Tag Archives: ultrason

Bir Reflü Macerası

Son bir buçuk yıldır, zaman zaman göğüs kafesimin altında yemek borusu kısmında aşağıdan yukarıya doğru bir sıkışma, bir yanma hissediyordum. Ben aşktan sanıyordum ama değilmiş, gazdanmış. Bundan iki ay önce bu sıkışmalar ve yanmalar iyice artmaya, gece uykudan uyandırmaya falan başlayınca “iç hastalıkları” polikliniğine randevu aldım.

Aslında bu tür mide, bağırsak, yemek borusu ve tüm sindirim sistemiyle ilgili hastalıklar “gastroenteroloji” kliniğiyle ilgili hastalıklardır. Ancak devlet hastaneleri, MHRS üzerinden bu kliniğe doğrudan randevu vermiyor. Önce iç hastalıklarından randevu alıyorsunuz. Eğer oradaki doktor uygun görürse, sizi gastroenteroloji kliniğine sevk ediyor. Ben de iç hastalıklarına gittim sevgili okur.

pantpas.jpgDoktora hızlıca derdimi anlattım. Kadın gülümsedi ve “Mis gibi reflüyü tarif ediyorsunuz” dedi. Bana dört farklı ilaç yazdı: sabah aç karnına Pantpas, öğün aralarına Dicetel, akşam yatmadan önce Famodin ve her öğünde doyduktan sonra Gaviscon şurup. Bu dört ilacı tam yirmi gün eksiksiz kullandım. Ancak, bu ilaçlar beni daha hassas bir hale getirdi. Karın ağrıları, mide yanmaları, bulantılar vs. başladı. Üstelik yemek borusundaki yanma da sürekli olmasa da zaman zaman devam etti.

Bunun üzerine yirmi gün sonra tekrar doktora gittim. İşe yaramadığını söyleyince, ilaçlara devam etmemi ve kan/idrar tahlili vermemi söyledi. Aynı gün tahlilleri verdim, ilaçlara devam ettim. Bir hafta sonra sonuçlarla doktora gittim yine. Tahlil sonuçları düzgün çıkmıştı, bir sıkıntı yoktu. Bunun üzerine doktor, endoskopi ve ultrason için gün almamı söyledi. Bir hafta sonrasına randevu bulabildim şansıma hem endoskopi hem de ultrason için.

Bir hafta sonra, aç ve susuz olarak endoskopi için hastaneye geldim. Gelmeden yanımda bir refakatçi, yiyecek bir şeyler ve bir de tek kullanımlık yatak örtüsü istediler.  30 yaşındayım, daha önce hiç anestezi almamıştım. İlginç bir tecrübe olacaktı. Bu arada endoskopiyle ultrason işleminin tıbbi gerekçelerle aynı gün yapılamayacağını söylediler. Ben de ultrasonu ertesi güne kaydırabildim. Endoskopinin saati gelince odaya girdim. İçeride yedi sekiz kişi vardı. Hepsi de görevlilerdi. Beni sol tarafıma yatırıp bacaklarımı karnıma çekmemi söylediler. Elimin üzerinden serum için katater taktılar. Bu esnada doktor rahatsızlığımın ne olduğunu sordu. Ona da tarif ettim. Hemşire ağzımın sürekli açık kalması için ortasında açıklık bulunan bir ağızlığı ağzıma iliştirdi. “Şimdi oksijen maskesi takacağım” dedi.

Sonrası yok. Hiç bir şey yok. Okumaya devam et

Bu Yılın Hastalığını da Atlattım

Bu yıl bir tek mart ayında yatağa düşecek kadar hastalanmıştım o da hepi topu bir gece sürmüştü. Pek çok insan gibi ben de yılda bir defa hastalanıp yataklara düşerim. Bir iki gün sürünür, daha sonra iyileşir zıplar kalkarım.

Bu sene ki sürünmem de dün başıma geldi. Epeydir soğuk algınlığım vardı, bir vites düşürüyor, bir vites yükseltiyordu, hatta salı günü öğle arası biraz kötü olmuştum. Ancak daha sonra toplarladım ve hatta aynı gün kaburgamdaki bir ağrıdan dolayı hastaneye gittim. Burada tamamen şans eseri olarak gayet süratli bir şekilde tedavi oldum, film çektirdim. Doktor çekilen filme bakıp önemli bir şey olmadığını söyledi ve bir ağrı kesici ile kas gevşetici hap yazdı bana. Bir de merhem yazdı. Ertesi gün sabah her zaman olduğu gibi 07.30’da uyandım. Bir bardak süt içtim. Kahvaltı yapmadım. Evden çıkmadan da önce kas gevşetici hapı, sonra da doktorun bana yazmadığı ama önceki gün öğle arasında içip epey rahatladığım Parol isimli ağrı kesiciden içip iş yerine gittim.

Saat 9’a doğru vücudumda çok şiddetli bir titreme ortaya çıktı. Anlamadığım anlam da veremediğim bir titremeydi bu. Zor bela arkadaşlardan yardım istedim. Bülent Abi, Zülali Abi, Sinem ve Yeşim Hanım apar topar bir gün önce geldiğim hastanenin bu sefer Acil Servis‘ine getirdiler beni. Şimdi bu titremeyi şöyle tarif edeyim. Şiddetli ve karşı koyamadığınız bir titreme hali bu. Üşüyorsunuz gibi ama yanıyor aslında vücudunuz. En kötüsü de kendinizi kasmaktan dolayı kaburgalarınız ve belinizdeki her bir kemiğin adeta batıyor gibi acı vermesi.

Hastanede hemen bir yere yatırdılar. Serum veriler. Bu esnada EKG, tansiyon ve ateşimi ölçtüler. Bir de hemşire kız kan aldı bir şırınga. Serumun yarısına doğru titreme olayı seyrekleşti. Nöbet gibi geldi gitti geldi gitti. Yavaş yavaş kayboldu bir saat içinde de. O esnada Metin Bey‘in, Adnan Bey‘in, Kemal Abi’nin ve daha sonra Nurcan‘ın geldiğini hatırlıyorum sağolsunlar. Serum bittikten sonra ultrasona gittim. Geldiğimde bir serum daha yüklediler bana. O arada da Feride geldi sağolsun. Öğlen 12’ye doğru hastaneden çıktık. Üşütmüşüm. Epey üşütmüşüm hemde. Doktor ayrıca kas gevşeticinin de etkisi vardır mutlaka dedi. Daha önce kullandın mı dedi, hayır dedim. Tamam, artık kullanma, dedi. İyice dinlen, dedi. Peki, dedim. Hastane aşamasında Bülent Abi ve Zülali Abi sağolsunlar çok yardımcı oldular. Krallar ikisi de.

Hastaneden çıkıp yemek falan yedik. Daha sonra da eşyalarımı toplayıp Eskişehir’e doğru yola çıktım. O gece epey bir terledim. Üç dört defa üzerimdeki sırılsıklam çamaşırları değiştirdim. Bugün itibariyle iyiyim diyebiliyorum sevgili okur. Bu hastalık sürecinde ilk defa ultrason ve EKG tecrübelerim oldu. EKG’de elime yarım metrelik bir şerit veriler. Bir yerinde 125 bpm yazıyor. Onun dışında nedir ne değildir hiçbir şey anlamadım. Ultrason için de şunu söyleyebilirim, iğrençlik lan. Üstüm başım, her yerim jel oldu. Karnıma sürdü o buz gibi jeli. Nasıl bastıra bastıra dolaştı vıcık vıcık.

Evde olunca, hastalıktan biraz vakit bulup uzun süredir yapmayı ertelediğim ıvır zıvır bazı işleri yapayım dedim. Bir ay kadar önce Bilecik‘teki bir demir çelik fabrikasına denetime gitmiştik. Buradaki atıklar arasında şu aşağıda yanda görünen kesim artığı parçayı buldum. Tahminimce bir metal parçayı kalıplar halinde kesmişler, bu parça da ondan artan fazlalıktan ibaret. Neyse bunu görünce dedim alayım, ben bununla bir şey yaparım. Ve evet, dün nihayet bir şey yaptım:

Eh, en azından bir işe yaradı artık değil mi 🙂

Erzurum Askeralma Bölge Başkanlığı‘ndan Şubat ayında askere alınacağıma dair yazı dün elime ulaştı. Galiba bu yazı ile askerlik şubesine gitmem gerekiyor. Onu bir halletmem gerekecek de bana şöyle şu işlerden anlayan birisinin akıl vermesi lazım. Askere gitmek için şubeye hangi evrakları falan götürüyoruz?

Bu arada çok yakında Alper‘le ilgili çok güzel haberler duyacaksınız. Birkaç gün daha beklemede kalın sevgili okurlar. Yazıya ultrason sonuç raporumdan bir alıntı yaparak son veriyorum:

“Intra ve ekstrahepatik safra yollarına ait dilatasyon saptanmamıştır. Pankreas tabi eko ve formdadır. Dalak normal boyutlarda olup parankim homojen izlenmektedir.”