Tag Archives: Zülali Abi

Tayinim Çıktı: Merhaba Eskişehir!

veda003

Veda

Blogun en önemli yazılarından bir tanesine daha hoş geldin sevgili okur. Biliyorsun, 31 Aralık 2012’den beri Bilecik‘te çalışıyordum. 2014 yılında altı ay süreyle asker olduğum zamanı saymazsak, o tarihten beri de Bilecik’teydim. Mesleğime başladığım ilk yerdi Bilecik. Tam beş sene! Beş koskoca yıl! Neler olmadı ki. Nereden bilecektim hayatımın şu beş yılda hemen hemen her açıdan değişeceğini… İlkler, sonlar, unutulmazlar, hatırladıkça güldüklerim ve yutkunduklarım… Ahh.

Askerden döndüğüm 2014 yılı Ağustos ayından itibaren Eskişehir‘den Bilecik’e her gün gidip gelmeye başladım sevgili okur. Bilenler bilir. Bu her gün toplamda 2.5 saatlik bir yolculuk demekti benim için. Geçen gün hesapladık. İzinli olduğum günleri düştük ve bu üç buçuk yıllık git gel boyunca gidip geldiğim mesafeyi bulduk. Yaklaşık olarak 77000 km kat edip, Dünya’nın çevresinde 2 defa dolaşmışım 🙂

İşte tüm bu git gel durumu, beni maddi ve manevi olarak yormaya, yıpratmaya başladı. Öyle bir dönem geldi ki bulunduğumuz yere bir virüs yayıldı. Kim var kim yok etkilendi bunun enfeksiyonundan. Kesip atabildik atmasına da olan da oldu. Ben de yavaş yavaş geride bıraktığımız 2017 yılının Mart ayında, nihayet, Eskişehir’e tayin dilekçemi verdim. Dilekçem Nisan ayında üst makama iletildi ve beklemeye başladım. Ama ne beklemek! Bana bir sor o bekleme faslını ve ben sana neler neler anlatayım.

veda004

İşe ilk başladığım zaman ve ayrıldığım zaman çalıştığım odaların bulunduğu koridorlar.

6 Kasım günü, güzel haberi Haktan Abi ve Zekiye Hanım verdiler sağ olsun ikisi de. Tabi evrakı görmeden inanamadım. Öyle ya “bekliyordum” ne de olsa. Gördüm. Nihayet o evrakı da gördüm ve bu sefer ikinci bir bekleme süresi başladı: Elimdeki işleri bitirme evresi. Eskişehir’de beni nelerin beklediğini düşüne düşüne, Bilecik’te elimde olan tüm işleri yaptım ve teslim ettim arkadaşlarıma.

Velhasıl uzatmayayım. aradan günler geçti ve bir de dolunay, nihayet kırk gün sonra 15 Aralık 2017 günü, yaklaşık beş yıldır çalıştığım Müdürlükten ilişiğim kesildi. Mutluluk, şaşkınlık, eh ne yalan söyleyeyim biraz da hüzünle, düşüne düşüne, eski yüzlere baka baka bindim Bursa otobüsüne. Evet, aynı akşam Bursa’ya geçtim dayımı ziyaret etmeye. İstanbul’dan da Cihan‘la organize olmuştuk zira. O hafta sonu Bursa’da geçti. Bununla ilgili bir yazı yazacağım.

Bursa’dan Pazartesi günü ayrılacaktım ancak planlarım değişti ve Pazar günü Eskişehir’e döndüm. Pazartesi sabahı işlerimi halledip öğlene doğru, son defa Bilecik’e doğru yola çıktım. Sağ olsun, iş arkadaşlarım benim için bir veda yemeği organize etmişlerdi. Vakit bulabildiğim süre içerisinde Belediyedeki ve İklim Değişikliği Projesi‘ndeki arkadaşlarımı ziyaret ettim. Daha sonra kuruma gelip son defa o koca binaya baktım. O kapkaranlık pencerelerde hangi yüzleri gördüm, o bomboş koridorlarda hangi sesleri duydum, ah işte bir ben biliyorum. Burada Murat Abi‘yle ve Mehmet Abi‘yle buluşup birlikte, yapılacak yemeğe doğru yola çıktık.

veda002

Binayı son gördüğüm an.

Sağ olsun, pek çok arkadaşım geldi beni uğurlamaya. Eğer burayı okuyorlarsa her birine ayrı ayrı teşekkür ederim. Mutluluğum tarifsizdir. Böyle zamanlarda nedendir bilmiyorum, hep eskileri konuşur insanlar. Biz de öyle yaptık. 2013 yılında, geldiğimiz ilk seneyi konuştuk hep. Can dostum, biricik kardeşim Ş. Emre‘yle birlikte yaşadığımız maceralardan bahsettik. Güzel anılar biriktirmişim onu görmüş oldum böylece. Gelen herkese baktım. Hemen hepsiyle muhakkak bir komik anım olmuş, her birine küçük de olsa bir yardımım dokunmuş ve her birinden en az bir iyilik görmüştüm. İşte olayın en başından beri, hüzünlendiğim yegane an, bunu fark ettiğim an oldu. Kalktım ayağa ve “Beni unutmayın” dedim.

Vakit geçti, yemek olayı bitti ve sırayla herkes vedalaşıp ayrıldı. En son biz de mekandan çıktık. Sağ olsun, var olsun, Zülali Abi bizi Bozüyük Otogarı‘na bıraktı. İlk gelen otobüse atlayıp Eskişehir’e döndük yol arkadaşım Bahri ile.

Gece yastığa başımı koyduğumda yalnızdım. Pazar gecesi rutini oldu bu da. Zihnimde bir film oynama başladı. Tam beş yıl sürdü. Rüyalara daldım, uyandım, uyudum ve yine rüyalara bulandım. O beş yıl hiç bitmedi. Sürdü, sürdü ve devam ederek gözden kayboldu…

veda0003

 

Reklamlar

Bu Yılın Hastalığını da Atlattım

Bu yıl bir tek mart ayında yatağa düşecek kadar hastalanmıştım o da hepi topu bir gece sürmüştü. Pek çok insan gibi ben de yılda bir defa hastalanıp yataklara düşerim. Bir iki gün sürünür, daha sonra iyileşir zıplar kalkarım.

Bu sene ki sürünmem de dün başıma geldi. Epeydir soğuk algınlığım vardı, bir vites düşürüyor, bir vites yükseltiyordu, hatta salı günü öğle arası biraz kötü olmuştum. Ancak daha sonra toplarladım ve hatta aynı gün kaburgamdaki bir ağrıdan dolayı hastaneye gittim. Burada tamamen şans eseri olarak gayet süratli bir şekilde tedavi oldum, film çektirdim. Doktor çekilen filme bakıp önemli bir şey olmadığını söyledi ve bir ağrı kesici ile kas gevşetici hap yazdı bana. Bir de merhem yazdı. Ertesi gün sabah her zaman olduğu gibi 07.30’da uyandım. Bir bardak süt içtim. Kahvaltı yapmadım. Evden çıkmadan da önce kas gevşetici hapı, sonra da doktorun bana yazmadığı ama önceki gün öğle arasında içip epey rahatladığım Parol isimli ağrı kesiciden içip iş yerine gittim.

Saat 9’a doğru vücudumda çok şiddetli bir titreme ortaya çıktı. Anlamadığım anlam da veremediğim bir titremeydi bu. Zor bela arkadaşlardan yardım istedim. Bülent Abi, Zülali Abi, Sinem ve Yeşim Hanım apar topar bir gün önce geldiğim hastanenin bu sefer Acil Servis‘ine getirdiler beni. Şimdi bu titremeyi şöyle tarif edeyim. Şiddetli ve karşı koyamadığınız bir titreme hali bu. Üşüyorsunuz gibi ama yanıyor aslında vücudunuz. En kötüsü de kendinizi kasmaktan dolayı kaburgalarınız ve belinizdeki her bir kemiğin adeta batıyor gibi acı vermesi.

Hastanede hemen bir yere yatırdılar. Serum veriler. Bu esnada EKG, tansiyon ve ateşimi ölçtüler. Bir de hemşire kız kan aldı bir şırınga. Serumun yarısına doğru titreme olayı seyrekleşti. Nöbet gibi geldi gitti geldi gitti. Yavaş yavaş kayboldu bir saat içinde de. O esnada Metin Bey‘in, Adnan Bey‘in, Kemal Abi’nin ve daha sonra Nurcan‘ın geldiğini hatırlıyorum sağolsunlar. Serum bittikten sonra ultrasona gittim. Geldiğimde bir serum daha yüklediler bana. O arada da Feride geldi sağolsun. Öğlen 12’ye doğru hastaneden çıktık. Üşütmüşüm. Epey üşütmüşüm hemde. Doktor ayrıca kas gevşeticinin de etkisi vardır mutlaka dedi. Daha önce kullandın mı dedi, hayır dedim. Tamam, artık kullanma, dedi. İyice dinlen, dedi. Peki, dedim. Hastane aşamasında Bülent Abi ve Zülali Abi sağolsunlar çok yardımcı oldular. Krallar ikisi de.

Hastaneden çıkıp yemek falan yedik. Daha sonra da eşyalarımı toplayıp Eskişehir’e doğru yola çıktım. O gece epey bir terledim. Üç dört defa üzerimdeki sırılsıklam çamaşırları değiştirdim. Bugün itibariyle iyiyim diyebiliyorum sevgili okur. Bu hastalık sürecinde ilk defa ultrason ve EKG tecrübelerim oldu. EKG’de elime yarım metrelik bir şerit veriler. Bir yerinde 125 bpm yazıyor. Onun dışında nedir ne değildir hiçbir şey anlamadım. Ultrason için de şunu söyleyebilirim, iğrençlik lan. Üstüm başım, her yerim jel oldu. Karnıma sürdü o buz gibi jeli. Nasıl bastıra bastıra dolaştı vıcık vıcık.

Evde olunca, hastalıktan biraz vakit bulup uzun süredir yapmayı ertelediğim ıvır zıvır bazı işleri yapayım dedim. Bir ay kadar önce Bilecik‘teki bir demir çelik fabrikasına denetime gitmiştik. Buradaki atıklar arasında şu aşağıda yanda görünen kesim artığı parçayı buldum. Tahminimce bir metal parçayı kalıplar halinde kesmişler, bu parça da ondan artan fazlalıktan ibaret. Neyse bunu görünce dedim alayım, ben bununla bir şey yaparım. Ve evet, dün nihayet bir şey yaptım:

Eh, en azından bir işe yaradı artık değil mi 🙂

Erzurum Askeralma Bölge Başkanlığı‘ndan Şubat ayında askere alınacağıma dair yazı dün elime ulaştı. Galiba bu yazı ile askerlik şubesine gitmem gerekiyor. Onu bir halletmem gerekecek de bana şöyle şu işlerden anlayan birisinin akıl vermesi lazım. Askere gitmek için şubeye hangi evrakları falan götürüyoruz?

Bu arada çok yakında Alper‘le ilgili çok güzel haberler duyacaksınız. Birkaç gün daha beklemede kalın sevgili okurlar. Yazıya ultrason sonuç raporumdan bir alıntı yaparak son veriyorum:

“Intra ve ekstrahepatik safra yollarına ait dilatasyon saptanmamıştır. Pankreas tabi eko ve formdadır. Dalak normal boyutlarda olup parankim homojen izlenmektedir.”