Tag Archives: western

Yıl Sonu VCD Kampanyasından Kaptıklarım

2015’in son günleriydi. Bir yılı daha hayallerden uzakta bitirmenin hüznüyle bir yerlerde bir şeyler yapıyordum. Sonra telefonum vink vinkledi. Heyecanlandım acaba nedir bu vink vink diye? Eskişehir’de düzenli olarak uğradığım İnsancıl Sahaf‘tan mesaj gelmişti: “Çok uygun fiyatlara orijinal VCD filmler sizleri bekliyor” diyordu mesajda. Aslında uzun uzun yazıyordu da, mesajın özeti buydu kısaca.

O gün, aylar sonra buluştuğum asker arkadaşım Cihan‘ı da yanıma alarak doğruca sahafa gittim. Ortalık pek bir sakin görünüyordu. Kıs kıs güldüm. Eğer beni kıs kıs gülerken görüyorsan sevgili okur, anla ki koleksiyona güzel şeyler katmak üzereyim demektir.

Devir bluray devri malum. Hatta 4K bluray‘ler çıkıyor artık piyasaya. DVD arşivlerimiz bile artık boynu bükük durumda. Ama olsun. Biz, eskinin tadını hiç bir zaman unutmadık ki. Biz hiç bir zaman popüler olanı tüketip “acaba yarın daha yeni ne çıkacak?” diye ağzımızın suyunu akıta akıta beklemedik ki. Biz, naçizane, bir filmin kendisini sevdik. Esere önem verdik.

filmler

Westernler kırmızı ile işaretli

Cihan’la birlikte sahafın alt katına indik ve filmlerle dolu raflara yanaştım. O an kendimi kaybetmişim. Herhalde yarım saat sonra falan Cihan’ın tokatlarıyla kendime geldim. Cihan “Dostum iyi misin?” diye soruyordu bana. Ben ise kucağımda bir dolu VCD filmi öylesine sıkıca kavramıştım ki ellerim uyuşmuştu. Neyse, gittim kasaya ödeme yapmak için. Kasadaki kız kendine kendine söylendi: “Yemeyenin malını yerler” diye. Güldüm. Güldüğümü görünce “Bu filmlerden bazılarını ben alacaktım ama siz epey toparlamışsınız” dedi.

Filmlerin çoğunluğunun seri olarak bulunması apayrı bir güzellik oldu. Bir de normale kıyasla çok daha fazla sayıda western, üstelik çoğu spaghetti western, filmi alınca keyfim yerine geldi. Böylece 2015’te belki de keyfim son defa yerine geldi.

Quentin Tarantino‘yu Neden Severim?

03 25

Django (En iyi senaryo Oscar’ı)

Hemen yazının başında belirtmekte fayda var, bu yazıyı bir film eleştirmeni, sinema yazarı edasıyla yazmıyorum. İnternette spesifik olarak bu konuda yayımlanmakta olan yüzlerce kaliteli blog ve internet sitesi var. Dolayısı ile okuyacaklarınız hiç bir iddiası olmayan bir takım saptama ve beğenilerin dile getirilmesinden ibarettir.

07 5Benim Quentin Tarantino ile tanışmam 2004 yılında oldu. Sivrihisar ilçe pazarında bir korsan tazgahında Kill Bill isimli bir filmin sarı renk kapaklı bir korsan vcdsini almıştım. Yalan yok, Uma Thurman‘ın kılıçlı pozu etkilemişti beni. O sıralar Sivrihisar’da hayatı ezbere yaşadığımızdan ve şimdiki gibi geniş internet olanaklarımız olmadığından ne filmin yönetmenine dair detaylı bilgi bulma şansım oldu ne de filmin o sıralar dünyada fırtınalar kopardığından haberim oldu. Çok umrumda da değildi zaten. Ergen dönemlerimdi zira. Lise 1’e gidiyordum ve aşıktım.

Birkaç yıl sonra Eskişehir’de liseye devam ederken, muhtemelen lise son sınıfta, bir gün bu Kill Bill muhabbeti 05 15yine açıldı ve ben o zamana kadar halen Kill Bill II’yi izlemediğimi farkettim. Birkaç gün içinde ikinci filmi de bulup izledim ve o günden sonra sırasıyla Kill Bill ve Quentin Tarantino hayranı oldum.

Bu yazı bir Tarantino hayranlık yazısı olacağından birazcık da uzun olacak. Zira yazıyı IMDB, ekşi sözlük ve Vikipedi‘nin hem İngilizce hem de Türkçe sayfalarından alacağım bilgiler ile zenginleştireceğim.

Pornocu kılıklı bir herif Tarantino, ama bana göre bir sinema dehası. Pek çok kişinin popüler kültür sinemacısı dediği bu adam bence popüler kültürle, sinema klişeleriyle en zekice biçimde dalga geçebilen az sayıdaki adamlardan birisi. Tarantino, sadece bir yönetmen değil, yapımcı, oyuncu ve aslında çok iyi bir senaristtir. Sektörün her dalında proje üretebiliyor olması, belki de tezgahından çıkan karelerin bu denli ses getirmesinin yegane sebebi.

13

Kill Bill Vol. I’in soundtrack albümünde iç kapakta bu fotoğraf vardır.

09 4Kendisi hipster olarak tanımlanıyor. Röportajlarından anladığım kadarıyla bu yakıştırmadan hiç de rahatsız değil. Sonuç olarak övündüğü yegane şeyler ortaya koyduğu, koyabildiği şeyler. Yapabileceğinin üzerinde işlerle kendisini pazarlamaya çalışmıyor. Ancak belki de işin en kötü yanı, giderek Tarantino isminin markalaşıp sırf “Tarantula film yapmış, gidelim” bayat esprilerine mahal vermesi. Tarantino, eleştirdiği popüler kültürün karşısında giderek popülerleşen ve özellikle son dönemde de tavan yapan bir adam oluyor.

02 29Tarantino denince akla gelen ilk unsurlardan birisi elbette ki oluk oluk akan kandır. Hemen her filminde vurulma, yaralanma sahneleri, abartı denecek kadar kanlıdır. Bir noktadan sonra bu abartı artık sizi rahatsız etmemeye başlar. Evet, bugüne kadar hiç “Ayy çok kanlıydı dayanamadım kapattım” diyen duymadım. Burada Tarantino, şiddetin aslında sürekli olarak etrafımızda bulunduğuna vurgu yapar.

Tarantino, çok iyi bir Western izleyicisidir. Kill Bill’de ve son filmi Django‘da bunu çok açıkça görebiliyoruz. Filmleri için seçtiği soundtracklerde çoğunlukla Ennio Morricone‘nin efsaneleşmiş Spagetti Western müzikleri yer alır. Filmlerindeki müzik kullanımı çok başarılıdır. O sebeptendir ki filmlerin soundtrack albümleri de en az filmleri kadar ünlüdür ve satış 01 33başarısı yakalamıştır. Benzer şekilde filmlerinde Spagetti Westernlere ve Japon sinemasına yaptığı atıflar daha çok bir saygı duruşu niteliğindedir. Pek çok filmindeki pek çok sahne (düello sahneleri) Western filmlerinden alınmadır. Çoğunluğu Spagetti Western’lerin de özellikleri arasında yer alan özel kamera açıları, karakterlerin gözlerine yapılan yakın çekimler, kadraj dışındaki karakterinin sesinin duyulurken uzun süre konuşmayan başka bir karaktere yapılan yakın çekim, kapı açma/kapama sahneleri, karakterlere verilen takma isimler ve bu karakterlerin çoğunlukla melez ırklardan oluşması (Japon-Fransız, Çinli-Amerikan,  birer klasikleşmiş Tarantino özellikleridir.

Filmlerindeki detaylar hiç şüphesiz bir diğer Tarantino sevme nedenini teşkil ediyor. Kahvaltılık gevrek takıntısı pek çok filmde ön plana çıkar. Hayali markalar yaratması da yine bu detayların sürekli olanlarındandır. Meksika açmazı denilen ve üç ya da daha fazla karakter aynı anda birbirlerine silah doğrulttuğu sahneleri Tarantino filmlerinde görebiliriz.

06 10Rezervuar Köpekleri filmi adamın üslubuna ve sinema anlayışına yönelik müthiş bir eserdi. Filmin başında aralıksız 5 dakika boyunca bir birlerine küfreden adamlar, olay örgüsü, kameranın çekim açıları vs. Herşeyi görmeye çalışıyor; sözlüklerde, internet sitelerinde okuduğum detayları filmin içerisinde bulmaya çalışıyordum. Tarantino’nun ses getiren ilk filmi olması ve yıllardır biriken sinema deneyiminin ekrana yansıması sebebiyle vizyona girdiği zaman inanılmaz bir ilgiyle karşılanmış. Bu film vizyona girdiğinde ben 5 yaşındaymışım. Muhtemelen de Tunceli’de oturuyorduk ya da Eskişehir’e yeni taşınmıştık.

04 20Inglorious Basterds, belki de İkinci Dünya Savaşı dönemini anlattığı için, bana hep diğer filmlerinden ayrı gelmiştir. Elbette bu sadece bir his. Yoksa filmde klasik Tarantino özellikleri fazlasıyla yer alıyor. Kill Bill projesinden de önce çekilmesi planlanmış bu filmin. Ancak izlemesi taa 2009’a nasipmiş. Bu filmde biraz da ticari bir kaygı ile Brad Pitt oynamıştır ama ön plana çıkan adam başkadır. Hans Landa rolünde oynayan adam ile Django’da King Schultz rolündeki adam aynı kişi, Christoph Waltz. (Zaten bu sene de Django’yla oscarı aldı.) Tarantino filmlerinde aynı aktörleri görmeye alışmak gerekiyor. Önceki projelerinde de aynı şeyi yapmıştı zira. (Samuel Jackson, Uma Thurman gibi.)

Çok iyi bir senarist olması onun filmlerinde kullandığı öykü anlatma şekillerini de çeşitlendirmiştir. Geriye dönük ve bölümler halinde anlatım Tarantino’nun öyküleme 08 5biçimleridir. Özellikle Kill Bill’deki bölümlemeler gayet başarılıdır.

Tarantino filmlerinde erotizm pek fazla bulunmaz (Inglorious Basterds’ta vardı gerçi bir ufacık sahne). Ancak Tarantino açıkça bir ayak fetişisti olduğu için hemen her filminde bir kadın ayağına yakın çekim yapılır. (Kill Bill’de gaza basma sahnesi, domuzcuklar sahnesi; Death Proof’un giriş sahnesi; Jackie Brown‘da Bridget Fonda ayak yüzüğü; Karanlıktan Şafağa bar sahnesi vb.) Özellikle yönetmediği ama senaryosunu yazdığı Karanlıktan Şafağa filminde kendisinin bu fetişik arzularını tamamen doyurduğunu görebiliyoruz 🙂

Yönetmenliğini yaptığı filmlerde Tarantino küçük, çoğunlukla önemsiz ve çabuk ölen roller oynar. (Django’da havaya uçtuğu sahne bugüne kadar en sevdiğim oldu bu arada.)

Yönettiği, oynadığı, senaryosunu yazdığı, yapımcılığını üstlendiği onlarca filmiyle bence Tarantino yaşayan bir efsane, pornocu kılıklı herifin tekidir. Şu anda tüm dikkatimizi Kill Bill 3’ün ne zaman çekileceğine vermeliyiz. Aferin Quentin.

tarantinodeathlist

Tarantino filmlerinde ölenlerin sayısı ve ölüm şekilleri

NOT: Tarantino filmografisini aşağıya yazıyorum. Oturup izleyin.

  1. Django Unchained (2012): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  2. Inglourious Basterds (2009): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  3. Death Proof (2007): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  4. Grindhouse (2007): Senarist (kısmen), Yönetmen (kısmen)
  5. Kill Bill Vol. I (2003): Yönetmen, Senarist
  6. Kill Bill Vol. II (2004): Yönetmen, Senarist
  7. Jackie Brown (1997): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  8. Pulp Fiction (1994): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  9. Reservoir Dogs (1992): Yönetmen, Oyuncu, Senarist
  10. From Dusk Till Down (1996): Senarist, Oyuncu
  11. Skuyaki Western Django (2007): Oyuncu
  12. Planet Terror (2007): Oyuncu

10 4

 

Western Coşkusu !

Lan bilmiyorum neden, iki üç gündür malum vizelere çalışırken beni bir

The Good, The Bad and The Ugly

The Good, The Bad and The Ugly

western tutkusudur sardı! Elimdeki en güzel western soundtrack’lerini dinleyip dinleyip duruyorum. Gözlerimi kapatıp kendimi o çölün ve kaktüslerin ortasında hayal ediyorum 🙂 Lan süper oluyor. Valla şu an torrent’te 5 tane western filmi iniyor. 2 tanesi blu-ray hem de 🙂 Lan çok mükemmel bir olay bu kovboyluk ya 🙂 Yani beni iki üç gündür iyi götürüyor. Ve iyi haber: Artık sende bu havayı yaşayabilirsin sevgili okurum! Nasıl mı? Aşağıdaki linke tıklayıp indireceğin, o beni günlerdir alıp götüren film müzikleri ile! Valla filmler çok eski, o yüzden telif hakkı derdi falan yok. İndirin abicim 🙂 İyi, Kötü ve Çirkin‘in de soundtrack i full versiyonuyla mevcuttur.

Rapidshare’a yükledim. İndirmeyi bilmeyenler, arama kutusuna “download” yazıp önceki yazılarımdan öğrenebilirler.

DOWNLOAD