Tag Archives: vokal

Metal Invasion III

Son grubun da sahneden inmesiyle biten konserin ardından tüm metalciler şiddetli baş ve boyun ağrılarıyla evlerine doğru yollandılar.” Diye bitirmek isterdim bu yazıyı. Şu anda bu konser yorumunu İstanbul’dan boynum ağrıyarak yazıyorum.

Metal Invasion II ile ilgili yazdığım yazıdan sonra serinin 3. konserinin yazısının benim için ayrı bir önemi var. Zira bu sefer organizasyon ekibinde arkadaşımız Halil de yer alıyordu. Sağolsun Volkan’ı fotoğrafçı beni de staff olarak görevlendirmiş. Keşke kartımı da unutmasaymış daha kral olurmuş.

Ancestry

Her neyse, Murat Abi’nin Chaos Fest 6’yı iptal etmesinden hemen birkaç hafta sonra bu konserin olması iyi oldu. Uzun süredir grup dinleyemiyorduk. Metal Invasion III’de tıpkı öncekiler gibi Hayal Kahvesi’nde saat 5’te kapı açılışıyla başladı. Hayal Kahvesi ile yapılan anlaşmadan kelli konserin 11:30 civarı biteceği söyleniyordu. Sahne alacak gruplardan üçü tanıdıktı: A’khuilon, Amoral Vuslat ve Kene. Ama son dinlediğimizden beri Halillerin (A’khuilon) ve Ali Abilerin (Amoral Vuslat) gruplarında epey değişiklik yaptığını biliyorduk. Ali Abiler tarzlarını daha bir gore’laştırmış; Haliller de grubun basçısını ve davulcusunu değiştirmişlerdi. Konserin diğer iki grubu da İzmir’den The Trusted ve Ankara’dan kızlardan kurulu Ancestry isimli death metal grubuydu.

Sahneye ilk olarak kızlar çıktı. Daha önce Ancestry’ı hiç dinlememiştim. Grup gayet sempatik bir girişin ardından vokallerinin yaptığı ve çoğumuza “abi bir kızdan bu ses nasıl çıkıyor?” sorusunu sorduran performansına başladı. Şarkıları brutal ağırlıklı ve yer yer de scream vokalin olduğu ve belli bir konsepte göre yazılmış parçalardı. Burada konseptten kastım şu ki mesela bir parçalarını şehitlerimize

Behemoth ve Basçı 🙂

yazmışlar. 191919 isimli parçalarını da Kurtuluş Savaşımız için yazmışlar. (Hatta sonradan öğrendim bu parçayla ilgili bir takım olaylar dönüyor.) Kızlar birkaç tane de cover çaldılar. (Six Feet diye yazmışım ama yanılmıyorum inşallah.) Kendi bestelerinden Angels Lies isimli parçayı beğendiğimi söyleyebilirim. Grubun genel olarak bestelerinde gördüğüm şey şu ki çok komplike olmayan ama kaliteli rifflerin döndürülmesiyle oluşturuyorlar parçalarını. Bir de dışarıdan bir eleştiri grup üyelerinin, vokalist hariç (tabi davulcu da), çok hareketsiz olmaları yönündeydi. Kötü şanslarına yine bir Eskişehir klasiği yaşandı ve performanslarını ilk grup olduklarından çok az bir dinleyici kitlesine yaptılar. Kimse önlerde değildi. Bir hata da davulun mikrofonlanmasında olmuş herhalde ki snare’in sesi neredeyse hiç gelmedi. Şimdi gelelim kişisel favorime: Behemoth tişörtü giyen basçıları epey atar yaptı gözümde. Performanslarından sonra pogolara katılması hatta beni düşürmesi bu atarın gerçek sebebidir. Çok sağlam bir omzu da varmış kendisinin. Penasını da sağolsun verdi. Teşekkür ederim. Tabiî ki gitaristine de. Sözün özü Ancestry, başarılı ama kısacık bir performans gösterdi kanımca. Yolları açık olur kesin 🙂

A'khuilon

Bir sonraki grup A’khuilon’du. Yani kısaca bizim Haliller. Davulcularını değiştirmişler, daha önceden de izleme fırsatı bulduğum Rotten Dogs grubunun davulcusu Mehmet’i dahil etmişler kadrolarına. Ayrıca basçıları da değişmiş (Basçı kardeşim ismini hatırlayamadım, kusura bakma.). Performansları çok kesildi ses sistemindeki arızadan dolayı. Hatta daha ilk parçanın başlarında ötmeye başladı amfiler. Sonradan biraz daha oturdu ama. A’khuilon’un en sevdiğim yanı bestelerinde benimde çok sevdiğim brutal ve clean vokali bir arada kullanma olayına girmiş olmalarıdır. Vokalleri Murat ki kendi ile gecenin ilerleyen saatlerinde muhabbeti baya ilerlettik, cidden başarılı bu konuda. Bir önceki grupta yazdığım kızlarla pogo olayı işte bunların Desert Of 1o ooo Lies isimli parçalarında oldu. Kızlar bize acımadı ve biz de onlara. Ama dediğim gibi o Behemoth tişörtlü olan basçıları ayrıca aklımda. Daha sonra A’khuilon gecenin en kral hareketini yapıp benim için Focus Shift’i çaldı 🙂 Nasıl mutlu oldum, nasıl gaza geldim anlatamam. Zaten neredeyse vokalleriyle birlikte söyledik. Çok cik cikli, aşırı vik vikli ve bir o kadar da dehşet bir andı. Kendilerine buradan yine teşekkür ediyorum. Focus Shift 🙂 Halillerin performansı iyiydi bence. Ama biraz konuştuğumuzda kendi ağızlarından ufak tefek eksikliklerini dinledik. Bana göre Haliller yakın zamanda bu kadro ile başarılı olurlar. Bu arada grubun resmi fotoğrafçısı bizim Volkan oldu. Şişman durdu durdu; sağlam bir iş yaptı. Aferin.

The Trusted

Üçüncü grup The Trusted oldu. İzmirli Trusted, aslında Volkan’ın ve benim bir süredir takibe aldığımız bir grup. Hatta Volkan’la arada sırada düşünmekten kendimizi alamadığımız konser organizasyonu hayalimiz için getirmeyi düşündüğümüz gruptu. İlk parçaya başladıklarında duyduğum ses gecenin en kaliteli en temiz sesi oldu. O an en yıkıcı grup kesin bu olur dedim. Oldu da sayılır. Ama The Trusted’a rezil olduk maalesef Eskişehir olarak. Önce ses sistemi arızalandı. Grup üyelerine monitörlerinden ses gelmiyormuş. Sonra gitaristlerinin gitarı arızalandı. Diğer gitarını almak için sahneden inmek zorunda kaldı falan. Sonra grup haklı olarak seyirci azlığından bahsetti. Haklılar da. Sokaklarda, benim her gün hazırlık binasında, mühendislik mimarlık fakültesi kantininde gördüğüm metalciler nerede? Neden konser olduğunda kayıp oluyorlar? Her neyse, grup tüm bu negatifliklerden dolayı erken bitirme kararı alıp iki parça daha çalmaya karar verdi. Bu parçalara grupla birlikte gelen eski Prime Object vokali Berkay’da vokali ile eşlik etti. Grup bir Sepultura klasiği olan Roots Bloody Roots’u çaldı. (Ve A’khuilon grubunun davulcusu Mehmet’te kendinden geçti; bizden kaçmaz Mehmet Bey 🙂 ) Grubun çaldığı son iki cover Lamb Of God ve Pantera oldu. Yalnız son parça olan 5 Minutes Alone iyice çamur oldu. Evet, artık ses sistemi çökmüştü. Grup teşekkür edip sahneden indiğinde yarım saatlik bir mola verildi. (Sonradan fark ettim bu gece ne kadar çok Lamb Of God şarkısı çalındı böyle.)

Kene

The Trusted’tan sonra sahneye Kene çıktı. Kene gayet sert ama nasıl oluyorsa aynı zamanda matrak ve eğlenceli o tarzlarıyla sahneye çıktı yine. En baştan söyleyeyim, davulcuları Mürsel, mükemmel çaldı. Bunların ilk şarkılarında yaşadığım his “ben nerden biliyorum lan bu şarkıyı?” oldu. Nereden biliyorum harbiden ya? Mürsel’in acayip tuşelerine dayanamayan davulun kick sesleri patlak patlak gelmeye başladı 2. parçadan itibaren. Zillerde de çok keskin bir tizlik vardı. Bir ara ne oldu nasıl oldu kaçırdım basçıları, grubun en oraya ait değil gibi duran elemanı, bir bass solosu attı sağolsun. Zaten performans boyunca yaptığı back vokallerle de eğlendirdi epey. Bu arada bir de şikayetim var, sahnede şarkı aralarında çok fazla geyik yaptılar. Bir noktadan sonra sıkılıyor insan. Grubun 2. gitaristi yaşça çok küçük duruyordu. Eğer yanılmıyorsam da gitaristin kardeşiydi. O da iyi çaldı. Duyabildiğim kadarıyla saçmalamadı. Bunların clean tonda başlayıp sonradan kopardıkları bir parçaları var. Adını hatırlamıyorum, davulcuları bu parçanın sonuna doğru bir yerde öyle bir hızla çapraz yaptı ki gözlerime inanamadım. Hemen ardından başladıkları parçanın da 10 numara girişini izledikten sonra bu davulcu abimizin ellerinden öpülecekbir insan olduğuna karar verdim.

Amoral Vuslat

Amoral Vuslat

Kapanış Amoral Vuslat’ın oldu. Bu performanslarının benim için en önemli yanı Umut Abinin askerlik durumundan kelli uzun süredir Amoral Vuslat’ı izleyememiş olmamdı. Umut, hatta nickiyle Umuth, en sevdiğim davulculardan birisidir. Grubun basçısı Ali Abiyle de eskiden beri bir muhabbetimiz olduğundan bu grup da “Proofhead’in Sevdiği Gruplar” arasındadır. Grubun tüm üyeleri bence harikaydılar. Arada bir parçada ya ben yanlış duydum ya da gerçekten vokalistin sesi yetmedi. Onun dışında yoktu bir hata. Hatta Umut Abi’nin askerde nöbette falan boş durmayıp postallarla twin falan çalıştığı ortaya çıktı kanımca. Bu da teknik bir detay, Umut abi, çaprazları benim gibi open-hand çalıyor. Kendisi ile yakın zamanda görüşeceğim bakalım. Amoral, tam iki tane Lamb Of God parçası çaldı. Kapanışı da eski besteleri Lost Time ile yaptılar. Amoral için bariz olarak fark ettiğim ve söyleyebileceğim yegane şey kaliteyi epey yükseltmiş olmalarıdır. Black Label’ı çaldıklarında başıma anlam veremediğim bir ağrı girmesinden dolayı biraz dışarı çıktım. İnşallah o arada enterasan bir olay olmamıştır. Sonra Amoral’da teşekkür edip sahneden indi.

Gelelim şimdi son yorumlara ve durumlara. Maalesef katılım çok azdı. İnsanları anlamak zor gerçekten zira konserin saati en uygun olabilecek durumdaydı. Saat 5’te başlayıp 11’de bitti. Daha ne olsun. Hayal Kahvesi geçen yaptığı terbiyesizliği yapmayıp son gruba kadar bekledi. Club için gerekli hazırlıkları sonra yapmaya başladı. Aferin. Olan Halil kardeşimize oldu. Katılımın böyle az olması elbette az da olsa hevesini kırmıştır. Ama umarım moralini çok bozmamıştır. Gelen gruplara ve dinleyicilere çok teşekkür edeyim bari kendi adıma.

Katılan grupların myspace adresleri:

Ancestry: http://www.myspace.com/warancestry

A’khuilon: http://www.myspace.com/akhuilonband

Amoral Vuslat: http://www.myspace.com/amoralvuslat

The Trusted: http://www.myspace.com/thetrustedband

Kene: http://www.myspace.com/keneband

Düzelme Var

Dur lan, bugün bir şeyleri yoluna koymaya başladık gibi ya hayırlısı bakalım. Vokal problemini çözdük. Detaylı yazıyı yazacağım zaten. İyi bir gün oldu yani. Misafirim vardı onu aldım bir de 🙂 Dayım bizde, gece yarısı onu yollayacağız. Haa, bu arada bugün Sağlık Pide’ye gittik. Yolda giderken bir tane sütyen askısı gördüm. Birisi atmış lan, çok komik 🙂 Sağlık Pide’de 3 liraya tavuk döner + ayran var. Alper’le baya beğendik. Deneyin derim. Yalnız lavaşını Alper biraz ince buldu. Farkettiyseniz yazı biraz aceleye geldi, kusura bakmayın 🙂 Detayları yazacağım. Bu arada, bu kaçıncı ara oldu lan, bu hafta sonu sırf kodlama ve tasarımla uğraştım. Bloga bir kaç yeni eklenti yükleyeceğim. Güzel olacağını düşünüyor, hepinizi sevgiyle kucaklıyorum 🙂

Proofhead kardeşiniz.

“Karaktersiz Adamdan Müzisyen Olmaz”

Vokalistimiz dün ikinci defa en önemli aşamada grubu bıraktı. İlkinde ayak yapmıştı da, bu sefer gerçekten gelip konuşmaya bile tenezzül etmeden attığı bir mesajla artık grupta olmadığını söyledi. Bu bize neye patladı peki? Dün gece aldığımız 2 saatlik provada vokalsiz çaldık. Morallerimiz bozuldu. Önümüzdeki pazar günü Akademik Uyarı grubunun vokalisti Murat abi bizi dinlemeye gelecekti Ares’te çalabilmemiz için. Artık çok zora girdi. Bir önceki hafta da adamı çağırmıştık fakat vokalist yine taş koymuştu. Zira öteki grubuyla çalışması gerekiyormuş diye. Adamla yaptığımız son stüdyo sonrası hepimizden özür dilemişti. Sonra da gidip Murat abiyi aramıştık. Ama sanki bize söz veren kendisi değilmiş gibi, dün gece provaya bir saat kala artık ayrıldığını söyledi. Diğer grubu için bizden ayrıldığını biliyoruz. Ki bu grupla da sözüm ona sadece 1 gece için çıkacaktı. Bu bir gece oldu iki, oldu dört, beş … Biz yine de arkadaşlığımızdan ötürü ses etmedik. Öbür grubunla pekala çalış, çık sahne al ama bizi ihmal edemezsin dedik. Ama biz böyle yaparak kaybettik. Konunun başlığı olarak yazdığım söz, vokalistimizin (eski vokalimiz oluyor gerçi şu anda) uğruna bizi bıraktığı grubun sahibinin bir sözü. Daha doğrusu onunda değil de, sürekli bu sözü iletisinde kullanır kendisi.

Aslında bu yazıyı yazıp yazmamak konusunda çok tereddüt ettim. Ama hayatımda olanları paylaşmak sloganıyla devam ettiğim için yazayım dedim. Hiç isim kullanmadım. Kimseye hakaret de etmedim. Vokaliste bile. Başlığı da, cümle kendi içerisinde tezatlıklar taşıyor diye yazdım. Bilen okur zaten anlayacaktır. Valla ne diyeyim inşallah pişman olmaz. Ama dostlarını yüz üstü bırakmanın da elbet bir cezası, ödenmesi gereken bir bedeli vardır diye düşünüyorum. Lan o değil de, şimdi bize çok acil vokal lazım be. Tanıdığınız var mı 😀

“Elizaband” e Merhaba!

Bloguma attığım tarihi başlıklardan birisi oluyor bu. Bir süredir devam ettirdiğimiz grubumuzun adını bugün stüdyo için beklerken bulduk. Vokalimiz Corc’un aklına geldi ve hepimizden geçer not aldı. Grubumuzun adı:

” Elizaband “

Bugün Karakedi Stüdyosu’nda yaptığımız prova da güzeldi. 1 saatte 9 parça çaldık ve hepsi de iyiydi. Yakın zamanda uzun süredir planını yaptığımız sahne işlerine başlıyoruz. Ama 21 Mart 2009 tarihi, nacizane müzik hayatımın önemli tarihlerinden birisi olarak kayıtlara geçti. Kimbilir, belki aradan uzun bir süre geçtikten, biz birşeyler başarabildikten sonra okurum bu yazdıklarımı. Dur lan, madem anı gibi yazıyorum, şu an aktif kadroyu da yazayım: Vokal’de Corc var. Solo gitarda Alper, ritim gitarda da İlker ter döküyor. Cidden bugün terledi baya:) Bas gitarda İbrahim ve davulda da ben varım. Bende terledim bugün epey hatta yarı çıplak çaldım yine uzun bir aradan sonra. Napıyım lan terden boğuluyor insan. Yakın zamanda, şu vizeler geçsin, bir de güzel logo yaparım. Onu da yayınlarım buradan. Öyle işte, yolumuz açık olur inşallah. Sevdiğimiz şeyi yapmaya sonuna kadar devam edebiliriz.