Tag Archives: yusuf hoca

Mezun Oldum!

İki günlük sevinç gösterisinden sonra nihayet yazabiliyorum. Bu başlığı atabilmeyi tam 4 senedir bekliyordum lan! Evet, 20 ocak 2012 cumartesi günü, Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü‘nden teorik olarak mezun oldum. Diplomamı falan daha almadım ama.

1. Sınıfta ben

Bu yazı sizlere benim normalde 8 dönem yani dört sene ama benim için 9 dönem süren Çevre Mühendisliği eğitimim hakkında bilgi vermek için hazırlanmıştır. İçerisinde çeşitli bilgi ve değerlendirmeler olacaktır. İlk olarak bu 9 dönem ve 4 yaz okulu boyunca aldığım dersleri listeledim aşağıya. Dersin adının önünde yazan kredisidir. Üzeri kırmızı ile çizgiliyse o dönem o dersten kalmışım demektir. Eğer dersin adı koyu ile yazılı ise o dersi AA ya da AB ile geçmişim demektir.

2007-2008 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Lanet ders.
  • 3,0    Technical Eng.I (Tek.İng.I): Ozan Hoca ile bu ders sayesinde tanıştım.
  • 6,0    Fizik I: Fizikten zaten nefret ederdim, bu dersle nefretim tavan yaptı.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı I: Resmen bir kabustu. Asistanlar bize pislikmişiz gibi davranıyorlardı.
  • 6,0    General Chemistry I( Genel K.): Eftade Hoca ile tanışma sebebimdir. Kimyayı hep sevmişimdir.
  • 2,0    Kültürel Etkinlikler: Hayatımın en kültürel dönemidir.
  • 4,0    Türk Dili: İhsan Oktay Anar‘ı bu ders sayesinde tanıdım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. I: Tarihi hep severdim, yine sevdim. Şaduman Halıcı‘ya hayran oldum.

2007-2008 Bahar Dönemi

  • 3,0 Introduction To Environmental Eng.: Garip bir dersti ama sevmiştim.
  • 6,0    Fizik II: Fizikten tamamen soğumuştum. Lanet etmiştim.
  • 1,5    Fizik Laboratuvarı II: Kabus Part. II idi. Gene aynı davranışlara maruz kalıyorduk.
  • 1,5    General Chemistry Laboratory: Çok sakardım lan ben.
  • 6,0  General Chemistry II(Genel K.): Kimyayı hep sevdim. Bu biraz zordu ama.
  • 4,5  Teknik Resim: Zakir Poyraz hocamın ellerinden öperim. Gayet keyifle geçtim bu dersi.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Ucu ucuna kalmıştım.
  • 2,0   Atatürk İlke. ve İnk. Tar. II: Şaduman Hoca bir efsanedir. Tarih II ise daha keyiflidir.
  • 4,5    Bireylerarası İletişim: Bu dersi AA ile geçmek hiç de zor değildi. Taa ki o talihsiz ana dek.

2007-2008 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Param boşa mı gitti lan diye üzülmüştüm.

2. Sınıfta Alper ben Emre

2008-2009 Güz Dönemi

  • 2,0  Türk Sanat Müziği: Danyal Mantı hocamıza buradan sevgiler. Sağolsun varolsun.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): İllallah dedim!
  • 4,5    Fundamental of Infor.Tech: Hehe çok kolaydı lan 🙂
  • 2,0    Technical English II (Tek.İng.: Evet, yavaş yavaş mühendis mi olıuyorum sorusunu sormaya başlamıştım.
  • 3,0  Çevre Kimyası Laboratuvarı I: İşte. İşte benim en sevdiğim derslerden birisi. O raporlar meğer gelecek yılların habercisiymiş.
  • 4,5    Çevre Kimyası I: Çok iyi, çok sıkıntısız geçtim. Savaş Hoca‘ma saygılarımı iletiyorum.
  • 3,0  Economics (Genel İktisat): Mükemmel bir ders daha. Halen aklımdadır hocanın verdiği örnekler.
  • 3,5   Materials Science: Emrah Hoca bu okuldaki en kral hocalardan birisidir.
  • 3,0    Topluma Hizmet Uygulamaları: 100’den değil de 90’dan AA aldığıma üzüldüğüm tek derstir.

Topluma Hizmet Uygulamaları dersi için şarkı hazırlarken

2008-2009 Bahar Dönemi

  • 4,5    Çevre Mikrobiyolojisi: Mikrobiyolojiyi seviyorum.
  • 2,5  Çevre Mikrobiyolojisi Lab.: Mikrolaboratuvarını da sevdim. Yalnız bir kere hasta oldum Eşerşiya yiyerek.
  • 4,5   Environmental Chemistry II: Bu dersin kitabını çok severdim garip bir şekilde.
  • 3,0 Environ. Chemistry Lab. II: Laboratuvarları hep sevmişimdir. Bunu da sevdim.
  • 4,5    Ekoloji: Arzu Hoca ile tanışmamı sağlayan ders.
  • 4,5  Statics Strength of Materials: Turgut‘un çok büyük desteği ile geçtim. İlk vizeden sıfır alıp ikincisinden 60 alıp da geçtim.
  • 4,5 Linear Algebra and Numerical Methods: Ucu ucuna tırmalayarak, ite kaka geçtim. Ama geçtim! Erdem Hoca ile bu derste ilk defa tanıştık.

2008-2009 Yaz Dönemi

  • 6,0   Fizik II: Metin Hoca‘nın sayesinde fiziğe yeniden saygı duydum.
  • 7,5    Calculus I (Genel Matematik I): Sedat Hoca kraldır.
3. Sınıfta Murat ile girdiğimiz seçim

3. Sınıf Matra Projesi toplantısı

2009-2010 Güz Dönemi

  • 3,5   Computer Program. in Engineering: Matlab‘ı çok sevdim, çok  da rahat geçtim.
  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Çok zor geldi, öyle böyle zor gelmedi yani.
  • 4,0   Su ve Toprak Kirliliği: Serdar Hoca‘yı işte bu derste sevdim.
  • 3,0   Temel İşlemler ve Süreç. Lab.I: Laboratuvarları çok sevdim. Bu laboratuvar epey zorladı ama geçtim.
  • 3,0   Fotoğrafçılık: Güzel bir ders, tavsiye ederim.
  • 4,5  Hidroloji: Malesef bu derste birşey öğrenemedim. Ucu ucuna ancak geçebildim.
  • 6,0 Akışkanlar Mekaniği: Mantığını çözdüğümde final sınavı bitmişti.
  • 4,0    Almanca I: Sertan Gür‘ü bu sayede tanıdım. Ich bin Mesut.

Volkan'la birlikte aldığımız yegane ödül

2009-2010 Bahar Dönemi

  • 4,5    Su Temini ve Atıksu Uzaklaştırma: Yılmaz Muslu ve kitapları.
  • 3,0 Temel İşlem. ve Süreç. Lab. II: Efsane olup zirvede bıraktım, laboratuvar defterini kapattım.
  • 4,5 Air Pollution (Hava Kirliliği): Hava derslerini çok zor anlayabildiğimi keşfettim.
  • 4,5   Çevre Mühendis. Bilişim Tekno.: Serdar Hoca’dan tez almaya bu ders sayesinde karar verdim.
  • 4,5  Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları: Okul hayatım boyunca aldığım en iyi derslerden biriydi. Çok araştırıp çok şey öğrendim.
  • 3,0    İstatistik: Zorlanırım diye korkuyordum ama rahat geçtim.
  • 4,5   Termodinamik: Çok zor oldu ama geçebildim. Tabloların hastası oldum. Ayrıca Yunus Çengel‘in kitabına da hayran oldum.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Çok ağır geldi. Acayip geldi bu ders.

3. Sınıf Yaz Okulu Savaşalp Volkan Seval

2009-2010 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Yazık oldu. Üzüldüm.

4. Sınıfın en yoğun zamanları

2010-2011 Güz Dönemi

  • 6,0  Unit Operations and Proces. I: Zorlandım ama affetmedim, çaat diye geçtim.
  • 6,0  Akışkanlar Mekaniği: Mantığını anladığımı söylemiştim. Rahat geçtim.
  • 6,0    Katı Atık Yönetimi: İşte en zorlayıcı ama bana en faydalı olan derslerden biri daha. Çok iyi bir deneyim oldu bana.
  • 4,5  Air Pollution Control: Hava derslerini anlayamadığımı keşfettim. Ama suç kitaptaydı ben de değil.
  • 4,0    Su Arıtımı Projesi: Zevkli derslerden birisiydi. Yusuf Hoca‘ya baba demeye başladık.
  • 4,5    Environmental Modelling: İlk vizeden 20 alıp ikinci vizeden 85 aldım. Öyle geçtim.
  • 3,5    Wastewater Engineering: Ben sevdim bu dersi sizi bilemem.
  • 3,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi I: Hehe.
  • 3,0  Küçük Ölçekli Atıksu Arıtma Sistemleri: Bir diğer faydalı seçmelilerdendi bu ders de. Herkese tavsiye ederim.

Volkan ve Savaşalp

2010-2011 Bahar Dönemi

  • 4,5  Differential Equations): Tek seferde çaatt diye geçtim. Laplace ve Yılmaz Dereli sağolsun.
  • 6,0    Temel İşlemler ve Süreçler II: Affetmedim bu sefer. Çok onurlu geçtim.
  • 4,0    Atıksu Arıtımı Projesi: Bu ders de iyiydi.
  • 6,0   Çevre Yönetimi: Proje kısmı çok zorladı. Arcgis öğrendik biraz da, o açıdan iyiydi.
  • 3,5  Tehlikeli Atık Yönetimi: Fena değildi. Ama Katı Atık kadar sevemedim.
  • 3,0    Suların Yeniden Kullanımı: Kolay bir dersti. İkili dağıtım sistemi mantığını aklıma soktu.
  • 6,0    Çevre Müh. Bitirme Projesi II: Hahaha.
  • 4,5  Computer Aided Engineering Design: Kesinlikle alınması gereken bir ders. Otoket herkese lazım.
  • 4,5    Çevre Politikaları: Ethem Torunoğlu‘nu tanıma şansını elde ettim.

2010-2011 Yaz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Ölüyordum az daha. havale geçirdim.

2011-2012 Güz Dönemi

  • 7,5    Calculus II (Genel Mat. II): Efsane oldum.

Buradaki tabloya baktığımda en başarılı yılımın son sınıf olduğu görülüyor. Hatta öyle ki son sınıfın ikinci dönemini 3.06 ortalama ile bitirmişim. O yaz Calculus II’den kalmasaymışım Onur Belgesi bile alabiliyormuşum. Her sene yaz okuluna gelmişim ama bir tek ikinci sınıfın yaz okulunun faydasını görmüşüm. Calculus I ve Fizik II derslerini bu yaz vermişim. Ayrıca ilk stajımı da o yaz yapmıştım. Son stajımı da 4. sınıfın yazında yapmıştım. Arkadaşlara tavsiyem stajlarını 2. ve 3. sınıfın yaz aylarında yapmalarıdır. Son senelerini mezuniyet telaşına bıraksınlar.

Bu dört yılda beni zorlayan dersler Calculus I, Calculus II, Temel İşlemler I ve Temel İşlemler II olmuştur. Bu dört ders benim dengemi o dönemlerde altüst etmiştir.

Serdar Hocamızla

Aşağı yukarı her hocamla aram çok iyidir. Her birine burada saygı ve sevgilerimi iletiyorum. Ancak danışman hocam olması sebebiyle Ülker Hoca‘nın, sonsuz yardımlarından dolayı Ozan Hoca’nın, yapı olarak çok benzediğimizi düşündüğüm için Serdar Hoca’mın yeri bende çok ayrıdır. Müfide Hoca‘nın da kimsenin açıkça dile getirmediği herşeyi üzerine basa basa söylemekten hiç çekinmediği ve mesleğimizi bu kadar savunduğu için yeri ayrıdır. Bölümümüzde

Ozan Hocamızla

istisnasız tüm hocalarımı sever, saygı duyarım. Şu dört senede en az sevdiğim dersler Fizik I, Fizik II, Calculus I, Calculus II, Hidroloji, Bireylerarası İletişim ve Hava Kirliliği Kontrolü dersleridir. Bu dersleri sevemeden geçtim. Kendimi olayın tamamen dışında hissettiğim tek ders ise Diferansiyel Denklemler dersi olmuştur. Zaman zaman Hava Kalitesi Kontrol dersinde de bu şekilde hissettiğim anlar oldu.

Bu dört yılda en keyif alarak geçtiğim dersler bitirme tezi, Katı Atık Yönetimi, Çevre Yönetimi’nin proje kısmı, Temel İşlemler Laboratuvarı II’nin projesi, Fotoğrafçılık, Almanca I, İnkilap Tarihi I ve II, Türk Dili, Teknik Resim, Temel Bilgi Teknolojileri, Türk Sanat Müziği, İktisat, Topluma Hizmet Uygulamaları, Mühendislikte Bilgisayar Uygulamaları, Bilgisayar Destekli Tasarım, Enerji Üretiminden Kaynaklanan Çevre Sorunları dersleri oldu. Unuttuğum bir iki ders olabilir.

Eğitimimi su konuları ağırlıklı olarak aldım. Tezimi de yine su ile çalışarak yaptım. Dolayısı ise sucu oldum. Sucu olmasam belki Katı Atık konularıyla çalışabilirdim.

2009 Bahar Şenliği

Okuldaki 5 senemde de Bahar Şenlikleri‘ne katıldım. Bunların son 3 senesinde çeşitli aksiyonlara girdik. Eğlendik epey. 201120102009 Son yılımızda yaptığımız tramvay halen bölümde durur 🙂

Beş buçuk yıllık üniversite hayatımın en süper zamanı hazırlık zamanıydı. Bir yıl boyunca hiçbir şey yapmadım. Hiçbir şey yapmadım diyorum! En zor ve

2010 Bahar şenliği: Sercan Merve ben

sıkıntılı zamanı da dördüncü sınıf zamanıydı. Çünkü zaten zor olan dördüncü sınıf derslerine ilaveten alttan Temel İşlemler ve Süreçler dersi ile Akışkanlar Mekaniği dersleri alıyordum. Yaz geldiğinde zihnen ve bedenen bitmiş tükenmiş durumdaydım.

2011 Bahar Şenliği Seda Ben Tramvay Alper Ahmet

Ben Akif Hoca Alper Volkan

Asistanlarımızın hepsi ile aram iyi olmuştur. Ancak halen daha Akif Hoca‘nın yeri bende ayrıdır. Hatta Alper’de de ayrıdır. Akif Hoca bizim Akif Abi’mizdir.

Bizim dönemin tek derli toplu fotoğrafı

Dört yıl içinde teknik gezilerimiz de oldu elbette. Bunlar içerisinde en iyileri İzaydaş Teknik Gezisi ile barajlara yaptığımız teknik gezi oldu.

Dört yılda en çok utandığım an Tehlikeli Atık vizesinden 5 aldığım zaman ile Kimya II dersinde Eftade Hoca’nın yerine o derslik Malzeme Mühendisliği’nden gelen bir hocanın bana kızması oldu. Öldüm yerin dibine geçtim.

2011 Mezuniyet Emre Turgut Ben Alper En İyi haber fotoğrafı ödülü.

En mutlu olduğum an ise Alper ve Emre ile birlikte Çevre Yönetimi dersinin sunumunda birinci olduğumuz an oldu. Emre’yi o kadar mutlu ve kontrolden çıkmış olarak görebileceğim bir başka an daha yoktur. Öğrenciliğimizin en mutlu dönemleri Alper, Selma ve Emre ve Turgut’la kantinde langırt oynadığımız zamanlardı. İş yükü olarak en yoğun olduğumuz zaman dördüncü sınıfın ikinci döneminde ilk vizelerden sonraki dönemdi. Benim moral olarak en bitik olduğum zaman dördüncü sınıfın yaz okulu zamanıdır.

2006 Yılı Hazırlık Ergin Ben Mert

Üniversite hayatımın en eski arkadaşları sırasıyla Mert, Ergin ve Volkan’dır. Birinci sınıfta da Alper’le tanıştım. İkinci sınıfta da Sercan’la ve Koray’la tanıştım. Sercan o zaman şişmandı.

Çevre Mühendisliği eğitimi öyle akılsız salakların söylediği “çevrede okusam 5 ortalama yaparım” gibi birşey değilmiş bunu gördüm sevgili okur. Zor yani hakikaten emek istiyor, hata kabul etmiyor. Sürekli çalışman lazım. Boşlasan olmuyor, bir vizeden düşük alsan sıkıntı oluyor, üstelik bizim bölümde devamsızlık da çok ciddi sorun. Adamın gözünün yaşına bakmıyor.

Mezuniyet için 240 kredi gerekiyor. Benim 255 kredim var. Bunu da ekstradan aldığım seçmelilere borçluyum. Evet, ben mezun oldum. Vatana millete hayırlı olsun.

Halkı selamlayarak bitiriyorum.

Yazdığım uzun yazılardan birisi oldu bu farkındayım. Hepsini okuyana da helal olsun 🙂 Yorum olarak hepsini okudum yazan ilk beş kişiye Proofhead My Resort kupası vereceğim. Buraya kadar sıkılmadan okuyan eşe dosta okura sonsuz teşekkürler.

EKLEME: Facebook’tan da sevincime ortak olan herkese teşekkürler.

Herkes sağolsun varolsun

İtalyan Yemekleri Üzerine Bir Yazı – 1

İtalya’ya gelmeden önce başta Akif Hoca olmak üzere pek çok kişiden İtalyan mutfağına dair övgülü sözler duymuştum. Aynı şekilde başta Özlem Hoca olmak üzere az sayıdaki kişiyle de konuşunca tamamen tırt bir mutfak olduğuna dair fikirler edinmiştim. İtalya’da kaldığım sürece yiyip içtiklerimi not tutacağım ve elimden geldiğince sizi fikir sahibi yapmaya çalışacağım.

İlk gün otele yerleştikten sonra açlık epey bastırdı. Dışarı çıktım amacım bir büfe, bir market vs bulmaktı. Önce bir büfe benzeri ama sadece gazete ve su satan bir yerden su aldım. Lan su istedim herif bana asidi kaçmış maden suyu gibi bir su verdi. Yani açınca tısladı falan. Meğer bu sofra suyu ile kaynak suyu ayırımı burada çok ciddi imiş. Her neyse, önce birkaç restoran yazan yerin fiyat tabelalarına baktım. Bunların kalın olacakları belliydi. En azından ilk günden gerek yok dedim. Sonra yemişken iyi bir yerde yerim diyerek buraları pas geçtim. Bir de sıkıntım: Pancet. Yani domuz. Bizdeki ekmek arası döner olayı gibi burada da salam veriyorlar. Adamın birine yaklaştım “Is it pork or kind of it?” dedim. Bana supreno, probobilo gibi bir şeyler söyledi. Sonra “Pancet” dedim. Aahh, si si dedi. Ben de hadi si ordan dedim 🙂 Demedim lan şaka yaptım, ayıp olur.

Bana bunu kim söylemişti bilmiyorum ama birisi bir zamanlar “McDonald’s, Burger King falan olmasa inan Asya’da, Avrupa’da aç kalırsın” demişti. Hakikaten doğruymuş. Sonuç olarak bu hayvandan iğreniyorum.

Her neyse, gittim Mc Donald’s’tan Big King Menü yedim. Fiyatı 6.90 Euro. Yalnız burada bu herifler her şeye para alıyor. Ketçap ve mayonez her biri 0,20 Euro. Tadı da bildiğin Mc Donald’s.

İlk yemeğimi böylece yedikten sonra Luisa’nın gün içerisinde bana o inanılmaz İtalyan aksanlı İngilizcesi ile söylediği saat olan 20.00’de aşağı indim. Dediğim gibi aksandan dolayı sadece saat 20.00 ve lobiyi anlayabildim. Ne olacak acaba, diye aşağı indiğimde katılımcıların bazıları da gelmişti. Hemen mutfağa geçtik ve akşam yemeği faslı başladı. Hâlbuki daha birkaç saat önce hamburger yemiştim ben. Neyse.

Önce pasta diyerekten önümüze bir tür domates soslu makarnayı getirdiler. Masada rendelenmiş peynir duruyordu tıpkı tuz gibiydi. Makarnayı önce bu peyniri dökmeden yedim, tadı güzeldi. Ama peyniri dökünce tadı acayip bozuldu. Doğru dürüst yiyemedim. Makarna faslı bitince bu sefer deniz ürünleri faslı başladı.

Marul ile Arapların “Reyhaaan” dedikleri bir şeyi salata yapıp getirdiler. Ben bir şey diyemeden hemen bir tanesi zeytinyağı ile sirkeyi döktü üzerine. Tadına baktım, fena değildi. Daha sonra sofraya kalamar, bir tür balık (sapsarı), ıstakoz, karides’ten oluşan kocaman bir tabak geldi önümüze. Bunların hiçbirini ne yalan söyleyeyim yememiştim daha önce. Her birinden önce limonsuz, sonra da limonlayarak tattım. Kalamar limonsuz güzeldi. Limonla daha da güzel oldu. O sapsarı balık limonsuz iğrenç tattı. Tadını şöyle tarif edebilirim, nalburdan şu küçük çivilerden, yeni olanlarından, bir avuç alıp ağzınıza atın. Alacağınız metalik tat muhtemelen bu balığınki ile aynı olacaktır. Limon dökünce de aynı tadın limonlusunu alacaksınız. Daha sonra karidesi tattım. Tadı ilk başta kötü gelmedi.  Sonradan bunu da sevemedim. Iskatozdan da bir parça aldım. Bu da sarmadı. Bunun tadı güzeldi gerçi ama yemesi zahmetliydi.

Yanımda Filistinli bir profesör vardı. Adam o az önce bahsettiğim koca tabağın neredeyse tamamını yedi. Bu arada şu ana kadar gördüğüm katılımcıların tamamı Müslüman ülkelerden geliyor. Acayip seçiciler. Sürekli “halal, halal?” diye soruyorlar.

İkinci günün sabahında “kahvaltı” dedikleri olay için aşağı indim otelin salonuna. Yiyim böyle kahvaltıyı sevgili okur. Etimek’i, bildiğimiz Etimek’i alıyorlar, üzerine tereyağı ile reçel sürüp yiyorlar. Aha kahvaltı. Dolayısı ile yalan oldu bu da.

Öğle yemeğinden önce kahve arasında o ana kadar İtalya’da yediğim en lezzetli şeyleri yedim. Bizdeki eklerin karşılığı olan bu küçük pastacıkların üzerine bir şekilde mandalina, limon ve ananas monte etmişler. Çok başarılı idi. Bu arada bu konuyu birkaç sene önce Yusuf Hoca ile konuşmuştuk. Burada adam gibi içme suyu yok lan. Yani suları gazları. Gazsız olanların da tadı bir yumuşak içilemiyor. Bizde sular “natural spring water”, oysa bunlarda “natural mineral water”. Bizdeki sulara sadece fiziksel arıtma yaptığımızı, kimyasal bir şey eklemediğimizi anlattım.

pazartesi öğle yemeği

Öğle yemeğini iple çekiyordum. Önüme şöyle güzel bir İtalyan yemeği koyarlar diye umut ediyordum. Ama yine olmadı. Yani bu İtalyanlar’ın muhtemelen pizza hariç tüm yemekleri kolaylıkla hazırlanabilen, makarnadır, salatadır, balıktır hep o tip şeyler. Neyse, buradaki Coca Cola’lar bizdeki Pepsi’nin tadı ile aynı. Şekerli. Öğlen yemeğinin ana yemeği peynirle pişmiş olan pirinçti. Pirinçler sararmıştı. Patates de vardı ve ikisi de lezzetliydi. Dediğim gibi yine salata vardı. Çeri domates, yeşil ve siyah domates ve küçük turplar vardı sofrada. Çok fazla domates yiyorlar. Domatesleri üç tür: Yeşil, kırmızı ve siyah. Siyah olan bu adanın özel bir ürünüymüş. Tadı da çok iyi. Ve peynir. Bir Karslı olarak peynirsiz sofraya oturmadığımdan bu adamların da peynir olayını çok beğendim. En aşağı 4 çeşit peynirleri var.  Rengi en sarı olan en yağlı ve lezzetli olandı. Bizdeki kaşara benzeyen de çok iyi. Bir de normal beyaz peynir var. Bu öğle yemeğine bir noktadan sonra sadece peynir ile devam ettim.

Pazartesi akşamı yine makarna vardı. Makarnanın içine peynir doldurmuşlar. Hiç sevmedim. İnan hele domates sosuyla falan hiç sevemedim. Salata yedim bol bol.

2. gün öğle yemeği

salı öğle yemeği

Salı günü yediğim öğle yemeği çok başarılıydı. Gerçekten çok iyiydi. Bizdeki midyeyi kabuklarıyla birlikte mercimeğin içinde pişirmişler. Tadı süper. Ama elbette kabukları yemekten ayırmanız lazım. Yumurta, bezelye ve peynir ile baklava şeklinde ama daha ince olarak hazırlanan kek kıvamında atıştırmalıklar vardı. Bunlar mükemmeldi işte. Harikaydılar. Yine bol salata, domates aldık. Çok iyi bir öğle yemeğiydi gerçekten İtalya’ya geldiğimden beri yediğim komple olarak en güzel yemekti bu.

Salı günü akşamında ise bu sefer sebzeli makarna vardı. Heriflerin makarnaya olan bağımlığına deli oluyorum lan. Yedim bunu da. Ama hakkını vereyim çok iyiydi. Galiba bu da şu ana kadar yediğim en güzel makarna oldu. Herkes de aynı şeyi söyledi. Sonra da tavuk budu geldi. Annemin birazcık yaktığı tavuklar gibi tadıyordu. Ama lezzetliydi.

3. gün öğle yemeği

çarşamba öğle yemeği

Çarşamba günü öğle yemeğinde nihayet pizza yedim. Peynirli, domatesli ve İtalyanca adını bilmediğim bir şeyli bu pizza müthiş lezzetliydi. Çok iyiydi, harikaydı. Alper olsa bahse varım en az 10 çeyrek yerdi. Pizzanın yanında bu sefer bir değişiklik (!) yapıp makarna, peynir, salata ve domates vardı. Adamlar peynire bal döküp yiyorlar çok garip. Bir tür garip sebzeli, patatesli ve peynirli olmak üzere üç tür börek vardı. Patatesli hariç hiçbiri beş para etmezdi. Allahtan pizzadan üç dilim aldım da aç kalmadım. Adamlara yazık diyorum cidden. Bildiğin abur cuburla, ıvır zıvırla besleniyorlar. Dört gündür buradayım, bir yudum çorba içemedim lan. Şöyle süper bir kavurma olsa, şehriyeli pilav olsa, ah ulan ah…

Yazının devamı için tıklayınız.

Final Haftasının Ardından

Beş yıllık üniversite hayatımın en yorucu final haftası oldu sevgili okur. Hastalandım, psikolojim bozuldu falan acayipti yani. Ancak sonu mutlu bitti.

İki haftalık bu zorlu sürecin ilk günü 30 Mayıs pazartesi günüydü. Pazartesi günü saat 14.00’de Tehlikeli Atık sınavıyla başladı maraton. Bu dersin ikinci vizesinden 5 aldığım için finalden minimum 40 almam gerekiyordu. Acayip çalıştım o yüzden. Bütün uygulama sorularına çalıştım sevgili okur. Sınavda iki soruyu çözüp 50 puanı garantiledim. Diğer iki sorudan da yapabildiğim kadarını yapıp çıktım. Hocanın kapısından cevap anahtarını kontrol ettim ki doğru yapmışım. Yani eğer büyük bir aksilik olmazsa bu dersi geçmiş oldum.

Ertesi gün sınavım yoktu. Evde temel işlemler çalıştım. Zira tüm final haftasının beni en çok korkutan iki sınavından biri olan Temel İşlemler 2 sınavı vardı çarşamba günü. Geçen sene bu dersten kalmıştım. Bu sene de her iki vizem de 35 gelmişti. Finalden gene 40 almam gerekiyordu minimum. Bu sınava da deliler gibi çalıştım. Son gece Emre ve Atila ile kampa girdik gece geç saatlere kadar çalıştık. Ertesi gün sınava girmeden önce bayılacak gibi oldum defalarca stresten. Saat 11.00’de sınav kağıdı önüme geldiğinde o kadar ferahladım ki. Çünkü bir önceki gece çalışırken ağırlık verdiğim soruların tamamını sormuş hocamız. İnanır mısın sevgili okur, o gazla tam 85 puanlık soru çözüp çıktım. Muhakkak yanlışlarım olacaktır ama dersi geçmem için gerekli notun çok üzerinde bir not bekliyorum. Zaten dersin asistanı da söylemiş sınıfın durumu iyi diye. Dolayısıyla Temel İşlemler’den de geçtim sayıyorum kendimi. Aynı gün saat 14.00’de alıp aldığım en iyi derslerden biri olan Çevre Politikaları‘nın finali vardı. Bu finali de sıkıntısız, sorunsuz atlattım.

Perşembe günü bu dönemin en acayip dersi Çevre Yönetimi dersi sınavı vardı. Final haftasının en kötü sınavı bu oldu sevgili okur. Sadece benim değil, tüm sınıf arkadaşlarımın çuvalladığı bir sınavdı bu. İnanır mısın çalıştığımız hiç bir şey çıkmadı sınavda. O sebepten dolayı bu sınavdan 30 falan bekliyorum.

Perşembe gecesi bizim için uykusuz olacaktı. Zira cuma gününe tez finali teslimimiz vardı. O yüzden gece 4’e kadar tezimizin nihai halini oluşturduk. Acayip yorulduk. Cuma günü yine bu dönemin en iyi derslerinden biri olan AutoCad dersinin sınavı vardı. Süpersonik asistanımız ve on numara insan Merve’nin asla unutamayacağımız o yüzünü belki de son kez gördük. Güzel bir sınavdı. Bilgisayar masasıyla bilgisayar çizdik. Orta karar bir çizim yapıp çıktım. Böylelikle ilk haftanın sınavları bitmiş oldu.

Ancak ertesi hafta da çok yoğun geçecekti. O sebepten biraz dinlenmeye çalıştım cumartesi. Pazar günü şu ve şu yazımda anlattığım mezuniyet töreni vardı. Törende iyice yorulup ertesi gün gireceğim Diferansiyel Denklemler sınavı için hazırlanmadım. Ertesi gün yani ikinci haftanın pazartesi günü şafakta gittim okula. Sınav saati olan saat 14.00’ee kadar Atila, Burcu, Ersil ve Eren sınava çalıştık. İnsanüstü bir gayretle Diferansiyel’in son konusu olan Laplace‘a çalıştım. Yaladım, yuttum. Sınava girdim bir baktım ki 8 tane laplace sormuş hoca. Ancak hoca ters laplace sormuş. Ben düz laplace’a çalışmıştım. Yılmadım sevgili okur. 8 sorunun beşerden tam 40 tane şıkkının da laplace’ını alıp soruda verilen ters laplace’ı elde etmeye çalıştım. Böylece 8 soruyu da çözdüm. Daha sonra bir tane soru vardı. İkinci vizeden hatırladığım şekilde çözmeye çalıştım bu soruyu da. Yanıt bulamadım ama elimde 4 tane kök vardı. Ben de bu köklerin katsayısı olduğu bir denklem buldum şıklarda onu işaretledim. Ve son olarak arka sayfada bir tane çözelti sorusu vardı. Diferansiyel denklemleri bir kenara bıraktım bu soruda da. Soru basitçe şu şekildeydi. Bir kaba sıfır anından itibaren tuzlu su dökülüyor bir debi ile. Ve belli bir debi ile de kaptan su boşaltılıyor. Herhangi bir t zamanındaki tuz derişimini veren formülü bulun diyordu. Ben önce Temel İşlemler mantığı ile belli t zamanlarında kaptaki tuz derişimini hesapladım. Sonra şıkları sırasıyla bu zaman aralıklarına göre denemeye başladım ki bende bir ışık yandı kafamda. Zira kapta sıfır anında tuz derişimi de sıfırdı. Şıkların hepsine t yerine sıfır yazdım. “e” şıkkındaki denklem de cevap sıfır çıkınca işaretledim. Toplamda 10 soru işaretledim. Her soru 5 puandı. benim dersi geçmem için minimum 40 almam gerekiyordu. Ayrıca 4 yanlış da bir doğruyu götürüyordu. İnanır mısın sevgili okur, 10 işaretleyip çıktım. Ve sınavdan 50 almışım! Yani hepsi doğru! Yani mat1’i 5 kerede geçen, mat2’yi hala geçemeyen bu kardeşin Diferansiyel denklemleri tek seferde geçti 🙂 Turgut kardeşimle aynı seviyeye gelmiş oldum. Ancak burada en büyük avantajım itiraf edeyim dersi veren Yılmaz Dereli hocam oldu. Çünkü hoca bu kadar açık ne net anlatmasaydı dersi ve sınavlarda da iyi niyetli olmasaydı ben çuvallardım. Yüzbin kere teşekkür ederim hocama.

Diferansiyel sınavı böyle iyi geçince son güne yani salı gününe kalan Suların Yeniden Kullanımı ile Atıksu Projesi dersine açıkçası çalışamadık. Pazartesi gecesi yine sabahlayıp Atıksu Projesi Nihai raporunu yaptık Alper, Emre, Turgut ve ben. Önceden tüm grup üyeleri raporları dijitale geçirdiklerinden gece saat 3’de bitti rapor. Neyse herkesin canı sağolsun. Salı günü önce Suların Yeniden Kullanımı sınavına girdik. Yaptık çıktık. Filiz Hoca‘mız sağolsun hiç zorlamamış bizi. Ve son olarak da Atıksu Projesi finaline girdik. Bu finale inan sevgili okur, yorgunluktan çalışmadık. Finale girince gördük ki 3 senedir ders aldığımız Yusuf Hoca‘mız öyle bir krallık yapmış ki bize anlamam 🙂 Sadece iki soru vardı ve matematik işlemiydi. Bu sınavımız da iyi kötü bitti ve finaller bitmiş oldu. Anca sıkıntı gene bitmedi. Salı gecesi sabaha kadar Çevre Yönetimi dersi kapsamında yaptığımız Doğalgaz Kombine Çevrim Santrali ÇED Dosyasını hazırladık Emre, Alper ve ben. O gece hastalandım ben. Alerjik rinitis’im coştu, sular seller oldu. Sabaha karşı onu da bitirdik üç kişi. Ertesi gün artık yorgunluktan bayılacak duruma geldiğim için ben eve geçtim sağolsun Emre ile Alper okula gittiler. Emre tez sunumunu yaptı o gün. Perşembe günü tez sunumumuz vardı. Çarşamba gecesi yine bu tez sunumuna hazırlandım. Perşembe günü vakit geldi ve sunuşumuzu yaptık. Erdem ve Mine hocalarımız sorularıyla afallattılar bizi, epey zorladılar. Serdar Hocamız da keyifle izledi 🙂 Ancak sunuş bitince Erdem Hoca’nın ve Mine Hoca’nın bizi tebrik etmeleri, ve hayırlı olsun demeleri acayip duygulandırdı lan beni. Evet, tez savunmamızı vermiştik. Tüm tez sürecinde bizimle olan Ömer Hocam’la daima bize gülümseyen Burcu Hoca‘ma çok teşekkür ederim.

Perşembe akşamı yine boş değildim. Cuma günü yapılacak Çevre Yönetimi için Funda‘nın hazırlayıp yolladığı sunumun görselliğini beğenmedim. Funda’nın içeriğine ilaveten görsellik kattım biraz sunuma. Gece 2’de uyudum artık. Ertesi gün saat 9’da gittim okula. Sunuma çalıştım okulda. Funda’nın o gün Termodinamik sınavı varmış, Selma’nın da tez savunması varmış. Neyse işte, nihayet sunuma çıktık. Sunumda acayip heyecanlandım. Zira o gün Fevzi Hoca da gelmişti ve bir önceki halkın katılımı toplantısında bizi dinleyemeyen Alper Hoca da oradaydı. Neyse, gözlerimizi kapatıp başladım anlatmaya. Fevzi Hoca yılların deneyimi ile acayip zorladı sunum esnasında. Bazı noktalarda sıkıştım, tıkandım. Ozan Hoca kitledi birkaç yerde. Kıpırdayamadık 🙂 Hesaplamaları Alper’le Emre’ye pasladım. Onlar anlattı. Sunumumuz bitirdik. Bizden sonra 4 grup daha sunum yaptı. Sunumların sonunda da en iyi sunum yapana ödül vermek üzere bir oylama yapıldı. İşte o ana kadar hazırladığımız kötü raporun etkisiyle birinciliğe hiç ihtimal vermediğimiz çok rahattık. Ama mucizevi bir şey oldu. Sadece 1 puan farkla sunuş birincisi olduk! Ödül olarak okulumuzun logosunun basılı olduğu kupaları vermek üzere Alper, Emre ve beni sahneye aldılar. Diğer kupaları da az farkla ikinci olan gruptaki arkadaşlarımıza verdiler. İki haftalık bu çile ve yorgunluğun bu şekilde noktalanması bizim tüm yorgunluğumuzu unutturdu. Bu yorgunlukla almayı hakediyorduk sevgili okur 🙂 Ancak raporumuz kötü oldu. Yani sunuş iyiydi tamam ama rapor pek iyi değildi. Bakalım ondan kaç alacağız.

Ve bitti sevgili okur. Final haftası bu şekilde bitti. Artık Çevre Mühendisi olmam için önümde bir yaz okulu ile 33 günlük bir staj kaldı. Hadi bakalım.

Poster Sunumu – Proje Fuarı 2011

Posterimiz

Mezun olma yolunda yaptığım üç aşamalı planın ikinci aşamasını tamamlamama çok az bir süre kala çuvallamamak için çok fazla emek serfediyorum sevgili okur. Blogdaki aksamaları da görüyorsun zaten.

Bu sene bizi acayip yoran ama bir o kadar da eğlenceli bitirme tezimizin poster sunumları vardı Pazartesi günü fakültemizde. Pazartesi sabahı uzun süredir giymediğimiz takımlarımızı çıkarıp giydik. Okula gidip posterimizi asacağımız yeri de bulduktan sonra tezgahımızı kurduk.

Alper, ben, Rektör

Güzel bir 3 saat oldu sevgili okur. Hatta sonlara doğru üniversitemizin rektörü Prof. Dr. Davut Aydın hocamız da geldi sağolsun. Poster diziliminde en sona İnşaat Mühendisliği ile Çevre Mühendisliği’nin posterleri konulmuştu. O yüzden rektör yanımıza geldiğinde koridorda bir tek bizler kalmıştık. Elbetteki bu da bizim için iyi oldu. Yıllık Komitesi olarak ve karma bir şekilde rektör hocamızla ve dekanımız Tuncay Hocamızla fotoğraf çektirdik.

Burcu'nun Posteri (tıklayınca büyüyor)

Bu arada o günen iyi posterlere oy verilmiş. Birinci de minnoşumuz Burcu olmuş. Portakaldan biyobozunur gıda maddesi ambalajı ürettiği çalışmasının posterinin bıdık bir halini ekliyorum yan tarafa.

Poster sunumlarında başta Savaş Hocamız, Erdem Hocamız, Ozan Hocamız ve Ülker Hocamız olmak üzere fikir veren, eleştiren ve beğenisini sunan tüm hocalarımıza içtenlikle teşekkür ediyoruz Alper’le. Posterimizi sadece kendi hocalarımıza değil, Yusuf Hocamızın Suriyeli bir misafirine de sundum İngilizce. Epey zor oldu teknik ingilizceyle ama kendimi anlatabildiğimi düşünüyorum.

Serdar Hocamızla

Ozan Hocamızla

Alper ben

Pazartesi günü bu şekilde bitti sevgili okur. Sırada çarşamba günü gittiğimiz Proje Fuarı var. Çarşamba saat 11.30’da 4 otobüsle Organize Sanayi Bölgesi‘ne hareket ettik. Saat 2’de başlayacak bu etkinlik için neden bu kadar erken gittik anlayamadım. Malum bende bahar alerjisi – alerjik rinitis – olduğu için ve gittiğimiz yerde de epey ağaç, çayır çimen olduğu için hapşırıp burnumun akmadığı tek bir 5 dakika bile olmadı. Öldüm resmen. Mide özsuyumuzun yavaş yavaş midemizi yakmaya başladığı o anlarda sıraya girip nihayet kıymalı pide alabildik. Yemeyenlerinkini de alarak 1.5 kıymalı pide ben, 4 kıymalı pide ( evet 4 tane) de Alper kardeşim yedik. Doyduk. Sonra kimsenin duyamadığı ama alkışladığı konuşmalar yapıldı ve biz içeri girdik. İçeri girdik ama ne görelim? Hangi mantığa göre dizildiği belli olmayan posterlerimiz salonun en sonunda en sonunda en solunda yer alıyordu. Yani duvarla posterimin arasında yaklaşık 50 cm’lik bir boşluk vardı. Dolayısı ile insanlar bizim posterlerimize bakmadan ayrıldılar. Biz bunun bu şekilde olacağını tahmin ettiğimiz için pılımızı pırtımızı toplayıp terkettik fuar alanını. Bu arad Fuar Alanı dediysem halı saha. yani yanlış anlama.

Sanayi Odası Başkanı ile birlikte

Dışarıda beklerken yağmur yağmaya başladı. Lanet edip gelen otobüslere bindik. Bindiğimiz otobüs önce İki Eylül Kampüsü‘ne dönmek üzere kalktı. Ancak içerdeki iş güzarlar sayesinde otobüs rotasını Bağlar olarak değiştirdi ve biz de salak gibi Bağlar’a geldi. Lanet edip adama rica ettik tekrar Yıldız durağına geldik. Oradan dolmuşla kampüse geldik. Yol boyunca da otobüsün rotasını değiştiren zihniyete, işgüzarlara sövdüm.

Bir Proje Fuarı da bu şekilde bitti sevgili okur.

Temel İşlemler’le Hava Kirliliği Kontrol’den Geçen Adam!

Geçen sene şu yazıyı gözlerim dolu dolu yazdığımı anımsıyorum sevgili okur. Kolay değil iki dersten kalmışım, günüm kötü geçmiş falan vay be ne günmüş öyle 🙂

Bu sene ise kardeşin geçen sene kaldığı o Temel İşlemler ile Akışkanlar Mekaniği dersinden geçmenin; hatta aldığı tüm derslerden geçmenin mutluluğunu yaşıyor sevgili okur!

Finallerin ilki 12 Ocak çarşamba günü olan Katı Atık sınavıydı. Bu sınav çok parlak geçmemişti. Çünkü sorulardan birisini tamamen bodozlama çözmüştüm. Sonuçta 43 almışım. Bu senenin en uğraştıran derslerinden birisiydi Katı Atık dersi. Biz de bunun bilincinde olarak bu ders için hazırladığımız projeye çok emek verdik. Sonuçta sunumlarımızdan ve proje notumuzdan iyi harfler alınca bu dersim BC düştü ve beni sevince boğdu. Ölüyordum az kalsın.

Katı atık sınavının ertesi günü bölümün en mübarek derslerinden ve geçen seneden belalım Temel İşlemler 1 sınavı vardı. Sınavdan adeta ağlamaklı çıktım sevgili okur. Bu seneki bu soru kitapçığı sistemini hiç beğenmedim kendi adıma. Neyse, sağolsun biraz Zehra Hoca ile konuşunca içim ferahladı. Sonra oturup adam akıllı bir hesap yapınca ödev notu sayesinde geçebileceğimi farkettim. Final sınavından 33 alıp, ödevden de 90 alınca tertemiz geçtim. Üstelik CC ile! En son öğrendiğim not da bu oldu zaten.

Final ayının ilk haftasının son sınavı cuma günü yapılan Küçük Ölçekli Atıksu Arıtım Sistemleri dersinin ki oldu. Bu finalim iyi geçti diyordum ki önce 45 aldığımı öğrendim. Sonra sınav kağıdımıza baktığımızda yazımızın çirkinliğinden ve karmaşıklığından hocamızın okuyamadığı bazı yerler olduğunu anladık. Alper sağolsun hocamıza anlatınca 55’e yükseldi notumuz. Bu seçmeli dersi de ayıptır söylemesi AB ile geçmiş oldum.

İkinci haftaya Akışkanlar Mekaniği ile başlamıştık. Geçen seneden bu derse çok öfkeliydim. O yüzden sabah sınava giderken katanamı, vakizaşimi, kalkanımı, zırhımı kuşandım; yedek kalemimi, 0.5 magnum ucumu aldım; hesap makinemin de pillerini kontrol edip yanıma aldım. Özgül Hoca, bir ramazan oruç tutmakla kazanacağı sevaptan daha fazlasını finali nispeten kolay sorarak kazanmış oldu sevgili okur. Bu dersi de geçen sene FF ile kaldığımı düşünürsek BB gibi mükemmel bir harfle başımdan savdım.

Bir sonraki sınavım da bir diğer proje dersi olan Su Arıtım Projesi sınavıydı. Final haftası boyunca, bu dersin raporunu hazırladığım son gece sövdüğüm kadar hiçbir gece sövmedim. Grup çalışması olayı bu sene yedi bitirdi beni. Neyse yine de hakkımı helal ediyorum herkese, siz de bana edin lan! Raporu hazırlayıp sınava girdim. Sınavda Yusuf Hoca yine çoğumuzu tek eliyle tuş etti 🙂 Şaka bir yana afalladım soruları ilk gördüğümde. Sonra işte biraz biraz yazdım falan. Özellikle bir soruyu tamamen geçmişe dayalı olarak “zor durumlardaki berberlik yeteneğimle” yaptım. Meğer bu soruyu doğru yapmışım! Bu güzide dersten de ayıptır gene söylemesi BA aldım lan. Yaptım bunu 😀

İkinci haftanın son sınavı işte bu dönemin bizi en çok korkutan, geceleri rüyamızda bir dersten bir sene uzadığını gösteren; Noel De Nevers ismine topluca lanetler ettiren dersi Air Pollution Control dersinin sınavıydı. Dönem başında adeta kendimi parçalamama, duvardan duvara vurup sakatlanma riskini göze almama rağmen sınıfın ortak kararla Poster hazırlamak yerine quizlere girmeyi seçmesi sonucu %20’lik bir kısmı kafadan sakata gelmişti dersin. Zira ders çok zordu bana göre. Kitap da çok kötüydü. Halbuki geçen seneki Air Pollution kitabı çok iyiydi. Neyse işte sevgili okur, anladığın üzere sınıfça çok korkuyorduk bu dersten. Finale de bu stres ve korku ile girince elimiz ayağımıza dolaştı. Allahtan yönetmelikle ilgili bir soru vardı da oradan yapıp biraz da olsa cesaretlendim. Ama sonuç olarak finalim çok kötü geçmişti. Ancak notlar açıklanıp hocalar tarafından kalibrasyonunun epey hatta “epey” yapıldığı her halinden belli olan quiz ortalamalarını görünce sevinçten gözlerim yaşardı sevgili okur. Yanımda mendil olmadığı için o yaşları geçen sene 19.90 TL’ye aldığım gömleğimin koluna sildim. Aynısından bir tane daha bulayım o gömleğin yine alacağım. Neyse, dualarla, mevlütlerle girdiğimiz finalden 44 almışım ve dersi de DC ile geçmişim.

Finallerin son haftasının ilk sınavı Çevre Modelleme sınavıydı. Bir önceki hafta cuma gününe bu dersin bir ödevi vardı. Onu yaptık Eren‘le. Ama sevgili okur hakikaten çok içime sindi lan verirken. Cidden baya güzel yaptık ödevi. Eren, Oğuz ve Alper’e selamlar yeniden 🙂 Neyse sınav günü kantinde oturup Turgut, Alper, Emre, Cem ve Ersil‘le çılgınlar gibi çalıştık. Kâh güldük, kâh ağladık. Finale girdik. Dersten geçmemi garantileyecek kadar soru yaptığıma emin olduktan sonra içime yayılan o güven duygusuyla biraz daha saçmalayıp kağıda çıktım sınavdan sevgili okur. Bu dersi de CB ile ile geçtiğimi öğrendiğimde Karışık Sarı Meyveli meyva suyu içiyordum. Tadı çok iyi, kesin deneyin!

Finallerin son sınavı Mine Hoca‘mızın Wastewater Engineering dersi sınavıydı. Korkarak girdik bu sınava da. Zira bilmemiz gereken çok şey vardı. Ama biz bilmiyorduk. En azından yeteri kadar bilemiyorduk. Sınavda da öyle oldu. Boşluk doldurmalarımız dolamadı, tanımlamalarımız tanımlanamadı. Allahtan sayısal soruları yapabilmişim. Onların da bir tanesini tamamen düz mantıkla ve dört işlem yaparak çözmüştüm. Sınavdan çıkınca kesin yanlıştır diye düşünüyordum. Bu dersimi de CC ile geçmişim.

Herkes için finallerin bittiği çarşamba günü geriye Alper, ben, Oğuz ve Murat kalmıştık Eskişehir’de. Çünkü biz tezimizi Serdar Hoca‘dan almıştık ve tez ara sunumu yapacaktık. Alper’le salı gecesi çılgınlar gibi hazırlandık. Çünkü jürimiz de Erdem Hoca‘mız ve Mine Hoca’mız vardı. Bu hocalarımızın artık 4 yıl sonunda öğrenmiştik nelere dikkat ettiklerini falan. Ona göre hazırlandık. Ertesi gün gittik sabah çok erken. Daha önceden bana uğurlu gelen bir yüz gördüm giderken okula. Okulda saat 09.15’te başlayıp yaptık sunumumuzu. Sağolsun hocalarımız da eksiğimizi gediğimizi söylediler. Fikirler verdiler. Ve sonuç olarak sunumuzu beğendiklerini söylediler. Bitirme tezinin ilk kısmı olan ÇEV 449 dersinden de AA‘yı almış olduk Alper’le böylece. Sunumdan sonra Serdar Hoca’nın hesabıyla Çin’den bana bi IDE to SATA Converter aldık 6 liraya. Bakalım artık ne zamana gelir.

Şimdi sevgili okur, bu blogda böyle bir yazıyı ilk defa okuyor; ulan bu mesut’ta buraya notlarını yazıyor, artislik yapıyor diyebilirsin. Deme sakın! Zira bu artık bu blogun bir geleneği haline gelmiştir. Geçmişe doğru tararsan yalan söylemediğimi görürsün. Aynen!

Yeni Dönem Yeni Dersler

Hafta başından beri internetim kesik olduğu için blogdan uzak kaldım bir süre. Bu hafta okulun başlamasıyla yine o yoğun, sıkıntılı ve çoğu zaman sinirli geçen döneme girdim. Bu sene çok acayip, çok zor, çok sıkıntılı dersler programımda.

Ülker Hoca ile Yusuf Hoca okulda olmadıklarından onların dersleri boş geçti bu hafta. Ancak hemen hemen diğer derslerin hepsinde hocalarımız konulara başladılar. Ülker Hoca’nın olmayışından dolayı derslerimi bu sene sağolsun Ümran Hoca onayladı.

Bu sene farkettiğim bir şey şu ki galiba artık biz mühendis oluyoruz. Yani tüm hocalar bu noktaya dikkat çekiyorlar. Her neyse bu dönemin en iddialı derslerinden birisi Katı Atık Yönetimi olacak anlaşılan. Dersin hocası gayet etkileyici anlatıyor dersi, acayip çıkışlar yapıyor; örnekler veriyor. Laf aramızda pek çok konuda da hocayla aynı fikirleri paylaştığımızı farkettim. Mesela her sene artan bu üniversite kontenjanları ile ilgili söyledikleri cidden tastamam doğru şeyler. Velilere, öğrencilere bir aylık bir sevinç için kontenjanları arttırıyorlar, 4 yıl sonrasında bu çocuk mezun olduğunda ne olacak, iş verebilecek miyim diye düşünmüyorlar. Süper tespit!

Katı atık dersinin daha henüz başında pek çok acayip kısaltma, yöntem ve mesleki jargon öğrendik. Olurda birisi google’dan falan aratır diye yazıyorum. Belki bir faydası dokunur:

  • end of pipe treatment: bire bir çeviride “boru sonu arıtım” demek. Ama buradaki mantığı “atık çıksın da çaresine bakarız” şeklinde. Elbette eskimiş ve artık geçersiz bir düşünce.
  • MCDM (Multiple Criteria Decision Making): Çok ölçütlü karar verme ve yaşam döngüsü analizi yöntemi. Bunu özellikle endüstri mühendisleri kullanıyor. Burada hoca endüstri mühendislerine de ufaktan bir giydirme yaptı. Böylece bir sonraki gün Alperle dalga geçmeye çalışan endüstri mühendisi adayı salakla elektronik mühendisi adayı salağın intikamını peşinen almış oldu. Bakteri sayma makineleri ile IQ’larını saysınlar artık.
  • PP (Polution Protection): Yeni trend. Kirliliği daha oluşmadan azaltmaya yönelik çalışma.
  • LCA (Life Cycle Analyse): Yaşam döngüsü analizi. Bu olayın üzerinde çok durdu hoca. Bu sene epey görecekmişiz bunu.

Bu derste öğrendiğimiz bir diğer çok ilginç bilgi ise LCA sonrasında bir bakmışlar ki bizim yıllardır cam sağlıktır, cam şöyledir böyledir diye savunduğumuz şey yanlışmış. LCA, tetrapak‘ın camdan uygun olduğunu ortaya çıkarmış. Zira üretimi daha temiz. Tetrapaklar ticari orman adı verilen yerlerden temin edilen ağaçlarla ile üretiliyorlarmış. Bunu bulan da ve Türkiye’nin ilk LCA uzmanı olan da bizzat bu dersin asistanlığını yapan hocamız.

Katı Atık dersi bu şekildeydi. Bir de dün Hava Kirliliği Kontrol dersine girdim. Bu derste geçen seneki Hava Kirliliği dersinin devamı. Tek farkı dersi Ozan Hoca ile Eftade Hoca‘nın ortaklaşa veriyor olması. Ozan Hoca bu derste taa 4 yıl önce birinci sınıfta söylediği ve kafiyesinden dolayı da benim aklımda tuttuğum bir cümleyi yine söyledi. Bir garip oldum aynı cümleyi taa birinci sınıfta duyduğumu hatırlayınca. Cümle de şu: “The solution to pollution is dilution.” Anlamı, kirlenmeye çözüm, (o kirliliği) seyreltmektir.

Bugün ders yok. O yüzden kendime küçük bir tatil verdim. Blogumla vakit geçireyim birazcık.

Nasıl Hayır Duası Alınır Serisi – 1

Yeni bir seriye başlıyorum. Bundan sonra bana cidden süper kıyaklar yapan, teşekkürün az geldiğini düşündüğüm insanları buraya taşıyacağım.

Hayır Duası Alan: Ozan Hoca
Konu: Bütün bir sene boyunca yaz stajı yapmayı düşünmedim. Ancak önümüzdeki yıl ilk dönem almayı planladığım Calculus II dersinin yalnızca o dönem açılan Temel İşlemler ve Süreçler I dersi ile çakıştığını görünce bana daha bu yıl ki yaz okuluna gitmeden önümüzdeki yılın yaz okulu gözüktü 🙂 Hal böyle olunca bu durum beni zorunlu stajlarım açısından epey bir sıkıştırdı ve bu seneden itibaren staj yapma zorunluluğu doğurdu. Stajlar için başvuru süresinin bitmesine 1 hafta kala (ki diğer insanlar aylar öncesinden hazırlıyorlar) yani son dakikada hemen bir staj yeri bulup staj yapmaya karar verdim. Eskişehir İl Çevre ve Orman Müdürlüğü‘yle irtibata geçtim, bir anlamda bir randevu aldım. Daha sonra bugün sabahtan okula gelip “Acaba bu yaz ben 20 gün staj yapabilir miyim?” diye sordum. Hayır, dediler sağolsunlar 🙂 Daha sonra bende oturdum hesapladım; yaz okulundan hemen sonra başlayıp okul açılıncaya kadar staj yaparsam resmi olarak 28 iş günü ediyor. Aslında 30 oluyor ama benim aşırı (!) şansımdan dolayı 2 günü bayram tatili yiyor 🙂 Plan süperdi, yaz okulundan hemen sonra stajı yapacaktım. Ama bir sorun vardı: Bu 28 günlük stajı Erdem Hoca kabul eder miydi? Gittim odasına. Ezile büzüle durumu anlattım. O da staj komisyonu ile konuşacağını birkaç saat sonra haber vereceğini söyledi. O esnada ben de sınava gittim. Kötü geçti, çıktım 🙂 Erdem Hoca’nın yanına gittiğimde maalesef kendisini bulamadım 😦 Sonra işte bu yazıyı yazmama konu olan çok sevgili Ozan Hoca’mın yanına gittim. Durumu anlattım ve yardım istedim. Zira kendisi de staj komisyonunun bir üyesi. Hemen diğer bir üyeyi arayıp (Yusuf Hoca) olur aldı. Daha sonra bin bir türlü uğraş sonucu (ki bu uğraşlar acayip komik ti) Erdem Hoca’nın cep telefonu numarasını bulup ondan da olur aldı. Ve benim tam zamanında yetişmemi sağladı 🙂 Allah razı olsun dedim. Yani sırf benim için o kadar yeri aradı, uğraştı, ilgilendi. Bu arada bana çok daha süper bir kıyak yaptı, bunu da yakın zamanda açıklarım zaten 🙂

Hayır Duası Alan: Berberdeki adam
Konu: Bugün staj görüşmesine giderken uzun süredir kesmediğim sakallarımı kesip öyle gideyim dedim. İl Çevre Müdürlüğü’ne yetişmem için kısıtlı bir zamanım vardı. Hemen her zaman gittiğim sıcak muhabbeti ile insanı bağlayan 5 yıllık kuaförüm Es Es Kuaförüne gittim 🙂 Benden 5 saniye önce dükkana birisi girdi. Hemen girdim “Abi sıra var mı, çok acil işim var” dedim. Orhan Abim az önce gelen adamı gösterdi. Daha sonra o adam hayatta inanamayacağım bir şey yaptı ve “Geç delikanlı, acelen var belli” dedi. Bende kral insan Orhan Abi’min usturasına kendimi teslim ettim 🙂 Allah razı olsun o adamdan da. Ozan Hoca’dan sonra onun da sayesinde yetişmiş oldum.