Tag Archives: türker

Mini Vidalama Makinesi Yapımı

Bir süredir internette izlediğim videoların etkisiyle kendime el altında bulundurup ufak tefek işlerimi yapmama yarayacak bir vidalama makinesi yapmak istiyordum. Biraz mekanik, biraz elektrik ve biraz da tasarım içeren bu projem, koronavirüs sebebiyle biraz geç bitti ancak sonuçta ortaya çıkan ürün çok mutlu etti beni.

torna04Elimdeki elektrik motorunun ucunda bir redüktör var ve bu sayede motorun hareketi, bir tornavida için kullanılabilecek kadar yavaş ve güçlü oluyor.

Bu motoru 9 voltluk bir pille beslemek ise motorun sahip olması gereken güç için yeterlidir. Bunu elbette projenin en başında deneme yanılma yoluyla buldum.

Bu motoru, bir kutu içerisine alıp üzerine de güç kaynağını oturttuktan sonra elektrik tesisatını hazırlamak kalıyor geriye. Bunun için elimdeki 6 pinli üç bacaklı sürgülü anahtarı kullanmaya karar verdim. Burada 1-6 ve 2-5 bacakları çapraz bağlayınca ve ortadaki 3-4 ayaklardan da güç besleyince, anahtarın ileri geri hareketiyle motoru da sağa ve sola (yani vidayı sıkmak ve açmak için) kullanabiliyoruz.

torna07

Kullandığım tüm malzemeler

torna05Bu projenin en büyük ekipmanı elbetteki motorun kendisi. Onun dışında dediğim gibi, anahtar zaten elimde vardı. Bir de 9 volt pil yuvası ve motorun ucuna tornavida ucunu bağlamak için gerekli kaplin denilen bağlantı parçasına ihtiyaç duydum.

Elektrik motorunun içine gireceği kutunun ve kapağının tasarımını SolidWorks‘te Türker yaptı sağ olsun. Benim aldığım ölçüleri yazılımda modelleyip bir de kutu üzerinde elektrik anahtarı için yuva açtı ve ufak detayları modelledi. Türker’in yarım torna06saatten bile kısa sürede hazırladığı modeli de Süha kardeşim 3D yazıcıyla imal etti ve karantina başlamadan hemen önce bana ulaşmasını sağladı.

3D yazıcıyla üretilen malzemede ölçülerle ilgili ufak tefek sapmalar vardı. Bunları dremel yardımıyla törpüledim ve motorun kutunun içerisinde tamamen oturmasını sağladım.

Elektrik anahtarı üzerinde çok ince bir işçilikle lehimleme yapılması gerekiyordu. Burada da kardeşim Murat sağ olsun yardımıma koştu. Murat’ın lehim işlerine eli çok yatkındır.

torna08

Murat, projenin tüm tesisatını hazırladı. Daha sonra da her bir parçayı kırk kere düşünerek yerleştirdik. Güçlü yapıştırıcı ile motor kutusunu ve kapağını birleştirdik. Daha sonra ise Güç kaynağı ile motor kutusunu yapıştırdım.

torna09

Motorun dönüşünü sağa sola çeviren anahtarın lehimlemesi

torna10

Tornavida ucu ile motor ucunu birleştiren parça: Kaplin

torna11

torna12En sonunda uygun çapta bir tornavida ucuyla motorun ucunu kaplin yardımıyla birleştirdim. Yaklaşık 14 cm uzunluğunda ufak tefek hobi işleri işlerini rahatlıkla yapabilecek bir vidalama makinem oldu artık.

Bu işi yapınca tabi pek çok değerli tecrübe de kazandık. Hem ben, hem Türker, hem Süha hem de Murat. Şimdi değil ama belki bir süre sonra bu motor kutusu tasarımı pil yuvasını da içine alacak şekilde yapabiliriz. 3D yazıcıyla basılan parçanın malzemesi ciddi anlamda kaliteli bir malzeme olduğu ve aşındırmak için epey uğraştırdığı için belki de ölçümlere ikişer milimetre pay bırakmalıyız. Ki bu sapma zaten malzemenin doğasında varmış. Bir de sürgülü anahtarın lehim işi cidden zor bir işti. Bunun yerine kullanılabilecek alternatif bir malzeme ya da sistem düşünebiliriz belki de bir sonraki için.

Murat, Türker ve Süha; ellerinize sağlık çocuklar!

tornavida

 

2018 Yılımın Özeti

11 yıllık blog hayatımın en geç yıl özeti yazısı oldu, farkındayım. Ancak 7-8 Ocak tarihlerindeki Doktora Yeterlilik Sınavı ve hemen peşinden gelen 12-13 Ocak Açık Öğretim Fakültesi sınavları nedeniyle geciktim. Elbette bu sırada yazıyı ufak ufak yazmaya başlamıştım. Az önce son sınavdan çıkıp geldim ve yazıyı bugün yayınlıyorum.

Çok uzun yıllardır hayalini kurduğum Eskişehir’de yaşamak ve çalışmak hayalimin ilk yılıydı 2018. O kadar çabuk geçti ki geriye dönüp bakınca acaba neler oldu diyorum, unutmuşum neredeyse. Bu yoğunluğun elbete ki büyük kısmı işle alakalı. Ancak kendi özel hayatımızda da bu yıl üzücü birkaç olay yaşadık. Umarım tekrarları olmaz.

Geleneksel “Yılımın Özeti” yazısına hoş geldin sevgili okur. Biliyorsun, biraz uzun bir yazı oluyor bu. 2018 yılında, her ay neler yaptığımı şöyle bir özetliyor, sonrasında ise bir önceki yıl koyduğum hedefler ile bir sonraki yılın hedeflerine yer veriyorum. Blogla ilgili istatistikleri de paylaşıyorum.

Her sene yazdığım üzere, 31 Aralık tarihi meslek hayatımın da işe başlama yıl dönümleridir. Kadere bak ki nasıl altı sene önce Bilecik‘te 31 Aralık günü işe başladıysam, Eskişehir’de de geçen yılın son günü, işe başlamıştım. Son günler yarım gün olduğu için Ocak ayının 2. günleri genelde yıl dönümleri oluyor. Bu yıl Eskişehir’de iş yerindeki mesaimin büyük bir kısmı “Sıfır Atık Projesi” çevresinde döndü. Pek çok sunum ve eğitim programı düzenledik bu konuda. Bir de grafik tasarım işlerimiz epey yoğundu. O açıdan sevgili iş arkadaşlarıma yazının en başında teşekkür edeyim. Bilecik’te kalan eski dostları da unutmuyorum elbette. Onlara da selamlar olsun.

Ocak 2018:

Bu ay bloga 5 yazı yazmışım. Eskişehir’deki iş yerine alışmakla geçti bu ay. Bir de ay sonuna doğru “Süper Kanlı Mavi Ay” isimli bir dolunay yaşandı. Aynı ay içerisinde iki dolunay olması bu yılın en müthiş gök olaylarından bir tanesiydi. Yıl boyu aksamayan tek şey dolunaylarım ve onların yazıları oldu.

Şubat 2018:

Bloga 6 adet yazı yazmışım. Bu ay Volkan Türkiye’ye gelmişti. Çok özledim yahu Volkan’ı da. Uzun süre oldu görüşmeyeli.

Okumaya devam et

Bir Restorasyon Projesi: Döküm Dambıl

Merhaba sevgili okur, zaman zaman evde, okulda, iş yerinde yaptığım projeleri paylaşıyorum biliyorsun. Bunlar arasında en keyifle yaptıklarım ve uğraşmaktan zevk aldıklarım şüphesiz restorasyon ve tadilat işleri oluyor. Bu yazıda da, yıllardır evde duran, yüzüne bakmadığım bir dambıl setini nasıl yeniden göz alıcı bir hale getirdiğimi anlatacağım. “KANALIMA HOŞ GELDİNİZ :)”

dambıl000

Herhalde bir beş altı yıl oluyor Murat şu fotoğraftaki dambıl setini eve getirdiğinden beri. Birkaç defa çalıştı, sonra pencerenin önünde öylece kaldı. Sıcak yaz günlerinde pencereyi açınca kapanmasın diye ön kısmına koyuyorduk en fazla.

Bir süredir de Türker‘in tavsiyesiyle Youtube’da “Murat Şen” isminde çok yetenekli, sürekli bir şeyleri tamir eden, kendin-yap projeleri gerçekleştiren bir abimizin kanalını takip ediyorum. Okumaya devam et

Model Uçak Yaptık!

Evet sevgili okur, her geçen gün ufkumuzu genişletiyor, farklı hobilere göz atıyor, işin tekniğini ustasından öğrenmeye çalışıyoruz. Geçen hafta sonu Türker‘le birlikte ilk maket uçağımı yaptık. Türker, son birkaç yıldır maketler ve modeller konusunda çok ciddi tecrübe kazandı. Artık maketleri yapmaktan öte, imal etme konusunda çalışmalar yapıyor.

Evet, geçen hafta sonu biz de, HobbyBoss markasının ürettiği 1:72 ölçeğindeki F-5E Tiger II Fighter modeli uçağı birleştirdik. İlk maket deneyimim olması sebebiyle epey titiz çalışmaya çalıştım. Daha önce maket yaptıysanız bilirsiniz, inanılmaz bir titizlik ve sabır istiyor bu iş. Ben bilmiyordum işte. Tüm parçaların bir birine yapıştırıcıyla tutturulması gerektiğini anladığımda başımdan aşağı kaynar sular boşandı sevgili okur. Ancak Türker’in teselli ve telkinleriyle nihayet işi bitirebildik.

maket01

Kullanılan ekipmanların/kimyasalların bir kısmı

maket02

Boya kompresörü

Okumaya devam et

MCA Productions Sunar: Sabhankra DVD’si!

denemeEvet sevgili okur, mütevazı distromuz bugün yeni bir ürün daha yayımlamış olmanın heyecanını yaşıyor: Sabhankra Live At Roxy DVD

Kısa süre önce Dead Generations tarafından kaset olarak yayımlanan albümü, tamamen koleksiyon amaçlı olarak DVD formatında düzenledik, grubun daha önce yayımladığı iki müzik videosunu da ekstra materyal olarak içerisine dahil ettik. Tıpkı daha önce yayımladığımız A Star To Shine EP‘si gibi, bu materyal de sınırlı sayıda üretildi. Yine ekleyelimi, bu materyal ticari ya da kâr amaçlı üretilmedi. Satışı olmayacak. Tabi bu kararı vermemizde, Sabhankra’nın halen bağlı bulunduğu Haarbn Records firması tarafından Live At Roxy DVD’sinin yayımlanma olasılığı bulunması etkili oldu. Olur ya, Ruslar eğer DVD olarak basmazsa, biz de ürettiğimiz sınırlı sayıda DVD’yi yeniden ve daha çok sayıda yayımlayabiliriz.

Grubun 29 Ocak 2016’da İstanbul Roxy’de TYR grubuyla birlikte verdiği konserin videosu, grubun kendi prodüksiyonuyla çekildi. DVD’de ayrıca bonus materyal olarak da Against The False Gods ve To Die For A Lie müzik videoları yer alıyor. DVD menü tasarımı ve kurgu aşamasında çok büyük yardımları olan Türker kardeşime çok teşekkür ederim. MCA Productions olarak yayımladığımız ilk dvd olması sebebiyle biraz heyecanlıyız. Toplamda 25 dakika süren performansa ait çalma listesi şu şekilde:

1- We March (Seers Memoir, 2014)
2- The Hunt (Powercraft, 2006)
3- Buried In Dust (Revenge, 2016)
4- Our Kingdom Shall Rise (Aynı adlı EP, 2010)
5- The Moonlight (Swords Of The Night EP, 2011)

Konserin Youtube videosu aşağıda yer alıyor.

MCA Productions ve Distro olarak yakında yepyeni albümler yayımlayacağız sevgili okur. Eğer senin de bir grubun varsa albümünü yayımlamak istiyorsan görüşelim 🙂

deneme2

Anlatacak Çok Şey Var

Bazen oluyor böyle. Geriye  dönüp baktığım birkaç fotoğraf, okuduğum birkaç satır yazı aklıma onları, yüzleri ve binleri getiriyor. Ben de açıyorum boş bir sayfa ve başlıyorum yazmaya. Blog tutmanın en güzel yanı, aklınıza anlık olarak gelen fikirleri bulabildiğiniz her yere not ettikten sonra, zaman geçip unuttuğunuz onca fikri yeniden bulduğunuz anlardır. Telefonum, not defterim, iş yerindeki çekmecem böyle notlarla ve fikirlerle dolup taşıyor. Zaman, bu fikirleri rafine ederek, bazen de birleştirerek ortaya bir şeyler çıkarmamı sağlıyor. Bazen yeni bir yazı, bazen de yeni keşifler.

Çirkinlik ve çirkeflikle mücadele ediyoruz. Bülent Abi‘yle kurduğumuz gizli bir örgütümüz bile var. Nihayet ellerini havaya kaldırdı ve teslim oldu. Görüyoruz sevgili okur, düzen değişiyor. Eticin‘in ortaya koyduğu çözüm yolu aklıma yattığından beri uğraşıyorum. Gizlice.

oylesi00Şu gün çok mutluyduk. Çok uzun zaman oldu gerçi yaşanalı. Ancak, mutluyduk. Sonra işler hepimiz için biraz kötü gitmeye başladı. Şimdi soruyorum her birine, en mutlu olduğumuz an gece yastığa başımızı koyduğumuz an.

oylesi02Türker‘le değişik işler yapıyoruz. Yıllar sonra yeni bir Adobe yazılımı öğrenmek harika oldu: Encore. Bu yazılımla, profesyonel DVD ve bluray menüleri hazırlayabiliyoruz. Henüz bluray yazıcımız olmadığından şimdilik DVD yetiyor da artıyor bile. Uzun süre planladıktan sonra, Sabhankra‘nın Live at Roxy konseri için bir DVD hazırladım. Birkaç ufak güzelleştirmeden sonra MCA Productions etiketiyle sunacağım.

oylesi01

oylesi04Geçen gün, evde kullanmadığım 12 volt 7 amperlik bir akü buldum. Uzun yıllar önce almıştım ancak neredeyse hiç kullanmamıştım bu aküyü. Önce şarj ettim. Daha sonra akü başlarına uyumlu soketlerle birkaç bağlantı kablosu yaptım. Şimdi bu aküyü kullanarak plakçalarımı çalıştırabiliyorum. Netbook’um için soğutucu fan çalıştırabiliyorum. Havalar biraz daha ısındığında da piknikte mangal yaparken işime yarayacak bir fan yapacağım 🙂

Geçen hafta Halil Abi‘nin tavsiyesiyle Varolmayanlar isminde bir kitap okudum. Doğu Yücel‘in kitabı. Fantastik bir öykü. Idefix‘ten kargo bedava denk getirip satın aldım. oylesi03Kitapla ilgili apayrı bir yazı yazmayı planlıyordum. Ancak, kitabın sonunda öyle bir hayal kırıklığına uğradığım ki böyle bir iki paragrafla geçiştirmeyi daha uygun buldum.Sanki yazar bu kitabı üç zamanda ve üç farklı ruh halinde yazmış. Kitabın ilk yarısı yani ilk ruh halinde sanırım öykünün izleyeceği yol hakkında pek bir fikri yokmuş ve upuzun bir giriş yapmış. Öyküyü kurması, kurgunun temelini atması kitabın aşağı yukarı yarısını almış. Kahramanımız, ailesi olmayan, işinde başarılı, yakışıklı, yatakta yetenekli ve biraz sosyopat bir tip. Klasik. Belki de bilerek böyle ideal, tipik bir kahraman kurguladı Yücel. Kitabın bazı bölümlerinde “spor yapmak” olarak kodlanan sevişme vurguları bir süre sonra baydı, öldürdü bitirdi beni. Ne gerek var? Eh, böylesi upuzun bir girizgahtan kopmuyorsunuz.

Kitabın yarısından itibaren aradığımızı buluyoruz. Koşuşturmaca başlıyor. Eğer bir Türk metal müziksever iseniz Doğu Yücel’in müzik yazarlığı kimliğinden de aşırdığı bir takım süslemeler le öykü daha bir keyifli hale gelecektir. Kitabın vadettiği fantastik doku işte burada başlıyor. Tutunamayanlar‘a çakılan okkalı bir selam, internet fenomenlerine satır aralarında göndermeler, “aslında sebebi buydu” tipi son dakika çözümleri derken kitabın son 15-20 sayfası gelip çatıyor. Bu anlattığım ikinci bölümde Yücel, kesinlikle ilham perisini bulmuş, öpmüş ve hatta kitabında da artık bahsetmeyi bırakıp rahat bir nefes aldırdığı gibi “spor bile yapmış” olabilir. Akış olağanüstü. İşte o son 15-20 sayfayı okuduktan sonra bendeki hayal kırıklığı ise görülmeye değerdi. Aklımda uyanan fikir oldu. Yayıncısı, Yücel’i sıkıştırdı ve kitabı yetiştirmesini söyledi. O da olabilecek en basit ve yakışmayacak şekilde bunu yaptı. Üzdü, hem de çok üzdü. Halil Abi’ye yazdım. Buraya yazdığımı ona da yazdım. Güldü ve “ben de aynen bu şekilde düşündüm” dedi. Buna rağmen yine de Varolmayanlar, okunması gereken bir kitap. Doğu Yücel’i Blue Jean ve Head Bang dergilerinden okuyanlar için söylüyorum, alıp kütüphanenize ekleyin. Bizden bahsediyor, varolmayanlardan! (Bak, ben de burada kitaptaki gibi yaptım ve finali aceleye getirdim.)

İyi geceler. Çok öptüm.

Ekstrem Metalin Yeni Blogu: ZeroSixExtreme

06ext

Evet sevgili okur, Proofhead My Resort, yayın hayatına başladığı ilk günden beri blogları ve blog yazarlarını savunmuş, blog konseptinden vazgeçmemiş ve geçen yıllar içerisinde kendisine pek çok kardeş blog, dost sayfa edinmiştir. Türker’in Blogu, Aysun’un Örgü Blogu ve ne yazık ki yayın hayatına son veren onlarca blog, Proofhead My Resort üzerinde yer alan “DOST SAYFALAR” başlığı altında sizlere göz kırptılar.

İşte My Resort’ün artık yeni bir dost daha var: ZeroSixExtreme. Bu blog, aynı zamanda Carnophage grubunun vokali de olan ve camiada Goralı Zade olarak bilinen Oral Akyol‘a ait bir ekstrem müzik blogu. Oral Abi, metal müzik dinlemeye başladığı günden itibaren Ankara‘daki hemen hemen tüm metal müzik konserlerine, ülkemizde ve yurt dışında da hatrı sayılır konserlerin pek çoğuna katılmış olan bir müziksever ve müzisyen.

Yıllardır gittiği konserlerden arda kalan eğlenceli anıları ve death metal konusundaki engin bilgisini yeni açtığı zerosixextreme.wordpress.com adresindeki blogunda bizlerle paylaşacak. Blog henüz yeni açılmış olmasına rağmen iki tane çok kapsamlı inceleme ve Suicide ile yapılmış bir röportajı yayımladı bile.

Takip edilecekler listenize eklemenizde fayda var. Benden söylemesi.

zerosixextreme.wordpress.com

Kendi Dükkanımızdan Videolar

Başlığın böyle olmasının sebebi Yahşi Batı’da Zafer Algöz’ün bir esprisidir. Başka bir şey değil. Bu yazıda izleyeceğiniz üç videonun birini ben, birini Murat ve birini de Türker yaptı. “Bunları İzlemek Şart” kategorisine uzun süre sonra iyi bir yazı oldu bu.

Şu aşağıdaki videoda tıkır tıkır çalışan bir dikiş makinesi görüyorsunuz. Şu birkaç saniyelik videonun arkasında, yaklaşık 2 saatlik bir emek var. Annem, orijinal Singer dikiş makinesini teyzeme vermişti yıllar önce. Teyzem de bu makineyi kullanmayıp kömürlüğüne atmış. Tamamen mekanik olan bu makine, şu an piyasada bulunan elektronik muadillerinden çok daha uzun ömürlü ve kullanışlı bir makine. Uzunca bir süre kömürlükte bekleyen makine nihayet kuzenim Harun’la birlikte tekrar yuvaya, Eskişehir’e döndü. Bayramın ilk günü tam iki saatimi aldı tamamen temizlemesi. İlk üretildiğinde ayak pedalıyla çalışan bu makineyi küçük bir modifikasyonla elektrik motoruyla çalışabilir hale getirmiştik yıllar önce. Onca yıl kömürlükte beklemesine rağmen motoru da mekanik donanımı da sapasağlamdı. Aşağıdaki videoda makineye harici bağlantıyla güç veriyorum. Tıkır tıkır çalışmaya başlıyor. Dediğim gibi, birkaç saniyelik şu video aslında iki saatlik emeğimin boşa olmadığını gösteren bir delildir.

kuredeneyiBayramın ikinci günü Murat, süper bir deney yaptı. Nereden görmüş bilmiyorum. Ama gerçekten çok şaşırtıcı bir iş. Bir dönemin çok popüler hediyelerinden medyum kürelerini bilirsiniz hani. Elektrik akımını cam fanusun içerisine veriyor, elinizi cama yaklaştırınca akım o noktaya toplanıyor. İşte bu kürenin pasif haldeki floresan lambaları yakmak gibi bir özelliği de varmış. Kürenin çeperlerine yansıyan elektrik alan, floresan lamba içerisindeki atomları titreştiriyor, bu da bildiğimiz ışık olarak bize yansıyor. Fotoğraf koydum ama video koymazsam inanmazsınız.

Ve son olarak Türker‘in uzun süre önce gönderdiği, Mafya Affetmez videosu. Aslında bunu blog reklamı olarak düzenleyecektim. Ama videolarla ilgili bir başlık açınca bunu da eklemezsem olmazdı. Bu, bugün aldığım yeşil perdeyle birlikte, ileride görüp izleyeceklerin için sana fikir versin sevgili okur. Alper‘in geçen sene Aykut’un düğünü için yapmak istediği bir video vardı, daha doğrusu kafa montesi. İşte bunları falan hep yapabileceğiz.

 

2015 Yılımın Özeti

Yılda bir kere yazdığım, blogdaki en uzun soluklu serilerden, aslında yazmayı da çok sevdiğim bir yazıyla daha karşındayım sevgili okur. 2015 yılı bakalım nasıl bir yılmış, neler yapmışım, hep birlikte okuyalım, gülelim, ibret alalım, bir sonraki yıla hedefler koyalım kendimize.

Geçen yıl yazdığım değerlendirme yazısından hatırladım. 2014 yılı askerlik dolayısıyla blogun yerlerde süründüğü bir yılmış. 2015’te bu durumu biraz kırıp, blogu yeniden ayağa kaldırmak için uğraştım durdum. Bu çaba, reyting kasmaktan ziyade içeriği daha kaliteli ve sürekli hale getirmek içindi. Ama iş yoğunluğundan ve başka projelerden dolayı bloga yine hak ettiği önemi veremedim. Ama blogun görsel olarak daha çok zenginleştiğini söyleyebilirim. Bloga yıl içerisinde 136 tane yazı yazmışım. Blogdaki toplam yazısı sayısı ise 1350 civarına ulaşmış. Yüzlerce paragraf, binlerce sözcük, on binlerce harf…

Ocak 2015: Bu ay 9 yazı yazmışım bloga. Bu ay tek gündemimiz hava soğukluğuydu. Dairede işler yılın ilk ayı olmasına rağmen yoğundu.

Şubat 2015: Bu ay tam 17 tane yazı yazmışım ve tüm yıl boyunca en çok yazı yazdığım ay da Şubat olmuş. Okumaya devam et

Geçen Haftadan Satır Başları

Türker’İ Askere Uğurlama

turkerEskişehir’deki en eski arkadaşlarımdan birisi İlker‘dir. Bu sevgili Japon dostum, Batuhan‘la birlikte, taa dershane günlerimizden beri arkadaşımdır. Kendisiyle bir süre aynı grupta da çaldık. Eh, işin daha çok başında olduğumuz zamanlardı. Ne kadar güzel zamanlarmış. Daha sonra okuldu, dersten kalmaktı geçmekti, işti güçtü derken biz bu İlker’le çok az görüşür olduk. Sonra İlker askere gitti. Gerçi hala askerde, Ankara’da yedek subay. İlker’in en az kendisi kadar renkli ve yetenekli bir kardeşi var: Türker. Türker’in bloguyla ilgili şu yazıyı yıllar önce yazmıştım. İlker’le görüşemediğimiz dönemlerde Türker’le sürekli muhabbetimiz devam ediyordu. Geçtiğimiz günlerde aradı beni. Abisi gibi o da askere gidiyormuş. Hatta buna da yedek subay çıkmış 🙂 Ancak henüz nereye gideceği belli değilmiş. Hemen Pilot Bar‘da buluştuk. Oturduk sohbet ettik. Yan masayla tatsız bir münakaşa yaşadık hatta. Ancak bu bile keyfimizi kaçırmadı. Abisini askere yolcu edemedim ama Türker’i ettim. Abisi beş ay sonra, Türker de bir sene sonra gelecekler.

Halİl Eskİşehİr’deydİ

hailCan dostumuz Halil geçen hafta Eskişehir’deydi sevgili okur. Uzunca bir süre sonra Halil’le görüşme fırsatım oldu. Geçen hafta içi Pilot Bar’da önce Togay‘la buluştuk. Sonra ardımızdan Volkan ve Halil de geldiler. Eskişehir Rock Topluluğu ekibi uzun bir aradan sonra, tam da ilk zamanlarında olduğu gibi Pilot Bar’da yeniden buluştu. Eskirock Metal Fest 6‘yı yapabilir miyiz diye konuştuk. Sonra telefon, tablet mevzularını tartıştık. Geçenlerde İzmir’de yapılmak istenen ancak ele yüze bulaştırıldığı herkes tarafından açıkça söylenen festival, Alive Fest ile ilgili konuştuk. Bu festivalle ilgili olarak yapılan şu yoruma hepimiz güldük: “Festivallerde aksaklıklar olur eyvallah, ama bu adamlar aksaklık organize edip adını festival koymuşlar…” God Mode ve festivalde sahne alacağı söylenen grupların neredeyse %75’inin sahne almadığı ya da üç dört parça çalıp sahneden indiği bir festival olmuş.

Volkan’ın yâri Kübra’nın KPSS’den “maşallah” gayet güzel bir puan alarak “inşallah” atanmayı beklediğini öğrendik. Amin. Halil’in ve benim tayin planlarımızı konuştuk. Sonra elbette konu benim “efsanevi” davuluma geldi. Ah, canım peram, ahh. Daha sonra Halil’le kucaklaşıp vedalaştık. Uzunca bir süre görüşemeyeceğiz çünkü. Ayrılırken hepimizin ağzından aynı sözcükler dökülüyordu: Hail Satanas, Hail Ceylan.

Kick pedalı aldım

tama-hp200-32679Geçenlerde şu yazımda aldığım davuldan bahsetmiştim. Bu benim için çok önemli bir gelişme, adete bir milat oldu. Ancak elektronik davul setup’ında bir eksik vardı: O da kick pedal. Standart setup içerisinde kick pedalı çıkmıyor. Ancak Roland‘ın (gerçi kaliteli diğer markaların da) en büyük avantajlarından birisi kick pad’ler sayesinde davulcuya istediği pedalı kullanabilme imkanı veriyor olmasıdır. Ben de biraz araştırıp İzmir’den kendime bir TAMA HP200 pedal buldum. Aslında niyetim single kick pedal almak değildi. Ancak bir süre param kalmadığı için mecburen single’la takılmak zorundayım. İleride kendime Pearl marka bir twin pedal almak niyetindeyim. Neyse şimdilik single da işimi görüyor. Pedalın altında tablasının olması çok önemliydi, altında tabla olmayan pedallar seri olmuyor. Pedalı bulduğum yer şans eseri İzmir’de dayımın çalıştığı yerin çok yakınında bir mağazaymış. Dayım aynı gün alıp kargoladı sağolsun. Pedalda ufak tefek çizikler vardı ancak mekaniğinde en ufak bir problem yoktu. Ufak bir yay ayarıyla mükemmel bir hale geldi.

ECE ve onur’un Düğünü

onrGeçtiğimiz hafta sonu, Cumartesi günü, Onur ve Ece‘nin düğünleri vardı sevgili okur. Osmangazi Üniversitesi yakınlarındaki GAGA isimli mekana gittik. Şimdiye kadar katıldığım en “organizasyonlu” düğünlerden birisiydi. Evlenenler arkadaşımız, sahnede çalanlar arkadaşımız ve masamızdakiler arkadaşlarımız olduğundan eğlenceli bir akşam oldu. Düğünün en güzel yanı da uzun süredir göremediğimiz dostlarla buluşabilme imkanı oldu. Serkan Abi‘yi Trabzon’da olduğu için aylardır görmüyordum. Düğünde bir süre hiç tanımadığım bir grubun arasında kaldık. Tam da o anda Serkan Abi’yle Ali‘yi gördüm. Ali de uzun zamandır tanıdığım, taa Amoral Vuslat zamanlarından bildiğim, kral bir adam. Hemen yanlarına gittim. Metalciler yan yana gelince düğünde bile, muhakkak bir albüm, grup muhabbeti dönüyor. Serkan Abi ayak üstü Cradle Of Filth‘in yeni albümü Hammer Of The Witches‘i tavsiye etti. En son bizim konserdeyken görüştüğümüz Tolga‘dan düğünle ilgili tüyolar aldık. Gelin ve damat, davetliler için bir Kiss şarkısı çalacak ve söyleyeceklermiş. Gelin ve damatların böyle sürprizler yapması davetliler için de heyecan verici oluyor sevgili okur. Heyecan.