Tag Archives: tramvay

Proofhead İtalya’da! – 4. Gün

Cagliari Limanı

Bu sabah 7.30’da lobiden aradılar yine. Mısırlı kız aradı, kahvaltıdan sonra kısa bir sahil turu yapacaklarmış, olur dedim ben de. Hazırlanıp aşağı indim. Kahvaltıyı yaptım. Sonra hemen çıktık. Limana doğru gittik. Biraz dolaşıp fotoğraf çektim. Sonra döndük hemen otele. Yine saat 9.00’da eğitimin verildiği yere geldik. Çok güzel bir konuşmacı vardı, ilgiyle izledim yani dinledim. Bu kadının da aksanını yedim lan: “yuman elta (human health), regulaşon (regulation), aktoli (actually), verşon (version)”

Burada şehir içinde en çok yolcunun olduğu hatlarda çalışan otobüsler elektrikle çalışıyor. Dolayısı ile yoğun otobüs trafiğine rağmen sıfır emisyon var. Otobüsler tıpkı tramvay gibi elektriği tepelerinden kablolarla alıyorlar. Biraz daha uzak yerlere çalışan otobüsler az sayıda olduğundan bunlar normal dizelle çalışıyorlar. Ayrıca smart car dedikleri küçücük ve sadece iki kişinin binebileceği araçları kullanan çok fazla kişi var. Bunlar lüksten vazgeçemeyip, çevresel etkinin boyutlarını azaltmayı tercih edenler işte. Trafikte öncelik yayalara ait, ışık sizin için yanmasa bile tüm arabalar durup geçmenizi bekliyor. Bu adada gördüğüm İtalyan gençlerinin tamamına yakını aşırı yakışıklı, aşırı güzel. Bağırıyor, kahkaha atıyor ve yaşlı İtalyanları rahatsız ediyorlar. Zaten fazla da genç yok. Çoğunluk orta yaş üzerinde.

Bana inanmayacaksınız ama burada da ortamın bilgisayarcı çocuğu ben oldum. Şöyle ki bir modeli oluşturmak için bir program kurmak gerekiyordu. İtalyanlar beceremedi. Ben kurdum lan! Vallaha billaha ben kurdum! Dediler ki “you know Italian”, ben de dedim ki “no, I know computer language”. Senin anlayacağın artist bile oldum burada.

Fas’ın İngilizce karşılığı Morocco, Fasça’daki yani Arapça’daki karşılığı ise Magrip. Türkçe’de de kullandığımız Magrip ve Maşruk’un hikayesini dinledim. Magrip, Kuzey Afrika’yı temsil ediyormuş, Maşruk ise Orta Doğu’yu. Güneş Maşruk’ta doğup Magrip’te batarmış, bu iki sevgili asla kavuşamazmış. Tamam, virgülden sonrasını şu anda ben uydurdum.

Dersten sonra önce alışverişe gittik. Hep Çin malı lan! Birkaç güzel İtalyan malı hediyelik aldım. Sonra kurstaki bazı İtalyanlarla buluştuk. Benim arkadaşım olan Massimo gelmemişti. Büyük bir grup olduğumuzdan zor oldu eğlenmek. Sonra zaten bir plan yapıp dağıldık. Daha sonra buluşmaya karar verdik. Otele döndüm ben de. Bir dakikalığına elektrik kesildi otelde ve internet gitti. Elektrik geldi ama internet bir daha da gelmedi. Resepsiyondaki hatuna sordum, yarın gelir dedi. Ben de çıktım yattım.

Anadolu Üniversitesi 2011 Bahar Yürüyüşü

Alper ve ben

Bu sene 5. defa katılarak herhalde en çok katılan az sayıdaki öğrenciden birisi oldum sevgili okur.

Hazırlıktayken Rock Kulübü ile katılmıştım. İlk sınıftayken bizim fakülteyle katılmıştım. O sene “Sevgi anlaşmak değildir, mühendiste sevilir” tişörtleriyle katılmıştık. Tırt bi seneydi. Bir sonraki sene ben 2. sınıftayken Kırmızı 4 otobüsle katılmıştık. O sene epey ilgi çekmiştik. Geçen sene son gün karar verip V For Vandetta filmine gönderme yapıp maskeler ve pelerinlerle yürümüştük.

Tişört Baskıları

Tişört Baskıları

En nihayetinde bu sene ise, uzun süredir aklımızda olan tramvay ile katıldık. İki Eylül kampüsüne gelen bir tramvay çok mu hayaldir bilinmez ama biz bu hayalin küçük bir kısmını kartondan da olsa yapmayı başardık 🙂 ESTV falan çekti bizi. Tanımadığımız onlarca insana poz verdik 🙂 Önceki senelerde bize öğütlendiği gibi yine “sesimizi duyurduk” ve herkes çok mutlu oldu. Bu sene tramvayın yanında tişört de bastırdık. Tişörtte yer alan karikatürü Caner Somaklı kardeşim çizdi. Tramvayımızın son akseuarı da tam elli kişiye dağıttığımız taraftar düdükleri oldu. Anlayacağın epey gürültülü bir iş oldu 🙂

Tramvayı yapmak için tam 4 gece uğraştık Alper, Volkan ve ben. Epey de masraf ettik. İskeletini alüminyum doğramadan yaptık ve yağlı boya ile boyadık. Mühendislik yaptık anlayacağın sevgili okur. Alperlerin garajda çalıştık geceleri.

Ancak bu seneki yazımı bu kadar sevecen, mutlu ve hayata umutla bakan bir salak edasıyla bitirmeyeceğim. Çünkü okulun ve basının her sene yaptığı o inanılmaz bencillik ve gaflete daha fazla dayanamayacağım. ANADOLU ÜNİVERSİTESİ BAHAR ŞENLİĞİ YÜRÜYÜŞÜ SADECE GÜZEL SANATLAR FAKÜLTESİNE AİT DEĞİLDİR. Okulun kendi gazetesi de dahil olmak üzere her sene bu haber için kullanılan fotoğraf ve yorumlarda hep GSF’ye atıflar yapılmış. Sanki bu yürüyüş sadece o fakülteninmiş gibi. Yerel basın da ne buluyor anlamadım, sürekli bunları basıyor. Hadi basın neyse ya okulun gazetesi? Bir Anadolu Haber koleksiyoncusu olarak bunu açıkça ispatlayabilirim ki Anadolu Haber, özellikle bu bahar şenliği haberlerinde bilerek ayrımcılık yapıyor, sadece Güzel Sanatlar Fakültesi’ne ait fotoğrafları koyuyor. O meydana toplanan yüzlerce insanı yok sayıyor. Ayıptır yapma bunu!

Seda, Alper, Ahmet ve ben (Etkinliğe katılan son sınıf çevre mühendisleri 4 kişiydik)

Tramvay Beleşçileri

Tramvay

Üniversite Caddesi üzerindeki “Anadolu Üniversitesi Tramvay Durağı“na geçtiğimiz pazartesi akşamı eve gelmek üzere kartımı okutup geçtim. Hemen öncesinde cebimdeki son 5 lirayı verip kartımı yüklettim. Neyse ben durağa girdiğimde güvenlik görevlisi de dahil kimse yoktu ortalıkta.

Saat 21:50 civarıydı yani çok da geç değildi. Neyse ileriden anlamadığım bir dilde birşeyler konuşan bir tanesi bayan ve çok güzel olan üç kişi geldi durağın en sonda bulunan küçük kapısından hoop içeri daldılar. Yüzüme bakıp güldüler.

İçimden vay anasını, vay anasını diye söylenirken beş dakika sonra iyi giyimli iki elemanın da doğrudan durağın giriş kısmından yani turnikenin yanındaki o aralıktan içeri girdiğini gördüm.

Tramvay geldi ve tramvaya 6 kişi bindik. Ulan şimdi kendimi de enayi gibi hissettim. Hadi ben tramvaya kart okutmasam da zaten aktarma yaptığım için otobüse okutacaktım. Yani kârım 15 kuruş olacaktı. Ancak bu beleşçilerin tümü “Eczacılık” durağında inip okula doğru yürümeye başlayınca bir kez daha üzüldüm. Zira hepsi de üniversite öğrencisi. Belki hak verirsin, belki hak vermezsin, belki sen de beleşçisin sevgili okur. Ancak nasıl diyeyim bilemiyorum. Ayıp lan!