Tag Archives: turkcell

Turkcell’den Yılbaşı Sürprizi

sarikutu01Her zaman şikayet edecek değilim ya, bu sefer de Turkcell‘in yeni yılda yaptığı bir güzellikten bahsedeceğim sevgili okur.

Yılbaşına birkaç gün kala, Volkan Turkcell’in Sarı Kutu programı kapsamında düzenlediği bir kampanyayı bizlere haber verdi. Turkcell, yalnızca 300 Sarı Kutu puanına, orijinal, lisanslı ve piyasa değeri 139 lira olan milli takım forması hediye ediyordu. Aksi gibi ben de bu haberi bir perşembe öğleden sonrasında, dersteyken almıştım. Ders bitip de eve nasıl geldiğimi hatırlamıyorum.

forma02Hemen bilgisayarın ve evdeki internete girebilen bilumum aletin başına çöktüm. Ancak nafile! Puan kullanarak alışverişi tamamlayacağımız TFF’nin resmi alışveriş sitesi bile çökmüştü! Uzun uğraşlar sonucu istediğim formayı seçip sepete atabildim. Attım atmasına, ancak bu seferde “Alışverişi Tamamla” butonu çalışmıyordu. Yılmadım. Sayfayı yenileye yenileye onun da çalıştığı saniyeyi denk getirdim ve bingo! Alışverişi tamamladım.

Annem ve hatta teyzemin de kullandıkları hatlar benim üzerime ve Turkcell olduğu için onların birikmiş puanlarını da kullanayım dedim. Bu sefer işte talih kem gözünü gösterdi ve Turkcell’in Sarı Kutu programında kampanya bitti. Yani tüm bu anlattıklarım birkaç saat içerisinde oldu ve bitti 😦

Birkaç gün sonra kargoyla (ki kargo da ücretsiz) şu aşağıda gördüğün gıcır, orijinal forma evime gönderildi. He, şansa bak ki izindeydim ve evdeydim. Kargoyu da ben teslim aldım.

Turkcell’e bu güzel, sürpriz hediyesi için teşekkür ediyorum. Devamını da bekliyoruz.

forma00

Yıllık İzindeydim: Olaylar, Gelişmeler

Geride bıraktığımız hafta içi boyunca yıllık izindeydim sevgili okur. Bu, benim kısacık memurluk hayatımın ilk yıllık izni olduğu için heyecanlıydım. Yıllık iznimi tam da planladığım gibi geçirdim. Çoğunluğu evde, bir kısmı  Ankara‘da ve bir kısmı da Bursa‘da geçti bu sürenin. Çekirdek çitleyip TV izlemenin keyfine doyasıya vardım.

Mesnevi’nin bende bulunan kopyasından çok daha iyi bir kopyasını sadece 3 liraya aldım. O kadar mutluyum ki anlatamam. Kitap aslında 10 TL idi. Ancak İnsancıl Sahaf Kartımda biriken puanları düşünce sadece 3 lira verdim. Böylece Mesnevi’nin elimde iki farklı kopyası oldu. Bunlardan bir tanesi ikiz olduğu için çok değerli.

Bilgisayar parçaları biriktirme alışkanlığımın sonu nereye varacak bilmiyorum, ama Bursa’dan döndüğümde de yine bir kucak dolusu eski parça bulup getirdim. Bunların ileride boş bir vaktimde tüm soketlerini söküp galiba geriye kalanlarını elektronik geri dönüşüm firmalarından birine vereceğim. Bursa’da Ferhat Abim yine tekstil işine başlamış. Bir kesim atölyesi kurmuş, büyük markalara iş yapıyor. En son askerden önce görmüştüm dayımları. Askerden dönünce bir türlü gidememiştim yanlarına. Perşembe günü annem, Mustafa, Murat ve ben çıktık gittik. Cuma akşamı da döndük. Kısa ama güzel bir ziyaret oldu. Mangal bile yaptık. Bu arada şunu anlamış olduk ki bizim dizel motorlu Megane 2‘miz çok çok ekonomik yakıt tüketiyor. Hayran oldum.

vinoİzne çıkmadan önce bir VINN lazım olmuştu. Facebook’a duvara bir mesaj yazdım. Çok kısa süre içerisinde abartmıyorum en az on kişi haber bıraktı ve bana yardımcı olabileceklerini söylediler. Her birine ayrı ayrı teşekkür ederim. Burçino‘dan aldım VINN’ını ödünç olarak.

Seval‘le buluştuk cuma günü. Bursa’da özel bir çevre danışmanlı şirketinde çalışmaya başladı. Sözleşip öğle arasında Kent Meydanı‘nda buluştuk. Birlikte bir öğle yemeği yedik. Özlemişim Seval’i, o da beni özlemiş sağolsun. Yemek yedikten sonra pek bir vaktimiz kalmadığı için Seval’i uğurladım işine. Ben de gerisin geriye Panayır dolmuşuna binip dayımlara döndüm.

1287x929_vodafone_logo.jpgÖner Abim, dayımın oğlu olur, Vodafone Kurumsal’da çalışıyor. Turkcell‘den ardı ardına yediğim kazıkları anlattım ona. Vodafone’daki çok güzel fiyatlı tarifelerden bahsetti o da. Olur da birkaç ay içinde bir akıllı telefon alabilirsem, büyük ihtimalle Vodafone’a geçeceğim sevgili okur.

supernatural.jpgSupernatural izliyorum yine. Ben askerdeyken çıkan tüm bölümleri izleyip sezonu bitirmek üzereyim. Yeni sezon da yakında başlıyor ve harika bir sezon olacağa benziyor. Dokuzuncu sezon da çok iyimiş bu arada. Özellikle Crowley‘in bu kadar sempatik bir adama dönüşeceğini hayal bile edemezdim. Sezonu bitirmeme üç bölüm kaldı. Halen daha Castiel ile ilgili durumu çözebilmiş değilim.

Askerlik sonrası, elime çok fazla yeni kitap geçti. Bunları sağa sola tıkıştırıp durdum. Aslında oturup bir düzenlemek gerek. Bir de elimde olan bazı kitapları da, özellikle ders kitaplarını, artık elden çıkarmak istiyorum. Lan, atmaya kıyamıyorum. Sahaflar da almıyor. Ne yapacağım bilmiyorum. Galiba hepsi geri dönüşüme gidecek 😦 Kitaplığımda yer açmam gerekiyor.

332385_2Bugün Savaşalp‘le takıldık biraz. Esnaf Sarayı‘nda epey vakit geçirdik. Bir tane de yeni sahaf keşfettik. Bir de oyuncakçıya girdik. Askerden sonra kullanmaya başladığım Nokia 1200’a yeni bir kapak aldım. Eski kapak kırılmıştı. Ahmet Ümit‘in Kar Kokusu kitabını aldım.

Bir de Philip Reeve‘in Yürüyen Kentler serisinin 1. kitabını aldım. Umarım güzel bir seridir. Biraz okumaya başladım. Hemen sardı beni kitap. Gelecekte bir zamanda yaşadığımız kentler, mobil bir hale 234271_2geliyorlar. Altlarında birer tekerlekle dünya üzerinde dolaşmaya ve kendilerinden daha zayıf kentleri avlamaya, onların kaynaklarını kullanarak yaşamlarını devam ettirmeye çalışıyorlar. Tür olarak fantastik bilim kurgu diyebileceğimiz kitap aslında steampunk akımının da bir örneği sayılabilir.

Evde, sevdiklerimle ve Eskişehir’de zaman geçirmenin ne kadar kıymetli olduğunu bu beş günlük izin bana hatırlattı sevgili okur. Pazartesi yine Bilecik‘e dönmek zorundayım. Ne zaman kurtulurum bilmiyorum, ama bir süre daha bu hayata devam edeceğim. Bu hayata demişken, evet, Bilecik’e git gel yapmaya devam ediyoruz Hasan Hüseyin‘le. Şu an için işler yolunda. Gayet güzeliz. Öğrenciyken beş yıl boyunca her sabah ve akşam, yaz ve kış (kışın okul, yazın da yaz okulu) sürekli olarak günde 2 defa ikişer aktarma yaparak toplam 1 saat yol gittim. o yüzden şimdi arabayla Bilecik’e gidip gelmek çok koymuyor açıkçası. Umarım olabilecek en kısa sürede Eskişehir’de tam zamanlı olarak yaşamaya başlarım.

Kullandığım bu beş günü çıkarınca geriye 35 gün daha iznim kalıyor 🙂 Bunun 15 gününü yine bu yılın sonuna doğru kullanacağım.

IMG_20140912_152024.jpgEKLEME: 14.09.2014. Seval’le Bursa’da buluştuğumuzu eklemeyi unutmuşum. Onu da ilave ettim. Bir de Öner Abi’mle olan bir fotomuzu koydum.

Turkcell’le Yaşadığım Nakit Sıkıntısı

Geçen pazar günü faturasız hattıma bir konuşma paketi yükletmek ve data hattıma da internet paketi yükletmek için bir Turkcell İşlem Merkezi‘ne gittim.

Malum Turkcell diyince akla gelen ilk şey kazık fiyatları oluyor. Her neyse, 4 GB’lık internet paketini 39 liraya aldım. 1 GB’lık paket 29 lira olunca mecburen böyle bir seçim yaptım. Görevli arkadaş hemen elindeki pos makinesine data hattının numarasını girdi ve internet paketini yükledi. Daha sonra faturasız hattıma konuşma paketi yüklemek istediğimi söyledim. Hemen yine o pos cihazına numaramı girdi ve hattıma yüklenebilecek paket olarak 250 dakika her yöne 250 sms ve 250 mb olan saçma bir paket olduğunu söyledi ve bu paketin fiyatı 23 lira! 19 liraya 500 dakika (250 + 250) yapabiliyordum daha önceden, hatta yapmıştım. Şimdi ne oldu lan?

Bu saçma paketi de aldıktan sonra 39 + 23 liralık ücreti alması için kredi kartımı uzatınca görevli eleman “ama ben yüklemeyi nakit olarak yaptım” dedi. Ben de, bana sordunuz mu peki, dedim. İptal edin o zaman, diye ekledim. Yok edemem, hatta yüklendi artık, nakitiniz yok mu, dedim. Yahu, dedim, 62 liralık ücreti ben neden nakitten vereyim, kartt varken, dedim. Yapabileceğimiz bir şey yok, dedi. Lanet edip cebimdeki 70 lirayı, son nakit paramı, çıkarıp bunlara verdim. Ve o gün nakit yapabileceğim alışverişlerimi yapamadım. Çünkü her alışverişte kredi kartı kullanamıyorsunuz.

Şimdi Turkcell’i neden sevmiyorum? Kazık çünkü. Paketlerin fiyatlarına bak. Sorun yaratıyor çünkü. Neymiş nakit ödemeymiş, kartla ödemeymiş, mağdur ediyor. Müşteriye saygısı yok çünkü. Kaç yıldır kullanıyorum, neden faturalı değilim diye neredeyse konuşma paketi vermeyecek uygun fiyata. Evet, işte bu yüzden sevmiyorum. Başka bir operatöre geçsem, biliyorum ki sıkıntı yaşayacağımi çekmeyecek falan. Ya da benim geçtiğimi gören Turkcell müthiş indirimler yapmaya başlayacak, boşuna hat değiştirmiş olacağım.

Turkcell’le geçmişte yaşadığım sıkıntılar aşağıdaki gibi:

Turkcell ve Sarı Kutu Deneyimim

Malum, Turkcell‘in Sarı Kutu isminde bir programı var. Üye olduğunuz her ay için belli miktarda puan kazanıyorsunuz, sonra bu puanlarla ıvır zıvır bir sürü şey alabiliyor, kampanyalara katılabiliyorsunuz.

Ben de yılbaşından önce buradan bir sevdiğime bir hediye alayım istedim. 5000 küsür puanım olduğu için 5000 puana Turkcell Mağaza‘dan 50 TL hediye çeki alıp üzerine de yine birşeyler koyarak güzel bir aksesuar alayım dedim. Puanımı kullandım. Hediye çekimi aldım. Alışveriş yapmak üzere Turkcell Mağaza’ya girdim. Burada piyasada normalde 15 liraya bulacağınız kılıflar mesela 30 lira.  75 liraya satılan aynı marka model şarjlı kılıflar 180 lira falan. Yani süper kazık. Acayip kazık. Turkcell sözde 50 liralık indirim kuponu veriyor da, sen onu kullanıp anca ürünü normal fiyatına alabiliyorsun. Neyse. Ürünü seçtim sepete ekledim. Ödeme sayfasına geldim. Kampanya kodunu seçtim, indirim uygula dedim. İndirim uygulandı diye mesaj verdi ekran. Ödeme kısmında ancak indirim uygulanmış fiyat gözükmedi. Dedim herhalde burada böyle yazıyor, ama faturada indirimli fiyat gözükecek. Nah gözükecek! Büyük bir aptallıkla ödeme onayı verdim.

Hemen bankanın internet şubesinden kartın provizyon işlemlerine baktım, bir de ne göreyim! İndirimsiz fiyattan almışım! Hemen Turkcell’i aradım. İşlemimi iptal edin, ben indirim kodumu kullanamadım dedim. Bankanızla görüşün dediler. Bankayla da görüşünce, banka bana satış iptalini ancak ürünü aldığınız yer yapar dedi. Ki haklı da. Neyse tekrar Turkcell’i aradım. Durumu anlattım. Bakın dedim, 31 Aralık’a üç beş gün var, işlemi iptal edin ben şu kodu yeniden kullanayım, Aynı ürünü bir daha deneyeyim de alayım, dedim. Bana ürünü hiç kargolamayın hatta, dedim. Hattaki hanım bana tamam edicez, beklemede kalın dedi. Arkadaş bekle bekle iki gün, arayan soran olmadı. Sonra ben yine aradım. Dedim bakın mağazada doğru dürüst bişey kalmadı, puanım da gitti. İşlemi de hala iptal etmediniz. Haklısınız dediler ve bana 5000 puanımı iade ettiler. Ama Mağaza’da alabileceğim bir ürün kalmadı.

Yılın son günü puanım boşa gitmesin diye 3 ay boyunca kullanabileceğim aylık 250 MB internet aldım. Bir de denemek için 1 aylık Turkcell TV Standart paketi aboneliği aldım. Sarı Kutu böylece patladıktan ve işe yarar doğru dürüst bir şey alamadıktan sonra bu sefer de ödediğim paranın geri ödenmesi derdine düştüm.

Az önce yine kontrol ettim. 23 Aralık 2013 tarihinde yaptığım ve aynı gün iptal edilmesini istediğim işlem için bugün, 16 Ocak 2014 günü halen bekliyorum. İşlem iptal edilip param halen bana ödenmedi. Yazıyı yazarken Turkcell’i aradım yine. Yok kısaca bahset, müşteri hizmetlerine bağlanmana gerek yok kısaca bahset, tamam hizmet kalitesi için kayıt altına alıcaz,  paran gidecek, ses tanıma kaydınız, Turkcell beni sesimden tanır falan derken 5 dakka sürdü bağlanmam. Görevliye durumu anlattım. Dediğine göre en yüksek düzeyde önemle bekliyormuş. Şimdi ben aradığım için bunu daha da yüksek düzeyde önemle beklemeye almışlar.

Evet, bekliyoruz bakalım.

Bu Aralar Turkcell ve Ben

Yıllardır Turkcell kullanırım sevgili okur. Ama geçen ay Turkcell’e olan güvenim epey sarsıldı. Sağda solda duyduğum o kazıklanma hikayelerinin bir benzeri de benim başıma geldi.

Netbook’tan internete girmek için bu yılın başlarında 12 ay kontratlı ve sabit fiyat garantili olmak üzere, ayda 30.90 TL’ye 5 GB kotalı bir data hattı satın aldım. Vınn almama gerek yoktu, çünkü netbook’ta hali hazırda bir sim kart yeri vardı.

Aylarca bu paketi sıkıntısız kullandım. Ağustos ayının sonlarına doğru bir gün netbook’u açıp 3G bağlantımı başlatınca bir sms aldım. (Bu arada data hatları ile sms alabiliyor fakat konuşma yapamıyorsunuz.) SMS’te şöyle yazıyordu:

27.08.2013 20:16 – Fixmobi Video Paketiniz basladi. Videolari indirmek icin wap.fixmobi.com u ziyaret edebilirsiniz. Paketiniz tum vergiler dahil haftada 10 TL olarak ayda 40 TLye iptal edilmedigi surece yenilenecektir. Aylik servis ucreti hattinizda yeterli bakiye yoksa gunluk 1.4 TL olarak  tahsil edilecektir. Paketiniz suresince herhangi bir data ucreti odemeden sinirsiz video izleyebilirsiniz. Iptal etmek icin IPTAL FIXMOBI yazip 6669a gonderebilirsiniz. Iptal edilen hafta icin ucret iadesi yapilmamaktadir. MH: 05327558469

İyi de benim böyle bir talebim olmamıştı ki? Hemen müşteri hizmetlerini aradım ve bu paketi iptal ettirdim. Benim kontrolüm dışında beni böyle bir servise nasıl üye yapabildiklerini sordum ve şöyle bir cevap aldım. Bu Fixmobi denilen saçma servis, Turkcell’in iş ortağıymış. İş ortağının yaptığı bu tür işlemlere müdahele edemiyorlarmış. Yani Turkcell’in iş ortağı olan başka bir firma çok daha pahalı bir servise sizi böyle isteğiniz dışında üye yapabilir.

İsteğiniz dışında dedim, bunu da çok iyi savunuyorlar. Siz mutlaka bir yerde bir şeylere tıklamışsınızdır, diyorlar. İyi de ben bu hattı cep telefonumda kullanmıyorum ki? Netbook’tan bağlanıp sürekli kullandığım bloguma, facebook’a, mail hesaplarıma vs. giriyorum.

Ay sonu gelip de fatura elime geçince normalde 30.90 TL olması gereken faturanın 40.90 TL olduğunu gördüm. Yine aradım Müşteri Hizmetleri’ni. Bu fazladan 10 TL “Katma Değerli Servisler” olarak gözüküyor, işin aslı nedir, diye sordum. cevap yine aynı oldu: Fixmobi.

Meğer bu “iş ortakları” böyle böyle insanları istekleri dışında paketlere üye yapıp, hemen iptal ettirseler bile haftalık ücretlerini alıyorlar. Böylece üye yapıldığım aynı gün iptal ettirip bir kere bile kullanmadığım bir servis için 10 liramı gasp ettiler. Fixmobi’nin sözde müşteri hizmetlerine bir mail attım ve şöyle bir cevap geldi:

Üyelik kanalı : Mobil tanıtım sayfası: http://m.muzikvideo.mobi/Landing/test?t=mf8 (Operatör interneti kullanarak telefonun tarayıcısı üzerinden giriş sayfasındaki kullanım şartlarının altında bulunan “onaylıyorum” kutusunu işaretleyip “tamam” tuşuna basarak)
Abonelik başlangıç tarihi: 27.08.2013 20:16
Toplam ücretlendirme: 10,0
Abonelik Durumu: İptal / İnaktif
Telefon modeli: Mozilla/5.0 (Windows NT 6.1) AppleWebKit/537.36 (KHTML, like Gecko) Chrome/28.0.1500.95 Safari/537.36
IP: 213.43.151.152

Ücretlendirme indirilen içerikler üzerinden değil haftalık servis üyeliği üzerinden gerçekleşmektedir.
Kullanıcı herhangi bir içerik indirmemiştir. Sisteme kayıt olurken verilen onaylardan dolayı herhangi bir ücret iadesi yapılamamaktadır. İptal edilerek BL alınmıştır.

Operatör interneti kullanıp telefon üzerinden bilmem nereye onaylıyorum demişim. Bunun yalan olduğu zaten açık, ben bu interneti telefondan değil, netbook üzerinden kullanıyorum. Ben paketi üye yapıldığım tarihin ertesi günü iptal ettirmeme rağmen, bana üyelik iptali mesajının geldiği tarihe bakın:

Giden SMS >> 16.10.2013 20:39 – FIXMOBI Video paketiniz  iptal edilmistir. 25.09.2013 tarihine kadar ucretsiz icerik hakkiniz vardir. Talebin geldigi hafta ucret iade edilmez. Yeniden paket baslatmadiginiz surece, bundan sonra ucretlendirilmeyeceksiniz. Tesekkur ederiz. Yardim: 5327556669

Uzun lafın kısası, şanslıyım. Çünkü Turkcell’in başka bir “iş ortağı” bana çok daha büyük bir kazık atabilir, Turkcell de kaç yıllık müşterisini bu mağduriyetten kurtarmak için eli kolu bağlı oturabilirdi. Bu seferlik 10 TL ile kurtadığım için şanslıyım. Fixmobi’nin bana attığı e-posta’nın ekran görüntüsünü de koyuyorum.

Tıklayınca büyür

Turkcell’le olan ilişkimiz, epey uzun solukludur. Yıllardır kontorlü, pardon “ön ödemeli” hat kullanıyorum. Faturaya geçmek için hiçbir zaman iyi bir fırsat karşıma çıkmadı. Ama geçtiğimiz arefe günü Bilecik’te hep gittiğim Turkcell İşlem Merkezi‘nde o fırsatı gördüm. Faturaya geçerseniz “ayda 10000 SMS her yöne, 1000 dakika her yöne, haftada iki gün Turkcell’lilerle bedava ve 1 GB internet” toplam 62 TL’ye geliyordu. Ben zaten aylık 60 TL yüklüyordum hattıma. Düşündüm, tamam lan, dedim. Yaklaşık 5 dakika sonra geçmiş oldum faturalı hatta.

Aradan bir iki gün geçince bana dank etti: Lan ben şubatta askere gideceğim! Neyse, o hafta başı tekrar gittim Turkcell’e. Oradaki elemanla gide gele zaten samimi olmuştuk. Durumu anlattım. Faturalı hattı 1 ay kullanma zorunluluğum olduğunu öğrendim. 1 aydan sonra da 10 TL cayma bedeli ödeyip tekrar faturalı hatta geçebileceğimi öğrendim. İçim rahatladı. Faturayla ilgili bir diğer sıkıntı da şey oldu aslında, internet paketi sınırsız değil. Yani 1 GB dolunca dolmuş oluyor ve aştığın her kb faturaya yansıyor. Faturasızdayken kullandığım pakette internetin hızı düşüyordu sadece.

Şimdi kasım ayının sonunda gidip bu faturalı hattı tekrardan faturasıza çevireceğim. İnternet için kullandığım 3G hattımı da 12 aylık taahhüt bitince faturasıza çevireceğim. Ben askerdeyken faturasız olarak beklesin 🙂

Turkcell’den Beklediğim Kampanya!

Yaklaşık 10 yıldır abonesi olduğum Turkcell, özellikle son 2 yıldır beklediğim o kampanyayı nihayet yaptı sevgili okur! Turkcell abonesiysen ve Genç Turkcell‘liysen ayda 19 liraya her yöne tam 500 dakika konuşabilirsin! Üstelik üstüne 5 lira daha verip ayda her yöne 1500 sms alabilirsin! Bu kampayanın adı: Kafamıza Göre Paket.

Ben telefonu internet için kullanmıyorum. Dolayısı ile konuşma ve mesaj benim için yeterli oluyor. Daha önce 12 tl’ye her yöne 5000 sms alıyordum. Ulan en fazla 1000 sms atıyordum boşu boşuna dünyanın parasını veriyordum. Üstelik telefonla konuşamıyordum bile. İnternete girmediğim için bana verilen 100 MB internet hakkı  da öylece kalıyordu. Bir ayda atabildiğim en fazla 1000 sms için 12 lira vermek çok koyuyordu. Şimdi bu paketle 5 TL’ye istersen 500 MB da internet alıyorsun.

Sırf adam akıllı telefonla konuşabileyim diye önce hattımı değiştireyim dedim. Ancak Turkcell’in kalitesinden vazgeçemedim. Madem hat değiştirmedim, bari faturalıya geçeyim dedim. Tam bir iki gün içerisinde bayiye gidektim ki dün şans eseri Turkcell’den gelen bir mesajı silmeden okudum. Mesajda yukarıda anlattığım kampanyadan bahsediyor ve bana gnctrkcll.com‘a uğramamı tavsiye ediyordu.

Valla kampanya süper. Turkcell umarım bunu devamlı hale getirir. Yalnız şöyle bir durum var: 19 TL verip her yöne 500 dakika konuşma paketi aldıktan sonra diğer 5 TL’lik paketleri alabilirsiniz. Bu 5 TL’lik paketleri tek başına alamıyorsunuz.

Proofhead İtalya’da! – 1. Gün

İtalya yolculuğumun ilk kısmı Türkiye’den evimden ayrılıp Roma’ya kadar geçen kısımdan oluşuyor.

Geçtiğimiz cuma günü saat sabah 11.00’de İsmail Ayaz ile yola çıktım. Sözde VIP koltuk olduğu için 38 liralık evlat acısı bir bilet parası ödedim. Yolda can sıkıntısı ve tam beş buçuk saat süren yolculuktan dolayı 4 film izledim. Kimisinin ortasında kapandı, kimisini dönüşümlü izledim falan. Ama Oxford Murders ve Indiana Jones ve Kristal Kafatası Krallığı filmi çok iyiydi.

Otobüste başıma bir de ilginç bir olay geldi. İzmit’ten otobüse orta yaşlı bir adam bindi. Adam bana o kadar tanıdık geldi ki ama bir türlü çıkaramadım kim olduğunu. Sonradan aklıma biri geldi ama emin olamadım. Otobüsten inince dayanamadım sordum ve haklı çıktım. Adam yani Ertunç dayı, aslında annemin öz dayısı çıktı 🙂

Esenler’de bir süre bekledim ve halamın eşi Nurettin Amcam beni almaya geldi. Halamlara geçtik. Burada o gece ve cumartesi gecesi kalıp dinledim. Pazar sabahı saat 06.30’da evden çıktık. Saat 07.00 gibi havaalanına geldik. Burada havaalanında çalışan bir akrabamız ile içeri girdim. Ne yapacağımı bilmiyordum açıkçası. Önce sorup soruşturup THY’de check-in denen işlemi yaptım. Burada valizimi verdim ve Cagliari’ye bağlantılı uçuşum işlendi valizin üzerine. Adam bana artık valizle uğraşmama gerek kalmadığını söyledi.

Bu işlemde internet biletimi yazdırdım. Daha sonra yurtdışına çıkarken ödenen 15 liralık harç parasını ödedim. Daha sonra artık kapılara giden gidişe yaklaşırken birden müthiş bir şey fark ettim! Biletin üzerinde kalkış saati olarak 07.20 yazıyordu ama saat 07.40 civarındaydı. O an başımdan aşağıya kaynar sular döküldü uçağı kaçırdım diye. Sonra orada gişedeki memura sorunca “Hayır, o saat gittiğiniz yerin saatine göre, bu uçak 08.20’de kalkacak” dedi. Lan nasıl rahatladım anlatamam. Neyse epey bir yürüyüp çıkış yapacağım kapının önüne gelince acayip bir kuyruk gördüm. Neyse üstümüzü başımızı çıkardık, aradılar falan. Daha sonra dış kapıya geldim. Tam bileti verdim dışarı çıkacakken bizi uçağa götürecek olan otobüs dolduğu için ikinci otobüsü beklemem gerektiğini söyledi görevli. Neyse bir süre sonra otobüs geldi bindim ve uçağın yanına gittik. Uçağa bindim. Bir de baktım ki tüm uçak Japon! Lan nasıl iş anlamadım. Koltuğum koridor tarafındaydı.

En nihayetinde uçak süper bir kalkış yaparak havalandı sevgili okur. Yolculuğum çok sessiz geçti. Kimse ile konuşmadım. Hostesle biraz konuştuk sadece. Bu arada buradan tüm THY aşçılarına özellikle de arkadaşım Sevinç’e bir selam yollayayım, uçakta kahvaltı olarak verdikleri menü süper sevgili okur. Lan habire yedim içtim. Bir mantarlı yumurta vardı öff süperdi 🙂

Uçak artık Roma’ya geldiğinde kemerimizi falan bağladık inişe başladık. İndik indik indik en son yere konduk. Sonra en az (bak yemin ediyorum en az) 10 dakika pilot uçağı yerde sürdü. Gittik gittik gittik ve nihayet durduk bir yerde.

Hemen atladım doğru pasaport geçişine gittim. Adam yeşil pasaportumu aldı, suratıma baktı. Mührü bastı geçti. Daha sonra sıra biletimi almaya gelmişti. Alitalia isimli hava yolu şirketinin yeşil amblemini nerede görsem gittim yardım istedim lan. Ama kimse doğru dürüst İngilizce bilmiyor. En son bir kız buldum hem çok güzel hem de çok iyi İngilizce konuşuyor. Onun yardımıyla gittim Terminal 1’i ve gişeyi buldum, yazdırdım bileti. Burada bana sordu memur “cam mı koridor mu abi” diye. Dedim “Cam ver güzelim.

O güzel kız da sağolsun cam kenarı verdi. Daha sonra hızla kontrolden geçip uçağın kalkacağı kapıya gidip yine 2 saat bekledim. Bu esnada tanıdık gelen tek şey bir büfede çalan Sad But True oldu. İki saat sonra kapıyı açtılar ve yavaş yavaş almaya başladılar bizi. Lan şansıma yine tam bana geldi kadın “prego, mrego, osso, üsso” bişeyler dedi. Ben de “English please” dedim. O da “Please wait” dedi. Yani yine beklemeye başladım. Bir 10 dakika kadar bekledim ve otobüs yine geldi. Bu anda bendeki “küçük kızların bana kitlenerek bakması” özelliğimin uluslar arası olduğunu gördüm. Üzüldüm kendime.

Bu arada Roma’da cep telefonumu açınca Turkcell’den mesaj geldi. Ücretsiz arayın açalım yurtdışı aramalara diye. Aradım ben de. Açtırdım. Tarife çok basit. Eğer Türkiye’yi ararsan dakikası 1 lira. Seni Türkiye’den ararsalar arayana dakikası 1 lira yazıyor, sana da arama başına 1 lira yazıyor. Ama olsun, annemi aradım. Dayım da beni aradı. Görüştüm süper oldu.

İtalya’da Roma’dan kalkıp Cagliari’ye gelen uçakta yerim arkalardaydı sevgili okur. Cam kenarı olması süper oldu. Tam kalkış anında video çektim. Süper fotoğraflar çektim.

Bu uçakta inerken basınç kötü etkiledi ve sol kulağım ağrıdı. Halen ufak ufak ağrıyor. Bu arada iki uçak yolculuğum boyunca da aralıksız Sabhankra dinledim.

Uçak nihayet Cagliari’ye indi. Ama uçağın kapısını açmadılar. Bir süre bekledik. Önce İtalyanca sonra da İngilizce olduğunu iddia ettikleri bir dilde bir şeyler dediler. Lan İngilizceyi çok hızlı ve çok bozuk konuşuyorlar, bir halt anlamadım. Tam o anda arkamdan “hay ulan lan hadi be” diye bir ses duyunca hemen döndüm. Baktım adama, Abi Türk müsün, diye sordum. Evet kardeşim, dedi. Sonra uçağın kapısı açılana kadar konuştuk. Bunlar iki arkadaş, başka bir için gelmişler. Neyse vedalaştık. Havaalanına girdim. Baktım valizler geliyor. Bekledim, bekledim benim ki gelmedi. Sonradan dank etti, o iki Türk’ten biri dedi, senin uçuşun uluslar arası olduğu için git o bölümden bak diye. Neyse o bölüme gittim. Oradaki yine İngilizce bilmeyen adam İstanbul dedim. Haa, Stanbule, Stanbule dedi ve bir düğmeye bastı. Benim valiz çıktı geldi önüme.

Hemen aldım valizi, doğru dışarı çıktım. Orada elinde “Forgea International” yazan bir adam, Mr. Cario, beni bekliyordu. Kısaca selamlaştık. Hemen arabaya gittik. Bindim arabaya. Hareket ettik. Yolda çok az konuştuk. Otelin önüne geldik, hemen ayrıldı.

Otel burası

Otele girdim, resepsiyona yaklaştım. Dedim ben misafiriyim Forgea’nın. Orada duran sarışın mükemmel hatun, güldü falan sonra çıkardı 210 numaralı odayı verdi.

Odaya çıktım, oda sade ama güzel döşenmiş. Tek kişi kalacağım odada çift kişilik bir yatak, kitaplık, çalışma masası, uydu alıcı, dolap, bol bol çekmece falan var. Fena değil yani.

Oda da biraz durduktan sonra Luisa ki kendisi bu sistemin organizatörüdür, o aradı aşağı lobiden. İndim aşağı. Tuncay Hoca’mın hediyesini ilettim. Aldı, açtı baktı. İtalyanca bir şeyler konuştular resepsiyondaki hatunla. Beğendi galiba. Sonra facebook’a girip Alperler’le konuştum. Özledim hepsini.

Daha sonra dışarı çıktım. Cagliari’yi hızlıca üstünkörü olarak dolaştım ve buranın Akif Hoca’nın ben giderken tarif ettiği yer olmadığını gördüm. Her şey çok pahalıydı lan.

Yani şaraplar falan pahalı, market göremedim hiç. Pizzacıları gözüm kesmedi ilk etapta ben de kalktım Mc Donald’s’a gideyim dedim bari ilk günlük. Lan McKing menü aldım 7 Euro!

Bu arada burada çok fazla zenci var. Yani her yerde var. Garip.

Bu faslı da halledip az önce otele döndüm. Oturup bu yazıyı yazdım. Şu an lobideyim. Mümkün olduğunca her günü bu şekilde anlatacağım. Çektiğim fotoları da yazıya eklemek sıkıntı olabileceğinden şimdilik facebook hesabıma yükleyeceğim. Eve dönünce sadece video ve fotoğraftan oluşan bir post daha hazırlayacağım.

Hepinizi seviyorum. Bu arada poofhead.net yazınca İtalya’da açılıyor lan 🙂

GSM Firmalarının Geri Dönüşü

Kısa süre önce yazdığım şu yazıyı hatırlayacaksın sevgili okur. O yazının sonunda yollayacakları cevapları merakla bekliyorum yazmıştım.

Bu şikayet maillerine ilk olarak Turkcell karşılık verdi. Önce bir mail attılar şikayetinizi işleme aldık diye. Ertesi gün de hemen aradılar. Arayan bayan şikayetimde haklı olduğumu, söz konusu Turkcell İşlem Merkezi hakkında işlem yapacaklarını söyleyip özür diledi benden. Meğer adamların yaptığı hat taşıma işlemi de usulsüzmüş. Konuşmanın ardından bir telefon daha geldi. Bu telefonda da az önce konuştuğum görevlinin hizmet kalitesini değerlendirmem istendi. Ben de iyi not verdim 🙂 Yani Turkcell, gerçekten de müşteri memnuniyetine acayip değer verdiğini gösterdi. Ben şikayet maili yolladıktan sonra 24 saat içinde bana cevap verdiler. Mağduriyetimi gidermem için de yol gösterdiler.

18 Ağustos’ta attığım maile 31 Ağustos’ta AVEA da nihayet cevap verebildi. Benim şikayet mailimi ve onların bu şikayetime karşılık yolladıkları cevabı da aynen veriyorum.

Benim mailim:

İrtibat no olarak verdiğim hattımı zamanında arkadaşım bana hediye etmişti. Şimdi ben bu hattı kendi üzerime almak istiyorum. Ancak geçen gün bu işlem için bir Avea Bayiisine gittiğimde “36 liralık” inanılmaz bir ücret söylediler. Çok değil birkaç sene önce başka bir GSM operatöründe aynı işlem ücretsiz yapılıyordu. Bu işlem için 36 lira çok fazla değil mi? Bu kadar yüksek bir ücret ödemelerini isteyerek müşterilerinizin hatlarını sahiplenmelerini engellemek de nasıl bir mantıktır anlayamadım.
Lütfen bu konuyu değerlendirip bu işlemi kısa süreliğine de olsa ücretsiz yapın ya da 36 liralık bu yüksek ücreti düşürün.
Saygılar.

Bana gelen cevap:

Sayın Mesut Ciftci,

Zaman ayırarak bize yazdığınız için teşekkür ederiz.

Hat devri, faturalı hattın başka bir şahıs veya şirkete devredilmesi işlemidir. Şirketten şirkete, şirketten şahısa, şahıstan şirkete veya şahıstan şahısa gibi her türlü devir işlemi yapılabilir.

Faturalı hat devri için başvurular Avea İletişim Merkezleri’nden gerçekleştirilmektedir. Bu işleminin gerçekleştirilebilmesi için, devralan ve devreden olmak üzere her iki tarafın da devir formunu doldurup imzalaması gerekmektedir. Devreden taraf sadece kimlik fotokopisini bırakırken devralan yeni abonelik için gerekli evrakları ibraz etmeli ve abonelik sözleşmesi doldurmalıdır. Bu işlem için Avea İletişim Merkezlerinde devir ücreti tahsil edilmeyecek, ilk hat tesisinde alınan Özel İletişim Vergisi, devralan müşterinin ilk faturasına yansıyacaktır.

Daha detaylı bilgi ve tüm sorularınız için, anında görüşmek üzere 7 gün 24 saat, Avea hatlı cep telefonunuzdan 500’ü, sabit hatlardan ise 444 1 500’ü tuşlayarak Müşteri Hizmetleri’mize ulaşabilirsiniz.

Saygılarımızla;

AVEA İletişim Hizmetleri A.Ş.

Müşteri Hizmetleri Yetkilisi

Elif

AVEA’nın yolladığı bu cevaptan bir halt anlamadım. Şimdi benim devralacağım hat faturasız hat. Dolayısıyla ben yine de bu parayı verecek miyim? Yani ne olurdu siz de Turkcell gibi arasaydınız da bana yardımcı olsaydınız?

GSM Firmalarının Tırtlığı

Şu son bir ayda başıma gelen iki olayı şikayet ettim az önce her bir firmaya sevgili okur. Şikayet maillerimi sizinle de paylaşayım dedim. İlk şikayet mailim Turkcell‘e:

Uzun süredir avea’da kullandığım ve babamın üzerine olan hattımı geçen gün Eskişehir Kızılcıklı Caddesi üzerindeki bir TİM‘e giderek Turkcell’e geçirmek istediğimi söyledim. Oradaki görevliler hemen aşırı bir ilgi gösterip sadece babamın kimliği ve birkaç imza ile hallettiler işimi. Numaramı değiştirip değiştiremeyeceğimi sordum. Bana hat taşındıktan sonra bu işlemi ücretiz yapabileceğimi, istediğim numarayı alabileceğimi ve hatta numaramın Turkcell’le başlayabileceğini bile söylediler. Dediğim gibi buraya kadar herşey mükemmeldi. Birkaç gün sonra hattımı almaya gittiğimde yine aynı taşıma işlemini yapan kişiye numaramı değiştirmek istediğimi söyledim. Bana birkaç gün sonra gelmemi söyledi bu kişi. Birkaç gün sonra yine gittim. Epey uzunca bir sıra olduğundan bir süre bekledim. Sonra durumu anlattım. Bu sefer bana bu işlemi yapamayacaklarını, illaki hat sahibinin gelmesi gerektiğini söylediler. Yani koca hattı babamın kimliği ile babam olmadan taşıyorum ancak babamın kendisi olmadan numarayı değiştiremiyorum. Ertesi gün babamı yolladım. Bu sefer de babama böyle bir işlem yapamadıklarını, böyle bir hizmet olmadığını, doğrudan müşteri hizmetleri ile görüşmemiz gerektiğini söylediler. O akşam müşteri hizmetlerini bana 5 numara arasından bir numara seçtirdi ve numaramı en nihayetinde değiştirebildim.
Şimdi burada sorum şu: Tüm o ilgi alaka müşteriniz olana kadar mıydı? Bugün git yarın gel mantığı müşteriniz olduktan sonra mı başlıyor? Yoksa TİM’lerde çalışan personel ne yapıp ne yapamayacaklarını mı bilmiyor?

Diğer bir şikayet mailini de Avea‘ya attım sevgili okur:

İrtibat no olarak verdiğim hattımı zamanında arkadaşım bana hediye etmişti. Şimdi ben bu hattı kendi üzerime almak istiyorum. Ancak geçen gün bu işlem için bir Avea Bayiisine gittiğimde “36 liralık” inanılmaz bir ücret söylediler. Çok değil birkaç sene önce başka bir GSM operatöründe aynı işlem ücretsiz yapılıyordu. Bu işlem için 36 lira çok fazla değil mi? Bu kadar yüksek bir ücret ödemelerini isteyerek müşterilerinizin hatlarını sahiplenmelerini engellemek de nasıl bir mantıktır anlayamadım.
Lütfen bu konuyu değerlendirip bu işlemi kısa süreliğine de olsa ücretsiz yapın ya da 36 liralık bu yüksek ücreti düşürün.
Saygılar.

Şimdi bu maillere yollayacakları cevapları merakla bekliyorum. Yani adamları ters köşe yapmak ya da laf sokmak gib bir amacım olmadı bu mailleri atarken. Bakalım onlar da benimle aynı şekilde düşünüp cevap verecekler mi? Hadi bakalım.

Ejderhaları Seviyorum!

Ejderha

Bugün başladım yeni tema üzerinde çalışmaya. Başlığın size anımsatacağı üzere gözümün önünde bir ejderha olsun istiyorum lan. Onu ayarlamaya çalışıyorum işte. Bu arada fotoğrafçılardan halen daha ses çıkmadı. Galiba iş yine başa düştü 🙂 Bakalım onu da ayarlayıp koyarım birkaç güne. Ama beni anlatabilecek bir fotoğraf ne olur ki lan diye düşünüyorum cevabı bulamıyorum. Bu yeni temayı çok sevdim gerçekten. Diğer temada elim ayağım bağlıydı. Ama bu öyle değil; maşallah diyim çok fazla avantaj veriyor bana.

Bugün Volkanların yeni Macaristanlı arkadaşlarının yanına uğradım. Mesaj atmış çocuk. İnternetleri bozukmuş bir de klozetle ilgili bir sorunları varmış. İnternetle ilgili sorunu çözdüm. Hem de nasıl biliyor musunuz? Modemi açıp kapattım. O kadar! Lan ne biliyim, Dünya’nın herhangi bir yerinde yaşayan bir internet kullanıcısı bunu biliyordur değil mi? Yoksa bu resetleyince düzelme olayı Türkiye İnternetine özgü bir durumdur? South Park‘ta bile bölüm vardı lan bununla ilgili. (Sezon 12 Bölüm 6: Over Logging)

Her neyse, interneti aşırı uğraşlarım (!) sonucunda düzeltince klozete de baktım. Klozetin de çok ilginç bir şekilde yukarıdaki musluğunun vanası ve musluğu çalışıyordu. Ancak sorun arkadaki depoyu dolduran vananın çalışmıyor olmasıydı. Yoktu yani, hiç bir şekilde çalıştıramadım. Çocuklara da bir süre idare etmelerini, oradaki bir kovayı kullanmalarını söyledim. İyi yaptım. Sonra ayrıldım. Oradan eve dönerken işte aklıma az önce anlattığım ejderha konsepti geldi.

Lan kardeşime helal olsun! Yani cidden olsun. Bizim sitenin bir takım abidik gubidik işlerini malumunuz para ile tutulan bir takım insanlara yaptırıyoruz. İşte sitenin duvarlarının dibinde biten otları yoldurmak, kuyu kazmak falan gibi. Kardeşim de gidip yöneticiyle anlaşmış bu seferki ot yolma işi için. Sitenin dört köşesindeki (total uzunluk olarak 300 metre yok) otları 30 liraya yoldu bugün. Üstüne üstlük bir de ihale aldı, bahçede bir köşede yığılı duran en fazla iki el arabası çakıl taşını da yine ücret karşılığında alıp başka bir yere dökecek. Sen ne yaptın Mesut? Anca evde otur salak salak.

Salağım sevgili okur salak. Dün sağolsun Sedat Hoca yorum yazmış bloga. Calculus II‘den kaldığımda yazdığım yazıya. Onu okudum yine moralim bozuldu az önce. Lan ne olurdu ki geçsem?

Arşivimi DVDlere aktarıyorum bu ara harddiskte yer açılsın diye. Gidip bir de onlara kapak bastırıyorum. Kutularına koyunca ne kadar güzel duruyorlar anlatamam. Geçen mesela Big Bang Theory‘e yaptım. Bildiğin orjinal oldu be. Onlarla uğraşıyorum işte evde.

Turkcell VINN


Seval
, 3G modemi aldı kendisine. Birkaç gündür araştırıyoruz. Vodafone acayip kazıkmış onu anladık. Şu an için piyasadaki en mantıklı ve ucuz paket yine Turkcell‘de. Haa, ucuz dediğime bakmayın. Pahalının ucuzu. Şöyle ki, 12 aylık pakette aylık 4 gb kota, 3G VINN E176 hediye, ilk 3 ay 19 lira, sonraki aylar da 49 lira. Ha bir de 31.78 liralık açılış vergisi Turkcell’den hediye. Yani piyasada var olan tarifelerden en güzeli ve en az kazık atanı, en az çakallık yapanı bu. Bir sıkıntı olması durumunda lanet olsun diyip 1 sene dişinizi sıkıyorsunuz işte.

Bu kadar sevgili okur. Daha fazla sıkılma diye bu kadar.