Tag Archives: Windows 7 Ultimate

Nihayet Masaüstü Sistemi Topladım

2015’ten beri özlemini çektiğim bir şeye nihayet kavuştum: Masaüstü bilgisayar. Yıllardır emektar netbook’umla çalışmalarımı yürütüyordum. Hakkını ödeyemem. Hem lisans hem de yüksek lisans tezlerimi o bilgisayarda yazdım. 2013’te beri bloğa yazdığım yazıların neredeyse tamamını o bilgisayarda yazdım. Yaptığım irili ufaklı tüm grafik işlerini o bilgisayarda yaptım. Sağ olsun, bir kere bile üzmedi beni. Ama ben de ona çok iyi baktım. İlk günkü gibi korudum ve sakladım. Onu, ulaşabileceği en yüksek donanımlarla destekledim. Ancak elbette bir noktadan sonra özellikle bazı işlerde elinden geleni yapsa da yetersiz kalmaya başladı. Şu da bir gerçek ki bilgisayar kullanmaya masaüstü bilgisayarda alışıp tabiri caizse “söke taka” bilgisayar kullanmayı öğrenenler için dizüstü sistemleri hep daha mesafelidir.

Bu isteğimi yıllarca yılımın özeti yazılarında bir hedef olarak yazdım durdum: Kendime bir masaüstü sistem toplamak ve bunu olabildiğince ucuza yapmak. Olabildiğince ucuza mı? Hadi bakalım kolay gelsin.

Yaklaşık 17 yıllık bilgisayar maceram boyunca hiçbir zaman “oyuncu” olmadım. Bilgisayarıma oyun kurmadım. Herhangi bir oyunun hayranı olmadım. En basit çok oyunculu oyunlar dahil, hiçbir oyunda becerim yoktur. Buna futbol, yarış, savaş, RPG gibi türlerin tamamı dahil. Ben bilgisayarda daha çok grafik, yazı, çizi işleriyle uğraştım. Son yıllarda bu işlemlerin de artık sosyal medya platformları ve bulut uygulamalar yardımıyla çocuklar tarafından bile kolaylıkla ve -ciddi donanımlar gerektirmeden- yapılmaya başlamasıyla eskiden ihtiyaç duyduğumuz devasa ramli, olağanüstü işlemcili, kamyon genişliğinde ekran kartlı bilgisayarlara en azından kendi adıma ihtiyaç duymuyorum.

ramssdGeçen gün iş yerinden Kerem Bey’e ait eski bir bilgisayar olduğunu öğrendim Lütfi Abi’den. Artık bir işine yaramadığını ve alabileceğimi söyleyince hemen sırtlandım makineyi ve eve getirdim. Sağ olsun Kerem Bey’in verdiği makinede Core 2 Quad 2.33 GHz, dört çekirdekli bir işlemci vardı. Aynı gece sistemi güçlendirmek için iki tane Kingston 2GB 800MHz DDR2 ram ve SanDisk SSD Plus 120GB 530MB-310MB/s Sata 3 katı hal diski siparişi verdim. Hemen ertesi gün Hepsiburada’nın Hepsiexpress teslimatıyla SSD geldi. Hatta hızımızı alamayıp bir tane de Lütfi Abi’ye sipariş ettik. Daha sonraki gün ise ramler geldi.

Artık sistemi tam anlamıyla kurmak için gerekli her şeye sahip olunca akşam oturdum, Windows 7 Ultimate 64 bit sürümüyle sistemimi kurdum. Kurulumun ardından tüm güncellemeleri yüklemeye başladım. İşte bu noktada bir sorun yaşadım. Çünkü hangisi olduğunu anlayamadığım bir güncellemeyi yüklemek, bilgisayarımın tam 6 saatini aldı. Bu güncellemeden sonra ise bilgisayar başlayınca ekranda hiçbir yazı yoktu. Sadece simgeler ve görseller vardı. Hayatımda karşılaştığım en akıl almaz hatalardan biriydi bu. Sadece masaüstü geldiği, herhangi bir şeye tıklanmadığı için ekran görüntüsü de alamadım. Gerçi telefonla çekebilirdim ancak olayın vahametiyle o da gelmedi aklıma.

yenipc01

Anakart üzerinde ramler ve işlemci fanı

Sonra Windows kurulum CD’sini takıp sistem geri yükleme yapmaya çalıştım olmadı. Sonra “Windows Başlangıç Onarma” ekranı geldi şans eseri. Bazı güncelleştirmeler geri alınmaya başladı ve bingo! Bilgisayar düzelerek açıldı. Böylece 48 saatlik bir kaos sona erdi.

ssd2

Kasa içerisinde 2.5 inç harddiskler için yuva olmadığından 3.5 harddisk bölmesine tek vida ile sabitlemek yeterli oldu.

Bilgisayarda sistem derecelendirmesi yapınca, ekran kartsız onboard olarak kullandığım sistemin 2.0 puan aldığını gördüm. Zaten olabilecek en yüksek ram (4 GB) takılı olduğundan performans anlamında verimli olmayacağı görünüyordu. Derken paatt! Bir anda kapanıverdi bilgisayar: İşlemci aşırı ısındığı için bilgisayar kendini kapatmıştı. İşlemcinin sıcaklığını sonradan gördüm ki 99 dereceler civarındaydı.

zotac

Ekran kartı

Böyle olunca önce kendime, Zotac marka 1 GB 128 bit (VGA + DVI) klasik denebilecek türde bir ekran kartı buldum. Buna hiç para vermedim. Daha sonra ise iyi bir termal macun aldım. Son olarak da bilgisayarın üzerinde güç kaynağı 200 Watt’lık çok eski bir donanım olduğu için, eski bilgisayarıma ait ASUS marka 350 Watt’lık güç kaynağını bağladım. İşlemciyi sökünce önceki macun uygulamasının sadece soğutucudaki işlemciye temas eden yüzeye sürüldüğü için işlemci üzerinde büyükçe bir alanın hiç termal macunla kaplanmadığını gördüm.  Şansıma kendi kişisel arşivimde bu tip 775 soket işlemciler için kullanılan daha büyük fanlı bir soğutucu vardı. Bu yeni fanı, işlemcinin tüm yüzeyini macunlayıp tam ortalayacak şekilde monte ettim. Daha sonra ekran kartını da iyice temizleyip anakarta taktım.

Güç düğmesine baktığımda makul bir seste çalışan, yıllar sonra kavuştuğum bir masaüstü sistemim olmuştu bile. Bir önceki puanlamada 2.0 olan “Oyun Grafikleri” puanı, yeni puanlamada 5.9 olmuştu. Ancak sistem puanını belirleyen en düşük puan “Grafik” puanı olarak 4.9 oldu. İşlemci ve bellek puanının 7.1 olduğunu, SSD için ise 6.9 puan verdiğini ekleyeyim.

ilkpuan

Onboard çalışan sistemin derecelendirmesi

ikincipuan

Ekran kartı takıldıktan sonraki sistem derecelendirmesi

Evet, umarım bir süre sorunsuz kullanabilirim bu yeni topladığım sistemi. Yakın zamanda ikinci bir hard disk ekleyeceğim. Ayrıca bulabilirsem bir de 256 bit ekran kartı eklemem gerekecek. Ancak büyük ihtimalle bu durumda da güç kaynağını değiştirmek gerekecek. Şimdilik bana yeterli. O yüzden bu şekilde devam edeceğim gibi görünüyor.

Bu sistemi toplamamda destek olan Kerem Bey’e ve Lütfi Abi’ye çok selamlar sevgiler.

Yeni Donanımlarım ve Windows 7 64 Bit

Bilgisayarımın ekran kartı, güç kaynağı ve işletim sistemini değiştirdim sevgili okur.

Önceki ekran kartım olan Palit GeForce FX8500 GT 512 MB hem artık yetersiz kalıyordu performans olarak hem de fanı bozulduğu için bilgisayarı açtığımda elimle kasanın içerisinde fanını döndürüp başlatmak zorunda kalıyordum. Kartın ortalama sıcaklığı 55 derece civarındayken fan bazen kendiliğinden durunca sıcaklık 80 derecelere kadar çıkıyordu. Bu da resmen felaket demekti. O yüzden artık iyice sinirlenip babamla durumu konuştum ve yeni bir ekran kartı almamız gerektiğini anlattım. Sağolsun babam bu konularda önce bir parlar sonra da git al der. Bu sefer de öyle oldu, canı sağolsun.

Powercolor HD 5670

Ekran kartını çok uzun süre araştırıp nihayet Sercan‘la karar verip aldık. Powercolor HD5670 2GB 128Bit DDR3 modelini beğendik. Ben bilgisayarda oyun oynamadığım için bu bana çok rahat yeterli olabilecek bir karttı. Yalnız bu ekran kartı için güç ihtiyacı olarak minimum 400 Watt ile çalışır diyordu. Lan benim power supply zaten max 400 watt’a çıkabiliyordu. Sonra biraz forumları araştırdık. Bazıları 350 watt ile biraz daha yüksek modelleri kullanabildiklerini söyleyince bizde bir cesaret oldu ve hepsiburada.com‘dan kargo dahil 157 TL‘ye o an için piyasanın en ucuz fiyatını görüp 12 taksite aldık. Ancak siparişin onaylanması tam bir gün sürdü. 2 gün de tedarik sürecinde bekledi sipariş. Nihayet kargolandı ve aldıktan 4 gün sonra geldi elime. Paketin üzerinde harici güce ihtiyaç duyar, minimum 450 watt ile çalışır yazıyordu. Hemen korkarak taktım pc’ye. Lan! Değil çalıştırmak, ekran kartının fanı dönmedi bile.

Meğer bu ekran kartlarının güç ihtiyacı için harici bir güç kablosu oluyormuş power supply’larda. Benim eski nesil power’ımda yoktu böyle bir kablo. Dolayısı ile artık tüm işaretler bana yeni bir power almam gerektiğini söylüyordu.

High Power Performance 550 Watt

Buna biraz direndim. Ama oturup +/- tablosu yapınca karşıma şu sonuç çıktı. Bilgisayarımda zaten güç yetersizliğinden kaynaklı bazı sorunlar yaşıyordum zaman zaman ve performansa da yansıyordu. Ayrıca zaten artık tüm yeni sistemler minimum 450 watt üzerinden tasarlanıyordu. Yine hepsiburada.com’a bakınca High Power Performance 550W Aktif PFC 12cm Fanlı Power Supply (HP-550-A12S) isimli güç kaynağını gördük Alper‘le. Bu da kargo dahil 133 TL idi. Yapılacak en mantıklı hareketi yapıp bunu da 6 taksite aynı fiyata aldık. Ürün hemen onaylandı ancak bu da yine tedarik sürecine girdi. Bu sefer çok uzun sürdü. Araya bayram girdi ve nihayet bugün sabah geldi güç kaynağım. Böyle canavar gibi, dev gibi bir şey 🙂 Kocaman bir fanı var ve fan kasanın içine üflüyor. Gerçek 550 watt güç kaynağında çılgınlar gibi çıkışlar vardı. 3 tane ide çıkışı, 6 tane sata çıkışı, 2 tane ekran kartı güç çıkışı ve diğer gerekli çıkışlar. İnanılmaz sessiz bir güç kaynağı bu arada.

Sistemin bu parçalarını yenileyince uzun süredir saçmalayan Windows XP‘me de veda etme vaktim geldiğini farkettim. Hazırlıkları yapıp formata başlamaya karar verdim. Ancak bu sefer de sorun şuydu: Yıllarca 32 bit bir hayat yaşadıktan sonra acaba yine Windows 7 Ultimate 32 bit mi kursaydım yoksa 64 bit mi? Bu noktada da yardımıma değerli arkadaşlarım koştular. Serkan Demirci, Mert Coşkun ve Ayberk Kaba‘nın tavsiyelerini harmanlayıp 64 bit kurma kararı aldım. İlerleyen dönemde de 3 GB olan ramimi yükseltmeye karar verdim.

64 bitlik Windows 7 Ultimate çok iyi sevgili okur. Şu an için sıkıntı çıkartan bir tek scanner’ın driver’ı oldu. Bakalım bulabilecek miyim driver… Onun dışında şimdilik herşey çok iyi ve stabil. Nazar değmez umarım lan.

Bizim Okuldaki O Acayip Kız

Olduğum gibi görünmek üzerine kurulmuştur hayat felsefem. Ne düşündüğümden fazlasını göstermek, ne de inandığıma aykırı davranmak yer alır kendi değerlerimde. Bunu kendime bir övgü olarak anlamayın lütfen. Kendinize göre sahip olduğunuz pek çok değeriniz vardır sizlerin de değil mi? İşte aklımdan geçenler bunlardı bugün otobüste gelirken. Yorgunluğun iyice aptallaştırdığı beynimde böyle düşünceler nasıl oluşuyor bilmiyorum. Yoldaki karanlığın etkisi midir nedir?

“Bizim okuldaki o acayip kızı hatırladım gene. Gözleri nasıl da etkilemişti beni. Çok güzel değildi yüzü. Ama çirkin de değildi. Onu ifade etmek için kullandığım sözcük, birazda edebi bir facia ile “acayip” oluyordu o günlerde. Döndüğüm köşeden karşıma çıkardı bazen, önce yüzüme bakar; sonra kafasını öfkeyle aşağı eğerdi. Bu öfkeyi anlamazdım ben. Bizim okuldaki o acayip kızın acayipliğinin kaynağını da bulmuştum. Kızın o acayip saç modeli, yüzünün ufaklığı ve burnunun şekli ile inanılmaz tezattı. Tahmini olarak benle aynı yaşta olması gereken bu acayip kız yaşından da birkaç yaş fazla gösteriyordu üstelik.”

Nasıl bir ruh hali, nasıl bir sapıklıksa bendeki, şu yukarıdaki satırları yazmışım gelen kadar. Tabiki yine hayal dünyamın yarattığı bir karakter oldu bu. Tamam itiraf edeyim, gözümün önüne bir kız geldi bu satırları yazarken ama bu kız benim bir arkadaşım. Tanımıyor değilim yani 🙂 Bu arada tanıdığım birisini gördüm otobüste. “Meraba abi! Nassın?” diyerekten halini hatrını sorayım dedim, adımın cevabının “Teşekkür ederim siz nasılsınız?” şeklinde olmasıyla hafiften g.t olarak gülümsemekle yetindim sadece. O esnada Buried In Dust başladı. Çok acayip oldu 🙂 Her ne kadar dışarıya belli etmesemde aklımda pazar günkü konserin ve aynı gece çıkacağım yolculuğun detayları dolaşıp duruyor. Heyecan da var azıcık ne yalan söyleyeyim. Kaç seneden sonra ilk kez İstanbul‘a gidiyoro! (Yanlış yazmadım.)

Yarın Alperler bize geliyor biyodiskleri yapmak için. Bakalım ne olacak. Akşamına da stüdyo aldık. Müzik yapmak da gerek elbette. Eğer neyzen gelirse, Pentagram parçaları mükemmel olacak. Acayip lezzetli olacak. Ancak ben çok anlamasam da İlker’in telleri tekrar re’den mi’ye almaları sebebiyle ciddi şüpheleri var. Vokale Volkan’la Murat’ı çağırdım. Başka da kimseyi çağırmadım zaten 😀

Sevgili okur Sercan ismindeki şişman arkadaşım, kuzeninin acayip kıyağı sayesinde bedava Windows 7 Ultimate sahibi oldu. Kurdu ve malesef bilgisayarı hatasız, problemsiz çalışıyor. Makinenin açılış süresi ne yazık ki 43 saniye sürüyormuş. Nasıl kıskandım, nasıl üzüldüm anlatamam.

Son bir şey daha. Bugün Hava Kirliliği dersinde Ozan Hoca misafirimiz oldu. Geçen gün Alper’le bana 5 dakikada anlattığı tüm o bilgileri bugün derste de anlattı. Söylediği her cümleyi biliyor ya da en azında fikir yürütebiliyor olmam beni nasıl mutlu etti anlatamam! Kendimi bu zamanlarda bir başka mutlu addediyorum sevgili okur 🙂