Category Archives: Kategorisiz Öylesine

Herhangi bir kategoriye dahil edemediğim ama yazdığım yazılar bu kategoridedir.

Bir Bahar Dolunayı – Mart’ın Son Akşamı

mesutmatizDışarı müthiş bir hava var. Soğuk değil, tatlı bir esinti var sadece. Bunu söyleyince insanlar şaşırır ama, ben çok üşürüm. Soğuğa karşı öyle pek de dayanıklı değilim. Bu akşam işte öyle bir akşam. Kalabalığız epey. İstanbul var bir tane. Pek heyecanlılar. Oradan oraya savruluyoruz. Yollar, insanlar, mekanlar değişiyor, küçük ekibimiz hep aynı kalıyor. Gece bitip herkesle öpüşünce, başımı bir de kaldırıyorum ki sen! Dolunay, uzaklardaki bir çift göz, tüm şiirlerin ilhamı, tüm öykülerin kaynağı, Merhaba! Okumaya devam et

Reklamlar

Akvaryumda Neler Oluyor?

akvary00

akvary04

Sunsun HW-602B

En son şu yazımda, zavallı Japonum, biricik İmpuru‘mun ölüm haberini vermiştim sevgili okur. İmpuru’nun ölümü, akvaryumla ilgili bir takım değişiklikler yaparak, kullandığım sistemlerde değişiklik yapma ihtiyacını doğurdu. Şansıma, Gökhan isminde bir arkadaşla tanıştım ve uzun süredir almayı istediğim dış filtre hakkında epey bilgi sahibi oldum sayesinde. Böylece aylar aylar önce Serdar Hoca‘mın tavsiye ettiği dış filtre sistemine nihayet geçiş yapabildim.

 

Sunsun HW-602B marka ve modelli ürün orta boyutlu akvaryumlar için çok ideal bir dış filtre. İnanılmaz sessiz çalışıyor. Eski sistemimde büyük bir iç filtre kullanıyordum. Özellikle misafir geldiği zamanlarda, motor gürültüsüne aşina olmadıkları için inanılmaz rahatsız oluyorlardı. Film vs. izlerken ne yalan söyleyeyim, ben de rahatsız oluyordum.  Okumaya devam et

Dolunay’ın Hüznü

Şubat sensiz geçti ancak düşlerim hiç bitmedi. Sen hiç eksilmedin.

subatmoon003Bu yıl hiç ölüm olmasın diye ümit ederken, halamın eşi, biricik abimiz, Yaşar Ustamızı kaybettik. Böylesi bir ölüm sersemletiyor insanı. Ne yapacağını, ne düşüneceğini bilemiyor. Ancak tabutun üzerine eğilmiş bakanları izleyebiliyorsun uzaktan. Ağlayamadım. Düşündüm uzun uzun. Gelene gidene baktım. Konuşulanları dinledim. Hayattayken, onu son gördüğüm anları düşündüm hep. Mekânın kızlarının yanı olsun canım ağabeyim. Geride kalan bizler seni hiçbir zaman unutmayacağız.

Ve kış bitiyor, baharın ilk gününde kar yağıyordu nihayet Eskişehir’e. Başımızı kaldırıp göğe baktığımızda sen parlıyordun sonunda. Kim bilir neredeydin, neler yaptın ve hangi gözler güldü gözlerinin içine… Sonunda sıra bize geldi ve ritüel başladı yine. O gece biz de “Paramparça” olmuş bir halde çıktık salondan. Bir kadın seni göstererek “Ne kadar da güzel dolunay!” dedi. Ne kadar da güzel dolunay. Halil Abi döndü ve güldü, “Çiftçi ne olacak senin bu dolunaylar?” Bilmiyorum.

subatmoon004

Sinemanadolu’da Dolunay

subatmoon002

Alper’in Ankara’da gördüğü

Üzülüyorum. Bu yılın da böyle geçecek olmasına üzülüyorum. Şu satırları yazarken (yetmezmiş gibi) hastalıktan kırılıyorum. Nedense biraz üzgünüm ve bıkkınım bu aralar. Ölüm mü beni üzen, yokluk mu? Yoksa beynimi kemiren gerçeğin, pis kokulu artıkları mı? Soruyordular seni bana önceleri. Küstüm, diyordum. Çok üzüldüm ve küstüm. Nasıl da inandırdım kendimi buna. Sonra o sahipsiz şiiri okudum bir gün ve günüm aydınlandı. Hevesle yutkundum iki yıl sonra.

Küsmek nedir bilir misin?
Küsmek dürüstlüktür…
Çocukçadır ve ondan dolayı saftır.
Yalansızdır.
Küsmek; seni seviyorumdur.
Vazgeçememektir.
Beni anlatır küsmek.
Kızdım ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
Küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
Küsmek; sevdiğini söyle demektir,
“Hadi anla” demektir.
Küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır .
Yani, diyeceğim o ki:
Ben sana küstüm!

Her neyse, çok hastayım. Ne kadar sakınsam da kendimi, geldi dokundu bana illet. Umarım kısa sürede toparlanırım. Zira yazılacak o kadar çok şey birikti ki herhalde aralıksız yazsam bir hafta sürer. Aysun‘a ve Alper‘e bu yazıda kullandığım iki görsel için teşekkür ederim.

subatmoon001

Aysun’un bize göz kırpan çizimi 🙂

 

Ocak Ayı Mucizesi: Süper Kanlı Mavi Ay

2018 yılı, dolunay mucizeleri bakımından çok muazzam bir yıl sevgili okur. Bak anlatayım, bu yıl içerisinde Ocak ve Mart aylarında, aynı ay içerisinde iki defa dolunay yaşandı ve yaşanacak. Yeni yıla dolunayla başlamıştık hatırlarsan. İşte Ocak ayının son gününde de gökyüzünde, karanlığın içerisinde bir tek sen parlıyor idin. Ahh, hem de ne parlamak! Şubat ayım sensiz geçecek ama Mart ayında da yine hem ayın başında hem de son günün de buluşacağız.

Ay gözlemcileri ve astronomlar bu durumu ifade etmek için, 31 Ocak 2018’de gözlemlenen dolunaya “Süper Kanlı Mavi Ay” ya da kısaca “Gözlerindeki Son Ateşi Unututamıyorum O Karanlık Gecede” diyorlar. Ben onların yalancısıyım.

dlmv004

Moorning side moon

dlmv003

Saat 08.00.

Okumaya devam et

Gillette Blue 3 Koleksiyonum Tamamlandı

giletson01

Evet sevgili okur, tamamlanmış bir koleksiyonun verdiği hazzı inan çok az şeyden alıyorsun hayatta. Biliyorsun ben de uzun süredir, bazıları ilginç bazıları saçma bulsa da, Gillette Blue 3 koleksiyonu yapıyorum.

Blogda daha önceleri bu koleksiyonumla ilgili bir sürü yazı yazmıştım. 2014 yılında başladığım koleksiyonum, nihayet 2018 yılında, yani Gillette firmasının “Dünya üzerinde ürettiği tüm farklı tasarımlara sahip olmamla birlikte” tamamlanmış oldu. Geçen hafta Migros’ta koleksiyonumun son eksiği olan kırmızı-beyaz modeli bulup aldım. Milli Takım ayağına, Türkiye’ye yeni geliyor bu model ama ben iki sene önce Hırvatistan’da görmüştüm. Bu yazıyı yazmaya başlamadan önce süpersonik adaşım, sevgili arkadaşım Mesut da Facebook’tan mesaj atmış bu yeni modelin marketlerde satılmaya başladığına dair. Böylesine kral bir adamdır kendisi. Geçen sene bir diğer çok zor bulunan siyah-gri modeli de onun sayesinde bulmuştum sağ olsun.

Koleksiyonumun tamamlanmış halinde toplamda 10 farklı model yer alıyor. Dünya’da salt olarak Blue 3 modelini toplayan var mıdır bilmiyorum ama Gillette’nin ürettiği her ürünü toplayan birkaç kişiye rastlamıştım araştırma yaparken.

Bu tamamlanmış koleksiyonumu, tüm bu süreçte çok emeği geçen adaşım Mesut’a ve koleksiyona başlarken askerde yanımda olan dostum Umur’a adıyorum. Kendinize iyi bakın.

Yılın Son Dolunayı

aralikdolunay002Koskoca bir yılı daha geride bırakmak üzereyiz. Uzakta ve apayrı geçmiş onca zaman. Ah ne yazık! Bu yılın son dolunayı, Aralık’ın henüz daha ilk günlerine denk geldi. Bu da demek oluyor ki ışığım, yılbaşına birlikte gireceğiz.

Belki tarihinde yapmayınca bir anlamı kalmıyor gözünde, ama inan şurada yaptığımız şey tamamen senin için. Üstelik her biri de bunu biliyor!

Geçen ay olanları düşünüyorum da, hayat gerçekten inanılmaz! Mutlu olabilmek artık bir lüks. Gerçekten bir lüks. Düşünmeden, hissetmeden geçen tek bir günüm yok. Ve ürpermeden, yutkunmadan geçen tek bir gecem de yok. Ayda bir gece diyorsun ya, tüm hayatım olsaydın keşke gözlerimin ışığı.

aralikdolunay004Bakıyorum, saklanmışsın yine bulutların ardına. İlginçtir, herkes görebiliyor muhteşem suretini de, bir benden saklıyorsun o en güzel tenini. Sen yokken içimde kalmadı bir ben. Ellerinin dokunduğu her şeyi terk ediyorum artık. Var yine, birkaç cılız mum, titreşiyorlar seni söyleyerek. Bilmiyorlar ki ben ışıl ışıl oluyorum hep seni söyleyerek.

Fotoğraf sanatına iyice merak sardım. Hatta merak sarmakla kalmadım ve artık okullu oldum! Şaşırma. Hepsi senin için. Bunun detayını birkaç gün içerisinde yazacağım zaten. Bir ay daha sensiz geçecek. Sonra yine sensiz bir yıl başlayacak. Ancak bu sefer her şey yepyeni olacak. Tüm yeni başlangıçlar hüzne mahkumdur ne de olsa 🙂

20171203_224948

Gökyüzünde sen.

Bir Adım Daha Yakınında…

– Nasılsın?
– Sesini duyana kadar perişan haldeydim.
– Peki şimdi?
– Daha beter oldum.

kasim_014Hayır unutmadım. Unutmak çok da mümkün değil zaten. Gözlerimi göğe diktim ve sana baktım. Belki Dünya’nın bir ucunda, belki de Anadolu’nun ayazındaydın o anda. Belki de bulutların üzerindeydin, mutlu musun bilemedim. Ahh, ne kadar çok özledim bir bilsen.

Baştan aşağıya müziğe, melodiye bulanmış, batmış haldeyim. Gerisini koyverdim. Bir şarkı duydum, yüreğim seninle doldu yine. Evden uzakta ve senin yanında olduğum zamanların aşkıyla titredi içim. Sonra bir yol ayrımı kıvrıldı önümde, karanlığın içine doğru. Saat 06.55 ve hava aydınlanmadı. Birkaç köpek havlıyor ilerde. Gökyüzünde hala sen. Hava ayaz, üşütüyor ama sen yok musun, ah yok musun sen Dolunayım…

Ayaklarının ucunda yüzüyordum.” Azıcık ötende kıvrılmış uzanmıştım. Sonra uyandım yine. Bu aşağıdaki videoyu ilk defa çektiğimizde, senin yaramazlıkların yüzünden sonunu getirememiştik. Yıllar geçti. Bir dolunay gecesi yine kaydettik. Senin için.

Ben yalnız değilim. Ay ışığını sevenler, dolunaya tapanlar Dünya’nın her yerinde. Galiba birazcık da bir birimize benziyoruz.

yalniz

Çok, çok güzel haberler var. Olgunlaşmasını bekliyorum. Yakın zamanda burada olacak. Elini üzerimden çekme.

kasim_015

Delinin Yıldızı & Benim Dolunayım

ekimdolunayİşte yine bir gökyüzü şenliği! Kaldır başını ve göğe bak. Bu ayın dolunayında kendimize ve içimizde sönmeyen şu öfkemize yepyeni bir marş buldum. Kulağıma her çarptığında saçların yüzüme vurmuş gibi hissediyorum. 

vega-delinin-yildizi-ile-geri-donuyor-10014839_1788_oEvet sevgili okur, muhtemelen geçen ayın en önemli müzik gündemlerinden bir tanesi de Vega‘nın yepyeni albümü “Delinin Yıldızı“, tam 12 yıl sonra yayımlandı. En son 2005’te yayımladıkları başyapıt “Hafif Müzik“ten sonra, 2000’lerde rock yapan pek çok grup gibi sessizliğe bürünmüştü. Biz aradan geçen 12 yıla rağmen hala “Ver mendilin varsa yanında…” diye bağıra çağıra şarkılar söylerken Vega, öyle bir dönüş yaptı ki seni bilmem ama beni olduğum yere çiviledi.

Delinin Yıldızı, toplam 10 parçadan oluşan ve pek çok bakımdan bir önceki albüm Hafif Müzik’i anımsatan bir albüm olmuş. Bu yeni albümde davulları biraz tek düze bulduğumuzu söyleyebilirim. Gerçi programlanmış olmasına rağmen gayet gerçekçi geliyor onu da itiraf edeyim. Hafif Müzik’teki davul partisyonları çok daha yaratıcı ve çeşitliydi. Deniz Abla‘nın sesi bizi bizden alırken, aslında arkada davulcu inanılmaz şeyler yapıyordu.

vega1703

Albümdü yaklaşık on gündür dinliyorum. İki gün önce de iki adet elime geçti. Bu satırları yazarken albüme adını veren ve aynı zamanda açılış parçası da olan “Delinin Yıldızı” çalıyor. Albümde en sevdiğim parça çok net bir biçimde bu. Çünkü sözleri öldürdü, yüreğimi parçaladı. Youtube’da salağın biri “kurtulamadınız ergen sözlerden” diye yorum yazmış. O salak bilmiyor ki bu albüm neden yazılmış? Deniz Özbey‘in şu satırlarının ardında neler gizli? İtiraf ediyorum bu yazı aslında tam da bu parçaya dikkat çekmek için yazıldı. O güzel dizeleri şöyle alalım:

Bir rüyanın içindeyim, bileklerim sade bir suda
Yılları var şarapların sallanırken şu sofrada
Kadehin ağzımda bir ay yarısı bulutlarla firar

Yukarıyı hayal ettim bir aşk acısı koynumda
Bir sevgilim vardı kolları şimdi kimin boynunda?

Düşmüş delinin yıldızı yüzüyor ayağımın ucunda
Rüyamın en garip yerindeyim
Düşmüş aşkların en haksızı, yanıyor kalbimin ucunda
Ve ben hala onun elindeyim

vega1704

Albümün ilk klibi de bu parçaya çekilirse büyük sürpriz olmayacak. Yakın zaman da bir de plak müjdesi verdiler. Bakalım Eskişehir konserine yetişir umarım.

Albümdeki bir diğer favorim ise vasat sözlerine ve son kısımdaki gereksiz atraksiyona rağmen, yine de kendini çok sevdiren Dünyacım. Çok iyi parça. Bir diğer iyi parça ise özellikle vokalin yarattığı o gizemli havadan dolayı Sevgilim. Özellikle nakaratlarla konserlerde çok patlayacağını düşünüyorum bu parçanın da. Albümün genelinde ister istemez, bir önceki albümle bir kıyaslama yapıyorum. Üç aşağı beş yukarı diğer albümde denk düşen parçalar oluyor. Ancak bu benzerlik rahatsızlık vermek şöyle dursun bilakis bizim özlediğimiz bir durumdu. “Seni mutsuz edicem biraz” müziğinden kurtulup şöyle dokunaklı şeyler dinlemeyi özlemişim. Albümün parça listesi şu şekilde:

1. Delinin Yıldızı
2. İsim-Şehir
3. Arzuhal
4. Sevgilim
5. Dertler İri Kıyım
6. Komşu Işıklar
7. Dünyacım
8. Sonunu Söyleme Bana
9. Man-yak-lar
10. Ve Tekrar

Albümün kapağındaki güzellik, Deniz Özbey ve Tuğrul Akyüz‘ün kızları. Bu albümün belki de 12 yıl sonra çıkmasının sebebi de bu küçük güzelliğin ta kendisi. Anneciği onu büyütmekle meşgulmüş. Kartonette şöyle bir not yer alıyor: “Bu albüm kendi gücüyle ayakta durmaya çalışan kız çocuklarına, onlara bunun için yol gösterenlere ve güzeller güzeli annemiz Güler Özbey’e adanmıştır.”

vega1705

Albümü yayımlayan Gergedan Müzik Prodüksiyon, Youtube kanalında tüm şarkıları yayımladı. Dinleyin. Ama özellikle Delinin Yıldızı’nı dinleyin. İlk dinlemede sizi sarmazsa ısrarcı olun, birkaç kere daha dinleyin. Bir bakmışsınız ki sarıp sarmalanmışsınız. Unutamadığınız o sıcaklık tüm vücudunuza yayılmış.

vega1702

Tek bir öykü yazamadım sana. Ellerim gitmiyor kağıdın üzerine. Korkuyorum bir harf döner, bir nokta kayar da sen olur diye. Bu, muhtemelen seni açık seçik görebildiğim bu yılın son dolunayıydı. Umarım öyle olmaz.

Düşmüş delinin yıldızı yüzüyor ayağının ucunda.

Ağustos Dolunayı Sürprizleri

agustos02Bu yazın son ayında, Ağustos’ta nihayet güzel haberler almaya başladık sevgili okur. İşlerin giderek sarpa sardığı, sıkıntıların sağda solda fink attığı onca aydan sonra nihayet, aklımızı fikrimizi bir nebze olsun bu Dünya’dan alıp çok uzaklara götürmemizi sağlayacak sürprizler oldu.

Alper‘in olayı şüphesiz önceki gecemizin en büyük olayıydı. Şaşkınlık ve anlam verememekle karışık geçen dakikaların ardından konuşacak bu kadar çok şey bulduğumuz için biz de çok şaşkındık. Utku, sabah uyandığında bile şaşkın ve olanları sorgular haldeydi. Sevgili okur şimdi soruyorsun evet, ne oldu lan açıkça anlat, diyorsun. Yok. Bu sefer açıkça anlatmayacağım. Birazcık daha bekleyeceğim.

sabhankramountainSabhankra, dolunaylı gecelerimize soundtrack olan parçaların yaratıcısı. Moonlight isimli şaheseri adeta benim için yazmışlar. Aşıkken dinlediğim, kızgınken dinlediğim, yorgunken dinlediğim, yoldayken dinlediğim, hayatımın hemen her anına şahit tuttuğum Sabhankra, bu yıl da boş geçmedi. Yüreğimizi donduracak, kuzeyin karlı dağlarının soğuğundan, öfkesinden ve acımasızlığından beslenen yepyeni bir albümün müjdesini verdi: From The Frozen Mountains. Yalnızca kapağı bile beni heyecanlandırmaya yetti. Yalçın, ulaşılmaz dağların soğuğundan süzülen kızıl bir ejder, Savaş Sungur‘un kabuğu soğuyan ve taşlaşan yüreğinin içinde halen yanan öfkeyi sembolize etmiş adeta. Yeni albümden birkaç küçük parça dinleme imkanım oldu. Görünen o ki ağlayacağız. Çok ciddi anlamda ağlayacağız.

Geçenlerde YÖKDİL sınavına girmiştim. Sonuç iyi geldi. Bir ufak pürüzü de hallettikten sonra çok güzel bir gelişmeyi duyuracağım.

tirofficial

Tir Official – Full Moon Madness

Bir güzel gelişme de bugün yaşandı:

Muhtemelen tabakların serilip kadehlerin dolduğu şu saatlerde nihayet yitip gidişinin ilk saniyelerini kutluyorlar. Sen sanıyor musun ki çok sevildin yüreklerde? Sen sanıyor musun ki kaliten yeri göğü titretti de bir çift kelime söyleme gereği duyduk? Yanılmışsın. Olmamışsın. Bu suyu durulmayan kuyuya bir taş da, epey büyükçe bir taş, sen attın. Sayende kaybettiğimiz onca güzel dostluğun, kırılan kalplerin acısı umarım senden çıkar. Umarım.

Neyse, yaz bitiyor. Bir sonraki görüşmemiz sonbaharda olacak. Belki de o çok sevdiğim hırkanın sıcaklığına sığınırsın. Her hareketinde kokun yayılır gecenin karanlığına. Ellerim sen kokar. Evet, bu gece de başını kaldıran herkes seni görecek, belki fotoğrafını çekmeye çalışacak. Ancak kimse bilmeyecek yüreğimdeki resmini.

agustos01

Bir Yaz Dolunayı’nın İpuçları

006.jpgÇok çekilmez oluyor biliyorsun. Kulaklarını tıkayıp, gözlerini kapayıp bambaşka şeyler düşünmeye, hayal etmeye çalışıyorsun ama nafile. Olmuyor işte. Ne sen kaçabiliyorsun o o odadan, ne de peşini bırakıyorlar koskoca binada.

Her geçen gün bir küçük yalan daha çıkıyor,
Gülümseyip susmaktan başka ne gelir elden?
Yanıyor içim susuzluktan ve salaklıktan,
Meğer işin aslı Bülent abi’nin anlattığı gibiymiş…

Yaz geldi. Haziran. Dün gece ay gökyüzünde o kadar berrak ve güzeldi ki anlatamam. Normalde bu işler nasıl olur biliyorsun. Saatler süren fısıldaşmalar, sonra örtüye biraz daha sokulup gözlerini kapatarak nefes alışverişini dinlemeler. Ah, ne acayipmiş. Şimdi gökyüzüne baktıkça bunlar geliyor aklıma tebessüm ediyorum. Biraz da utanarak yalan yok 🙂

Yaz başladı evet. Ama pek sönük. İnsan bir haberin, bir fısıltının peşine düştü mü inan vakit de geçmiyor yahu. O tedircinlikle bekleyip duruyor. Bir de iş yeri var ki hiç sorma…

İpucu dedim. Pekala, Temmuz’da YÖKSİS dil sınavına giriyorum. Bakalım. Geçen hafta sonu kendimizi doğaya bıraktık elimizde bir de havalı tüfekle. Hafta içi içtiğimiz sodaların şişelerini hafta sonu parçalayarak ekonomiye kazandırıyoruz. Çok keyifli. Ancak kesin ve kati bir şartımız var: Canlı bir şeyi asla hedefe koymuyoruz. Asla. Heh işte bak, spor dediğin budur.

Dolunayım belki bilmek istersin. Bu ara epey yeni albüm aldım. O miniş kraterlerini rahatlıkla doldurabilirim CD’lerle. Merdiven altı ise tam gaz devam ediyor. Benim gözü tok distromdan yakında çok keyifli işler yayımlamayı bekliyorum. Bu ay bu kadar iki gözüm. Doğum günümde görüşürüz.

009

Bu da yeni favorimiz: Sena. İlginçtir dolunayı o da seviyor.