Tag Archives: whatsApp

Ülkü ve Sercan’ın Düğünü

sercono02

Söz konusu Sercan olduğunda akan sular duruyor elbette. Bu bloga her yıl bir başka dostumuzun, kardeşimizin düğün haberini yazıyorum. Yaşıtlarımızın, okul arkadaşlarımızın hemen hepsi birer ikişer evlenmeye, evli olanlar da çocuk sahibi olmaya başladılar. Tüm bu kalabalık grup içerisinde Sercan’ın yeri çok ayrıdır. Blogun, çok az sayıdaki “Çok Yazarlı” yazılarından birisine daha hoş geldin sevgili okur. Düğün şimdi başlıyor.

Sercan, belki de birkaç sene önce evleneceğine kendisi bile şüpheyle bakarken hayatının aşkını buluverdi. Olaylar çok hızlı gelişti. Bizler daha Ülkü‘yü birkaç kere görebilmişken ve hatta hala tanışmamış olanlar varken, Sercan davetiyeyi yollayıverdi Whatsapp‘tan!

Okumaya devam et

Yeni Telefon, Kitaplar, CD’ler

Merhaba sevgili okur. Ülke bu haldeyken yazı yazmak gelmiyor içimden. Zuhal Topal gibi “Hayat devam ediyor” deyip reyting kasmak amacım da yok. Zaten bu blog, hiçbir zaman böyle amaçların blogu olmadı. Bazı yazılar çok sevildi okundu. Bazılarını ise bir kişi bile okumadı. Sorun değil. Ben, hissettiğimi yazdım hep. Eğlenceli olduğunu düşündüğüm şeyleri anlattım. Ya da yüreğime açılan yaraları gösterdim. Böyle böyle kaç yılı geride bıraktı My Resort. Yarın, belki bir patlama olur, ben de sebepsiz yere, ne olduğunu bile anlamadan, hangi ideoloji uğruna olduğunu bile bilmeden, kurban edilmiş olabilirim. Ya da senin bindiğin otobüs, tren birazdan havaya uçurulabilir. Sıkıntı ölmek değil. Sıkıntı ölümlerin bu kadar alışıldık hale gelmesi. Sıkıntı bu durumun artık şaşırtmaması. Buz kesmiş olmamız. 

2014 yılı Temmuz ayının sonlarında, askerden geldiğimden beri, akıllı telefon kullanmadım sevgili okur. Parasızlık, inat ve nihai olarak daha çok parasızlık gibi sebeplerden kendime en azından en temel uygulamalara erişebilmemi sağlayacak bir akıllı telefon almadım, alamadım. Geçtiğimiz günlerde İzmir’den bizi ziyarete gelen dayım sayesinde bu sorun çözüldü.

s3miniHayır, dayım bana yeni bir telefon almadı. Dayım ve babamın katkılarıyla, en küçük kardeşim Mustafa’ya yepyeni bir telefon alındı 🙂 Mustafa’nın eski telefonu olan Galaxy S3 Mini ise yeni sahibine, yani bana geçti. Ancak Mustafa okuldayken telefonu yere düşürmüş ve haftalardır ekranı kırık olarak kullanıyormuş. Bu durumda telefonun bu kırık camını değiştirmek gerekiyordu. Ben de İstanbul’daki arkadaşımız Serhat’la iletişime geçtim. Sağ olsun telefonun ön camını sıfırladı ve gönderdi. Kendim de bir orijinal arka kapak aldım ile temperli cam aldım ve telefon tıpkı kutudan çıkmış gibi oldu. Evet, artık WhatsApp‘ım var ve evet çılgınlar gibi Trivia Crack oynuyorum. Bu arada yeri gelmişken söyleyeyim. Trivia triviaCrack isimli bir bilgi yarışması var, efsane! Telefonu kullanmaya başladığım ikinci günden itibaren etrafımdaki tüm arkadaşlarımla oynamaya başladım. Meğer ne kadar çok oynayan varmış! Diğer salakça oyunlar gibi saatlerce gözünüzü ayırmadan oynamanıza da gerek yok. Sıra size geldiğinde isterseniz ertesi gün bile oynayabilirsiniz.

Yeniden akıllı telefon kullanmak kısa sürede bile fark yarattı hayatımda. Blog için aklıma gelen fikirleri kaydedip aktarmak çok daha kolay oluyor böylece. Telefonu yıllar önce aldığım Bluetooth klavye ile kullanabildiğimden evdeyken çok pratik olabiliyor. Telefona bir de Slim Armor kılıf aldım. Şimdi elimdeki telefon, ses sistemi arabadan pahalı Şahin arabalar gibi duruyor.

Şimdi tabi alışverişten bahsetmişken elime geçen bir iki güzel kitaptan da bahsetmezsem olmaz. İlk kitabımız bir klasik olan,pek çok farklı yayınevinden yayımlanmış versiyonları bulunan Franz Kafka‘nın en yanlış anlaşılan, en az hissedilen ve ne yazık ki popüler kültürce en çok sulandırılmış eseri, Milena’ya Mektuplar. Kafka’nın o mektupları nasıl bir ruh haliyle yazdığını umursamaz kimse. Kullandığı cümleleri kopyalayıp profile yazmakla”kitabı okuduk” mesajı vermeye çalışmak çok daha kolaydır.

kitapKitap dikkatimi pembe renkli sırtıyla çekti. Kitabın öyküsünü ilk defa okuduğumda, sevdiğim kadınla da paylaşmıştım. Hatta kısa süre sonra aile dostumuz Hazal‘ın da elinde gördüm. Kaçamak kaçamak okumaya başlayınca, “Lan dedim, ben de bir tane kendime alayım bundan.” (Ben kendime  hep “lan” diye hitap ederim.) Ama normalde bu kadar kötü birisi değilim. Her neyse, Kitap Yason Yayınevi’nden çıkmış. Dağıtımcı ise tanıdık bir isim: İnsancıl Sahaf. Tıpkı büyük yayınevlerinin basımlarında olduğu, dip notlarla desteklenmiş eser. Kitabı yeniden okumaya başladım. Bazı mektupları özellikle işaretliyorum. Kafka’nın ruh halindeki değişimler o kadar açık ki. Ancak böylesi bir ızdıraba katlanan birisi mutluluğu hak ediyordur. Hemen ilave edeyim. Milena’ya Mektupları, yakın bir dostun ihaneti, vasiyete hıyaneti sayesinde okuyabiliyoruz. Dolayısıyla neresinden bakarsanız bakın, Milena’ya Mektuplar’da göreceğiniz şey aşk, çaresizlik ve ihanet olacaktır. Geçen gün iş yerinde Şemre ve Ramazan, ölümden başka her şeye çare var demişti. Şu an sahip olduğum ruh haliyle cevap veriyorum: Ölüm aslında en büyük çare.

Diğer bir güzel kitabımız ise Christopher Nolan‘ın en iyi filmlerinden birisi olan Prestij‘in senaryolaştırıldığı kitap olan The Prestige. Christopher Priest‘ın 1995 yılında yayımlanan ve yayımlandığı yıl en iyi fantastik roman ödülünü alan kitabı. Milena’yı bitirir bitirmez Prestij’i okumaya başlıyorum. Çünkü filmini en az üç dört defa izlediğim için kitap beni daha çok heyecanlandırıyor. Kitapta çok daha fazla ayrıntı bulabileceğimi tahmin ediyorum. İlk defa filmini izlediğim kitapları sonradan okumak, okuduğum her satırda filmden kareleri ve yüzleri aklımda canlandırmamı sağlıyor.

Geçtiğimiz gün Migros‘tan alışveriş yaparken yine tesadüf eseri birkaç tane güzel filmin VCD’sinin 1 liraya satıldığını gördüm. 1 lira nedir lan? Boş kutu alıyorsun o fiyata. Dayanamadım tabi, gözüme çarpan, elime geçenlerden aldım attım sepete. Evdeki discman VCD’de oynatabiliyor. Arada takıp izliyorum tadımlık. Aldıklarım arasında Uzay Yolu‘nun I. ve IV. filmleri şüphesiz en değerli olanları. Bir de nasıl oluyorsa oluyor, muhakkak bir iki tane western buluyorum. John Wayne’nin harika bir filmini buldum bu seferde.

vcd

Son yazıyı yazdığımdan bu yana 15 gün geçmiş. Evet, sıkıntılar var. Bunların neler olduğunu takip eden yazılarda okuyacaksın. Ama yazıyı yeni bir haberle bitiriyorum. Bir süre sonra My Resort, sana daha iyi hizmet verebilmek için kendi sunucusuna taşınacak sevgili okur. Vakit bulup işleri hızlandırabilirsem, halen proofhead.net’te yarım yamalak deneme sürümüyle gösterimde olan My Resort, bir ay içerisinde tamamen yeni evine taşınmış olacak. Heyecanla bekliyoruz.

Samsung Note II İçin Alışveriş Deneyimleri ve Aksesuarlar

Şu yazıda eski telefonumdan kurtulup Samsung Galaxy Note II aldığımdan bahsetmiştim hani hatırlarsanız. Böyle bir telefon alınca bir taraftan da sürekli internette cihaza dair araştırmalar yapmaya başlıyorsunuz. Gerçi bu araştırmaları iki aşama olarak düşünebiliriz: Cihazı almadan önce yaptığımız araştırmalar ve cihazı aldıktan sonra yaptıklarımız. Yalan yok, cihazı almadan önce günlerce forum, forum gezmiştim. Ancak aldıktan sonra farkettim ki araştırmalara daha yeni başlıyorum 🙂

Böyle bir telefonunuz varsa beklentilerinizi yüksek tutmanız gerekiyor. Verdiğiniz paranın hakkını fazlasıyla almanız gerekiyor. Dolayısı ile telefonun tüm özelliklerini bilip kullanabilmek gerekiyor. Benim telefonun da belki de en can alıcı özelliklerinden biri HD kalitesinde video çekip oynatabilmesi. Bu videoyu televizyonda oynatabilmek, hem de çok fazla uğraşmaya gerek kalmadan, çok önemli bir konu.

Image Hosted by ImageShack.usAraştırmalara devam ederken kısa bir süre önce Motorola Atrix‘de görüp beğendiğim bir özelliğin çok daha iyisinin Note II’de de olduğunu farkettim. Harici bir aparatla telefonu HDMi arabirimi üzerinden televizyona bağlıyor, aynı aparat üzerindeki 3 adet USB biriminden klavye, mouse ve bir harici disk bağlayabiliyoruz ve bir de ses çıkışı ile harici bir hoparlöre ses çıkışı alabiliyoruz. Dolayısı ile telefonu  bir bilgisayara dönüştürebiliyoruz! Bunu yapan aparatın adı Multimedia Smart Dock. Doğrudan kullanım amacıma hizmet edeceği için bunu almayı aklıma koydum.

Image Hosted by ImageShack.usImage Hosted by ImageShack.us

Image Hosted by ImageShack.usBaşka ne gibi aksesuarlar vardır acaba diye araştırmalara devam ederken Bluetooth klavyeyi gördüm! Tamam, şu çok açık, mesajlaşmak için böyle bir şeye ihtiyaç duymazsınız (tabiki söz gelimi whatsApp’dan küçük mektupçuklar yazmayı planlamıyorsanız). Ancak ben planlıyordum, yani whatsApp‘da olsun ya da WordPress’in mobil uygulamasında olsun, uzun yazılar yazmayı planladığım için bunu telefonun dokunmaktik klavyesi yerine harici bir klavyeyle yapmanın hızımı inanılmaz arttıracağının farkına vardım ve bu bluetooth klavyeyi de alınacak aksesuarlar listesine ekledim.

Image Hosted by ImageShack.usTelefonda AllShareCast denen, kablosuz HD görüntü aktarmaya yarayan bir teknoloji var. Bunun için de bir dongle geliştirilmiş. Bu dongle’ı televizyonunuza bağlıyorsunuz. Sonra telefonunuzdan kablosuz olarak bu dongle’a bağlanıyorsunuz. Sonra aksın görüntüler televizyona 🙂

Yukarıda saydığım üç aksesuardan en kolay bulduğum AllShareCast aparatı oldu. 169 lira da fiyatı vardı. Bluetooh klavyeyi de Turkcell Mağaza‘da 159 liraya buldum. Ancak belki de en çok istediğim şey olan Multimedia Dock’unu hiç bir yerde bulamadım. Tam umudumu yitirmişken Samsungevi.com diye bir mağaza da aradığımı buldum 139 liraya.

Turkcell Mağaza’da 159 liraya kargo bedava olarak bluetooth klavyeyi bulduktan sonra bir süre beklemeye karar verdim, satın almadım. Ertesi gün telefonuma gelen mesaj adeta derdime derman oldu: Turkcell, bana 50 lira indirim çeki veriyordu. Hemen Turkcell Mağaza’ya girip 159 liralık aleti 109 liraya, taksitle hemde, aldım geçtim. Gelecek ay da Multimedia Dock’u alırım diye düşünüyordum. Turkcell Mağaza’da o ürün olmadığı için mesaj attım, bu üründen getirin diye. Bir iki saat sonra aradılar beni. Ürün stoklarda yokmuş, ne zaman geleceği de belli değil dediler. Turkcell’in bu özelliğine bayılıyorum. Müşteri Hizmetleri çok çok iyi. Açık ara iyi yani. 109 liraya 3 taksit olarak malı aldıktan sonra kredi kartına bir baktım ki 111 liralık bir harcama ve 8 taksit olarak yansımış. Hemen Turkcell’e bir mail attım ve yine yaklaşık 1 saat sonra geri aradılar. Banka yapmış ekstra taksitlendirmeyi diye.

Oturup düşündüm, Multimedia Dock’u alırsam AllShareCast dongle’ına gerek kalmıyordu. Zira televizyona bağlanabildikten sonra kablolu ya da kablosuz bağlanmak çok da önemli değildi benim için. Hedefimi hemen Multimedia Dock’a çevirdim. Ancak bir sıkıntı vardı Bu samsungevi.com daha önce hiç alışveriş yaptığım bir site değildi, hakkında çok az bilgi vardı ve açıkçası çok güvenli görünmüyordu. Ancak burada da çözümü yine siteden buldum. Kargo ücretsiz olmak üzere, kapıda ödeme diye bir seçenek vardı ve sadece 5 lira farkla ürünün ödemesini teslimatta ister nakit, ister kredi kartıyla, ister kredi kartıyla taksitli olarak yapabiliyordunuz. Ben de aynen öyle yaptım.

Beklemeye başladım. Siparişten iki gün sonra önce Multimedia  Smart Dock geldi. Orijinal Samsung ürünü. 2 yıl net garantili. HDMi bağlantısı normal soket. Yani mini HDMi falan değil. Kutudan dock ile birlikte bir de şarj kablosu ile adaptör çıkıyor. HDMi kablo çıkmıyor haberiniz olsun. Dock’u sadece şarj için de kullanabiliyorsunuz, telefonu televizyona bağlamak için de. Ya da yukarıda yazdığım gibi klavye ve mouse ve harici disk bağlantısı için de… Samsungevi.com, Yurtiçi Kargo ile anlaşmalı çalışıyor. Kargo’da bir sıkıntı yaşamadım.

Image Hosted by ImageShack.usSmart Dock öğleden önce elime geçmişti. Öğleden sonra yine Yurtiçi Kargo geldi ancak elinde kocaman bir kutu vardı. Lan bu ne dedim kendime? Zira Yurtiçi Kargo’yu beklemiyordum. Turkcell Mağaza’nın çalıştığı anlaşmalı kargo firması İnterglobal isimli bir firma. Her yerde şubesi yok, Bilecik’te hiç yok. Bilecik’te anlaşmalı olarak Yurtiçi dağıtıyormuş. Neyse, kocaman kutuyu açıp içinde ufacık klavyeyi bulunca bir kahkaha attım. Klavye de orijinal Samsung aksesuarı ve 2 yıl garantili. Kutusundan klavye ve iki adet kalem pil çıkıyor. Hemen taktım piilerini ve klavyeyi açtım. Telefonunun bluetooth’unu da açınca hemen buldular birlerini. Daha sonra klavyenin altında bulunan bir düğmeye bastım ve birbirleriyle eşleştiler, benim normal hayatımda yapamadığımı yaptılar. Sonrası malum 🙂 Işık hızında mesajlaşma keyfi 🙂 Özellikle benim gibi parmaklarınız kalınsa alın bu klavyeden. Uzun muhabbetler de çok iyi oluyor, yazıp yazıp enter’a basıyorsunuz 🙂

Bu alışveriş sonucunda Turkcell Mağaza’ya da Samsung Evi’ne de 10 puanı veriyorum 10 üzerinden. Hem fiyat, hem güvenilirlik, hem kargo hizmeti hem de müşteri ilişkileri çok iyiydi.

Bu sene kendime aldığım en güzel doğum hediyeleri de bunlar oldu sevgili okur.