB’de gördüğümüz andan itibaren beklediğimiz süreyi de sayarsak aşağı yukarı 7 sene olmuş) böylece bitti. Bakalım Peter Jackson‘ın bir sonraki J.R.R. Tolkien uyarlaması ne olacak? Ya da olacak mı? The Hobbit’in ilk iki bölümünü topluca izlemiştik. Bu bölümü de vizyona girmesinden ancak bir hafta sonra birlikte izleyebildik. Her birimiz topluca gideceğimizi bildiği ve ortak bir gün belirleyebilmek epey zor olduğu için birazcık geç oldu ama temiz oldu.

Orta Dünya’ya Veda” diye yazdım başlıkta. Evet, uzun bir süre Orta Dünya hakkında yapılmış yeni bir film olmayacak gibi duruyor. Peter Jackson, her ne kadar The Hobbit’te b.kunda boncuk bulmuşsa da diğer Tolkien kitapları için bunu yapamayacaktır. Hobbit gibi tek ciltlik bir romandan üçer saatlik üç film çıkarmak için kitapta yeri olmayan epey bir takım kurgular eklemiş. Serinin son filmini de getirmiş Yüzüklerin Efendisi‘nin ilk filmine bağlayıp bitirmiş. Benim aklıma hemen Star Wars serisi geldi böyle olunca 🙂 Filmi bu kadar uzun tutup, bu kadar eklemeler yapıp da şöyle efsane bir cenaze töreni eklememiş mesela. Şüphesiz ki filmin en keyifli anları ikinci yarıdan itibaren başlayan ve filmin sonuna dek süren aralıksız savaş sahneleri. İlk defa bir cüce ordusu görmüş olduk böylece. Ancak o yetenekli cüceleri daha çok takım taklavat, techizatla görmeyi yeğlerdim. Oysa gördüğümüz başlarında bir domuzu binek olarak kullanan kralları ve bir cüce ordusu oldu. Tavsiyem şu ki bu filmi muhakkak sinemada izleyin. Olur da Peter Jackson bir daha film yapmazsa Orta Dünya hakkında yapılmış son filmi sinemada izledim diyebilirsiniz.

Eve aldığım LG marka televizyonun yanında verdikleri 3D gözlükleri de sinemada kullanabildiğimi farkettim. Demek ki 3D teknolojisi olarak aynı teknoloji. Aynı şekilde filme girerken ilave 2 TL karşılığında aldığınız gözlükle de LG televizyonun 3D gösterimlerini izleyebiliyoruz. Demek ki yeni televizyon alacaklar 2 adet gözlük hediye bilmem ne ekstralarına kanmasınlar. 2 liralık gözlük.

Son olarak, geçen gün yıllar önce Volkan‘ın evinde dinleyip bilinçaltıma kazıdığım şu şarkıyı yeniden hatırladım (yine Volkan’ın sayesinde). Birkaç gündür dinliyorum.

11.12.13’yi Değerlendirmek

Geçen sene yazdığım “12.12.12”yi değerlendirmek başlıklı yazımı okumak için tıklayın.

Bugün tarih olarak güzel bir gün sevgili okur. 11, 12, 13 yanyana ancak 100 yılda bir geliyor. Geçen sene çok daha efsane bir tarih vardı: 12.12.12. Ben de bu tarihi geçen sene değerlendirmiş, işe başlarken Bakanlığa evraklarımı bu tarihte vermiştim. Bu sene de bu tarihi değerlendirmek için ufak tefek şeyler yaptım elbette. Ama ufak tefek şeyler oldu yani. Hayatımda önemli yeri olacak işler değil hiçbiri. Bir tanesi birazdan gerçekleşecek hatta. Dolayısı ile bu yazı kendime, geleceğime bir not olarak kaleme alındı. Geçen sene verdiğim tavsiyeye uyup proje hazırlayan ve 11.12.13’te çocuk yapmak üzere 2013 yılında Mart ayı başında çalışmaya başlayanlar muhtemelen bugün yavrularını kucaklarına aldılar. Sezeryanle falan tam denk getirdiler. Bugün doğan tüm yavruların yeni hayatları mutlulukla geçsin.

Bugün, tam bir yıldır işim gücüm var. Geçen sene tam da 31 Aralık günü fiilen işe başlamıştım. Ancak, iş girmek için gerekli evrakları geçen sene 12 Aralık’ta vermiştim.

Bu cuma, yani 13 Aralık’ta The Hobbit serisinin ikinci filmi The Desolation of Smaug vizyona giriyor. Eh bizler de tabiki çoktan planlarımız yaptık, haftasonumuzu bu işe ayırdık. Haftasonu Dünya durmuşsa bile herhalde dönüp bakmayız gibime geliyor. Geçen sene de The Hobbit‘in ilk filme yine aynı ekiple gitmiştik. İlk filmde en son kartallarda kalmıştık. Ama asıl olay zaten kartallardan sonra başlıyor. Cücelerin efsane fıçıyla kaçma sahnesi de muhtemelen bu film de yer alacak. O açıdan ayrıca bir heyecanlıyım kendi adıma.

Dün Volkan haber verdi, Murat İlkan albüm çıkarıyormuş. Teaserını da yayımlamış. Bir dinledim de fena değil gibi duruyor. Çok yakındaymış. Ne kadar yakında bilmiyorum ama teaserdan anladığım kadarıyla yine hem Türkçe hem de İngilizce söyleyecek. Çok büyük ses, helal olsun.

Bu arada geçenlerde şu yazımda bahsettiğim God Mode da çok yakın zamanda albümünü çıkartıyor. Albüm kapağını hazırlanmış. Umarım ki albüm hakettiği değeri görür sevgili okur. Tarz olarak Türkiye’de çok dinleyicisi olan bir proje çünkü. Togay‘ın ve tüm God Mode’un destekçisiyiz.

Şimdi yazmayı bırakıp başlığa baktım. Lan cidden güzel tarihmiş. Keşke daha farklı şekillerde değerlendirseymişim. Nasılsa ölünceye kadar unutamayacağım bu tarihi. Bu aralar yine hayatımın garip zamanları sevgili okur. Bilecik’te yoğun kar yağışı var. Zaten iyice bunalmış olan beni bu kar soğuğu daha bir bunaltıyor, üşütüyor. Sabah kalkıyorum bildiğin hava karanlık, akşam mesai bitiyor yine karanlık. Bugün dairede elektrikler gitti birkaç saatliğine. Başım ellerimin arasında bir yarım saat oturdum masamda. Nasıl rahatladım bilemezsin. Kişi kendinin en büyük destekçisiymiş meğer. Dün gece uyuduğum inanılmaz güzel uykudan sonra bu yarım saatlik rahatlama seansı ile iyice özgürleştim. Etrafımda bir Dünya döndü durdu ama benim Dünyam çok uzaklarda olduğu için etrafımda olan bitene pek aldırmadım.

Artık şakayı, komikliği kenara bırakıp ciddi ciddi askere gidecek adam moduna girmeye başladım. Herşey yolunda giderse Şubat’ın 4’ünde kışlada elimde havlu bekliyor olacağım. Askerde olduğum süre içerisinde blog ne olacak bilmiyorum. Nasıl bir yere düşeceğim konusunda en ufak bir fikrim yok zira. Dolayısı ile buna ilerleyen günlerde karar vereceğim.

Alper‘in Orman ve Su İşleri Bakanlığı‘nda Uzman Yardımcısı olarak işe başladığından haberiniz var mı bilmiyorum. Ama, evet. İki haftadır Alper Ankara’ya gidip geliyor 🙂 Bu haftasonu uzun süre sonra bir toplu hasret giderme etkinliği yapacağız. Onunla ilgili olarak yazacağım yazıda detaylıca bahsedeceğim Alper’den ve yeni işinden. Şimdilik şununla yetinelim.

“Bu Dünya dönmüyor arkadaşım, dönmez. Bu Dünya dönüyor olaydı hepimiz de bunun farkında olurduk.”

Khuzdul (Cüce) Dilinde Günün Sözcükleri

The Hobbit: An Unexpected Journey geçtiğimiz 14 Aralık’ta vizyona girdi malumunuz. Filmin vizyona girmesini beklemek çok sıkıcı bir durum. Ancak bu durumun belki de tek katlanır yanı vizyon tarihi yaklaştıkça, yapım şirketi tarafından gıdım gıdım yeni materyal yayımlanıyor olmasıydı. Filmin resmi sitesi, blogu ve sosyal paylaşım sitelerindeki -özellikle de Facebook’taki- tüm içerikler ben ve benim gibi binlerce hayran tarafından indirildi, arşivlendi. Hatta ben o zaman filmin resmi blogu ile ilgili bir yazıyı şurada yazmıştım.

Filmin resmi Facebook sayfasında belirli aralıklarla 15 parçalık bir seri yayımlandı. Filmdeki cücelerin fotoğrafları ve yanlarında cüce dilinde bir sözcüğün yazılışı, okunuşu ve anlamı yer alıyordu. Bu şekilde serileştirilmiş olması çok başarılıydı ve düzenli olarak takip edip bu görsellerin hepsini indirdim. Epeydir bilgisayarda duruyordu. Belki görmeyen vardır diyerek paylaşmaya karar verdim. Normalde bu blogda kendi yarattığım içeriklere yer vermeyi tercih ediyorum ama bu şekilde kaliteli içerikler bulunca da yayımlamaktan geri kalmıyorum. Boyutları yüksektir, burada boyutlarını küçülttüm, Resme Bak diyerek tam çözünürlüklü hallerine ulaşabilirsiniz.

İşte basettiğim görseller:

Okumaya devam et