Category Archives: Eğlenceli Şeyler

Güldüğüm, güldürdüğüm ama düşündürme ihtiyacı hissetmediğim yazılar bu kategoridedir.

Gerçek Bir Doğum Günü Sürprizi: 30 Yaş

18 Temmuz’u 19 Temmuz’a bağlayan gece saat 00:01’de telefonum çaldı. Arayan Alper‘di. Büyük bir panikle telefonu açtım. İyi ki doğdun, şarkısını duyunca paniğim yerini şaşkınlığa ve mutluluğa bıraktı. Böylece, bu yıl doğum günümü ilk kutlayan biricik kardeşim Alper oldu.

19 Temmuz’da doğmak, dünyanın en iyi burcu yengece denk geldiği için çok iyi bir durum. Ancak yaz tatili ve Dünya Fenerbahçeliler Günü’ne (19.07) denk geldiği için de çok kötü bir durum. İş yerinde tüm gün sessiz sakin geçti. Akşam mesai bitimine yakın, ilk sürprizi yaptılar iş arkadaşlarım sağ olsunlar 🙂 19 Temmuz aynı zamanda sevgili Veysel Abi‘mizin de doğum günüydü. Eskişehir’deki iş yerimde yaşadığım her ilk, benim için unutulmaz oluyor sevgili okur. Bu doğum günü de o unutulmazların arasında yerini aldı. Veyse Abi ile birlikte pastamızı kestik, mumlarımızı üfledik. Her bir arkadaşıma ayrı ayrı teşekkür ederim.

Aynı akşam evde de küçük bir kutlamayla günü tamamladık. Fazla bir atraksiyona girmedik. Çünkü hemen herkes şehir dışında, tatildeydi. Alper Kelebekler Vadisi‘ne doğru yola koyulmuştu. Sercan tatildeydi, otelden fotoğraf gönderiyordu. Utku ve Hazal yurt dışındaydı. Mustafa ve Betül kamptalardı. Sertan ve Ayşe‘nin düğün telaşı devam ediyordu. Yeni evlenen Hafize ve Mustafa balayındaydı. Ahmet‘in nerede olduğunu ise bilen yoktu. Herkes bir yerlerdeydi. Ben ise Temmuz doğumlu olmanın yalnızlığını yaşıyordum. Üstelik artık otuz yaşındaydım. O zamanlar olmak istediğim yaşta. Bu düşünceyle tüm akşamım ve gecem geçti.

Ertesi sabah inanılmaz yoğun bir gün olarak devam etti mesai. Sabahtan göreve gidip geldikten sonra resmi yazışmalarla uğraşıp durdum. Mesai çıkışında Merve‘yle buluşup biraz dolaştık. Yemek yedik. Saat 20.00’ye doğru balkonda çitlemek için çekirdek alıp eve geldik. Dış kapının üst kilidinin normalin dışında kilitlenmiş olduğunu fark ettim. Bunun tek bir açıklaması vardı: Eve hırsız girmişti!

bir001Aklıma yıllar önce Ferhat abimin evine giren hırsız geldi. Kapıyı açar açmaz elindeki tornavidayla saldırmış, savurduğu tornavida abimin kazağını yırtmıştı. Birkaç santim önde olsa karnını deşecekti yani. Hırsızı orada yakalayıp diğer kuzenim Cihat’la birlikte bayıltana kadar dövmüşlerdi. Birkaç saniyede aklıma gelen bu senaryoyla birlikte alt kilidi açıp eve adımımı attım ve duyduğum çığlıklarla korkudan yere düştüm: SÜRPRİZZZZZ!

Şehir dışında olduğunu sandığım Alperler (Ankara’dan geldiler), Koray, Ahmet, Yeşim, Sertan, Ayşe, bizim çocuklar Murat, Mustafa ve Gökçe meğer iki gündür çok büyük bir organizasyonun içindelermiş. Gerçek bir sürpriz olması için hiç ummadığım bir anda yani ertesi gün yapmak istemişler kutlamayı. Merve, tüm ekibin koordinasyonunu sağlamış. Korkudan kalbimin çarpması durup da kendime geldikten sonra, nihayet bir009salona geçtim. Üzerine smokin giymiş simsiyah bir doğum günü pastası, üzerinde altın sarısı upuzun mumlarla duruyordu. Kurabiyelerin üzerinde ise ben vardım! İki tane eşşek kadar balonla 30 yazmışlardı. Lan hayatımda ilk defa uçan balonum oldu: Üç ve Sıfır. Tam pastayı üfleyecektim ki beni durdular ve kapı çaldı. Hani “Evim Şahane” benzeri programlarda gözleri kapalı olarak yenilenmiş evlerine giren insanların attığı bir çığlık var. Heh işte. O çığlıktan attım. Tatilde sandığımız Sercan karşımızdaydı! Herif benim için tatilini bitirip Eskişehir’e gelmişti. Şaşkınlıktan aptallaşmıştım.

bir004

Ne yediğine dikkat edeceksin

Nihayet pastanın başına geçtim ve aklımdan o tek dileği geçirip mumları üfledim. Çok zaman geçmemişti ki bir diğer Mustafa ve Kübra geldiler. Ev, tarihinde hiç olmadığı kadar kalabalıktı artık. Üç tane Mustafa vardı evde.

bir002

bir000Yazının buraya kadar olan kısmında belki de en dikkat çekici şey pasta değil mi? Şimdi hazır ol: Bu pasta tamamen evde ve elde imal edildi. Merve’nin pasta imalatında geldiği noktayı görebiliyorsun değil mi sevgili okur? Ellerine sağlık. Limonatayı da Ayşe’nin yaptığını söylemezsem olmaz 🙂

bir003

Çok yakında yayında…

bir010Doğum gününden sonraki hafta sonumuz Sercan’la birlikte ve dopdolu geçti. Pazartesi sabahı Sercan’la önce iş yerime gittik. Daha sonra da onu tren garından İstanbul’a yolcu ettim. Canım kardeşim, geçen yaz yapamadığımızı bu yaz yapabildik sayende.

Otuz yaş elbette önemli. Hayatımın bu önemli yol ayrımını, böylesine güzel bir sürprizle hatırlayacağım için çok mutluyum. Bu yazıyı da yine “hatırlamak” için yazdım. Unutmak istemediğim için, tebessüm etmek için yazdım. O gün orada olan herkesle birlikte buraya kadar okuyan senin için de keyifli olmuştur umarım. Öpüyorum.

Muhteşem Bir Hata!

IMG-20180410-WA0004Her şey bundan birkaç ay önce, 10 Nisan’da Facebook’taki Anadolu Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü Mezunları Grubu‘na Ozan Hoca‘nın attığı bir fotoğrafla başladı. Fotoğraftaki tişörtü hem görsel olarak hem de verdiği mesaj sayesinde kısa sürede pek çok kişi beğendi: The hardest part of my job is being nice to people who think they know how to do my job. Yani bunu çevirmek gerekirse, “İşimin en zor kısmı, işimi nasıl yaptığımı bildiğini zanneden insanları hoş karşılamaktır.” Eh, bu durum ne yazık ki çevre mühendisleri için geçerli bir durum. “Çevrenin mühendisi nasıl oluyor?” zihniyetine sahip, yıllardır çalıştığım pek çok idareciden ve farklı branşlardan arkadaşlarımdan bu lafı bizzat duymuştum.

Ben de tekstilci kuzenime böyle bir tişört yapıp yapamayacağımızı sordum. Normalde tekstilciler baskı işini aldıklarında, çalıştıkları adetler bin ve katları şeklinde oluyormuş. Dolayısıyla bizim sadece yirmi adet olan baskımızı yapabilmek için yeni ürünlerin numunelerinin basıldığı bir zamanı beklememiz gerekti. Bu bekleyiş de bir aydan biraz daha uzun sürdü ama nihayet, olumlu cevap gelince o güne kadar grupta tişört istediğini ve bedenini yazan herkes için siparişi verdim. Okumaya devam et

Model Uçak Yaptık!

Evet sevgili okur, her geçen gün ufkumuzu genişletiyor, farklı hobilere göz atıyor, işin tekniğini ustasından öğrenmeye çalışıyoruz. Geçen hafta sonu Türker‘le birlikte ilk maket uçağımı yaptık. Türker, son birkaç yıldır maketler ve modeller konusunda çok ciddi tecrübe kazandı. Artık maketleri yapmaktan öte, imal etme konusunda çalışmalar yapıyor.

Evet, geçen hafta sonu biz de, HobbyBoss markasının ürettiği 1:72 ölçeğindeki F-5E Tiger II Fighter modeli uçağı birleştirdik. İlk maket deneyimim olması sebebiyle epey titiz çalışmaya çalıştım. Daha önce maket yaptıysanız bilirsiniz, inanılmaz bir titizlik ve sabır istiyor bu iş. Ben bilmiyordum işte. Tüm parçaların bir birine yapıştırıcıyla tutturulması gerektiğini anladığımda başımdan aşağı kaynar sular boşandı sevgili okur. Ancak Türker’in teselli ve telkinleriyle nihayet işi bitirebildik.

maket01

Kullanılan ekipmanların/kimyasalların bir kısmı

maket02

Boya kompresörü

Okumaya devam et

2016 Yılımın Özeti

Kan, şiddet, göz yaşı ve umutsuzlukla dolu, lanet olası bir yılı geride bıraktık sevgili okur. Kutuplaşan bir toplum, vahşetin hızla normalleşme sürecine girip insanların haber dinlemekten sıkılıp TV8’e hatta yetmiyormuş gibi 8,5’a koştuğu, aşşağılık yalanların hayatları mahvettiği bir yıl bitti. İyi şeyler de oldu muhakkak. Ancak kötülük o kadar fazlaydı ki geriye baktığımda bir tutam saçtan ve eğrelti birkaç nottan başka bir şey kalmadı aklımda.

My Resort‘un her yıl yeni okuyucuları olduğundan bir kere daha bahsetmekten üşenmiyorum. Şu an okumakta olduğun “Yılımın Özeti” bu blogun geleneksel yazılarından birisi ve hatta en sevilenidir. Her yıl 31 Aralık tarihi, hem yılın son günü hem de benim meslek hayatımın yıl dönümüdür. Geride bıraktığımız 31 Aralıkla birlikte çalışma hayatımın 4. yılı da bitmiş oldu.

Şimdi blogun istatistikleriyle beraber bütün bir yıl boyunca buralarda, hayatımda neler olup bitmiş şöyle bir bakalım. Okumaya devam et

Özer Aydoğan’ın Ejderhaları

ozeraygogan07

Bu blog hiç bir zaman, reyting kasmak uğruna popüler karikatürleri, komiklikleri, 9GAG vb. sitelerin içeriklerini yayımlayan, en iyi karikatürler, en komik fıkralar türü başlıklara sahip bir blog olmadı. Ancak beğenip hayran olduğum işleri, biraz da kendimden bir şeyler katarak yayımlamayı da hep sevmişimdir. 2016 yılında Haziran ayı civarında fark ettim Özer Aydoğan’ın UYKUSUZ’da çizmeye başladığını. Yalan söylemeye gerek yok, ondan önce çok da dikkatimi çekmemişti. Ancak insan bir kere dikkat etmeye başlayıp neler kaçırdığını anlayınca çok pişman oluyor. Hemen takibe başlıyor.

ozeraydogan00Özer Aydoğan’ın dikkatimi çeken ilk karikatürü “PALMONIV” olmuştu. Bir grup uzun çenelinin şampuan şişesini çubukla dürttüğü o kareyi muhakkak bir yerlerde görüp kahkaha atmışsınızdır. Sonra süper kahraman çizgileri güldürmeye devam etti. Hatta o dönemde çok güldüğüm bir şakayı kendimce, Özer Aydoğan tarzında çizmeye çalışmıştım.

ozeraydogan05

Ama bu adama olan asıl hayranlığım, çizdiği ejderhaları görünce başladı. Milletin yüzüme garip garip bakmasına bile aldırmadan, kahkahalara boğulmuştum “Kim Bu Münasebetsiz Kadın?” çizimini okuduğumda. Sonra “Oğlanın Düğününe Çok Masraf Yaptım” çizimini gördüm. Ejderhanın suratındaki sorumsuz, umursamaz ifade, bedenindeki komik detaylar ve kurduğu cümleler, her biri ayrı ayrı sempatikti. Bu karikatürle Özer Aydoğan’ın çizgilerinin en önemli özelliğini anlamış oldum: Sempatiklik. En iyi çizerlerin hep bir tarzı vardır. Takip ettiğiniz çizeri artık karakterlerinin konuşmalarından, detaylarından tanımaya başlarsınız. İşte uzun çeneliler de böylece Özer Aydoğan’ın karikatür dünyasına kazandırdığı tiplemeler oldular. Ekşiye falan baktım. Epey öven yerlere göklere sığdıramayan da var, ilginç bir şekilde hiç komik bulmayan da var.

ozeraydogan01ozeraydogan02

Geçen hafta yine bir ejderha karikatürü “Nasıl Bir Tezgaha Geldim Ben” çıkınca UYKUSUZ’da, dedim artık bir yazı yazayım bloga. Yazı için araştırınca benim gördüklerimin haricinde, daha eski sayılarda çıkan birkaç tane daha ejderha buldum. Ulan onlar da çok komik arkadaş! Ejderha gibi bir yaratığı alıp öyle bir tipe sokmuş ki Özer Usta, bırak tebessüm etmeyi kahkaha atmamak çok zor.

ozeraydogan03

NOT: Bu yazı için verdiği destekten ötürü bir tek Hazal’a teşekkür ediyorum. Gerisine etmiyorum.

ozeraydogan04

ozeraydogan06

Ayrancı’yla Cin Baba Museum House Buluşması

Mehmet Ayrancı kimdir? Şuradan blogda onunla alakalı yazdığım diğer yazıları okuyarak fikir sahibi olabilirsiniz.

Geçen hafta Mehmet’ten şu aşağıda gördüğünüz kağıt paraları aldım koleksiyon için. Bunlar 1920’lerde basılan Alman Markları. Ayrıca bir diğer ilginç banknot ise, Yugoslavya dağıldıktan sonra Sırpların eski Yugoslav paraları üzerinde “Yugoslav” ibarelerinin geçtiği yerleri karalayarak yeniden piyasaya sürdüğü bir para.

cin04

Sırp – 100 Dinar

cin04_2

1000 Mark – 20 adet sıralı deste

cin01

5000 Mark

cin02

Tacikistan – Moğolistan

Bu paraları aldıktan sonra Mehmet asıl bombanın beni birazdan tanıştıracağı adam olduğunu söyledi. Ve hiç aklımda yokken yollara düştük. Yenikent taraflarında rastgele bir sokağa girdik. Dışarıdan bakıldığında kimse burada, Türkiye’nin sayılı sigara, içki şişesi, bira bardağı ve gazoz şişesi koleksiyonlarından biri olabileceğini tahmin edemez. Okumaya devam et

Dünya’da İlk ve Tek: El Dokuması In Flames Halısı

hali12

Bir grubun fanı olmak çok emek ister sevgili okur. Bu iş sadece, internetten mp3 inidirip dinlemekle olmuyor ne yazık ki. Sevdiğini, fanı olduğunu söylediğin grup için desteğini hem maddi hem de manevi olarak göstermek zorundasındır.

Bir noktadan sonra, bu sevginin boyutları da değişiyor elbette. Artık grubun CD’lerini, plaklarını, DVD’lerini, kasetlerini, röportajı çıkmış dergileri, posterlerini toplamanın ötesinde daha eşsiz şeylerin peşine düşmeye başlıyorsun. Yaratıcılığın ve maddi gücün ölçüsünde de koleksiyonunu genişletebiliyorsun.

hali01

Merve, böyle bir halı dokuma fikriyle bana geldiğinde benim aklımda hemen In Flames‘in Come Clarity albümünün logosu geldi. Bu logo, grubun Come Clarity albümüyle birlikte kullanmaya başladığı logo ve en iyi logosu bence. Önce logonun desenini dokuma altlığının üzerine geçmemiz gerekiyordu. Bu yüzden logoyu metrekare cinsinden ayarlayarak baskısını aldım ve dokuma altlığına çizdim. Daha sonra farklı renklerde ipler aldık. Resimde gördüğün ve boyutları hakkında az çok fikir sahibi olduğun halı için 8 yumak gri, 3 yumak mavi ve 2 yumak da sarı ip kullandık.

İşte, bu In Flames halısını yapmaya yaklaşık bir yıl önce başladık. Yavaş yavaş ama sabırla dokumaya devam etti Merve. Üzerindeki her bir ilmek elle atıldı. Arada sırada arkadaşlarımız geldiğinde onlar da birkaç ilmek atarak destek oldular sağ olsunlar. Bu fotoğrafta görülen aşamaya gelinceye kadar kesinlikle makine kullanmadık. Tamamen el işidir. Hatta örme işi bittikten sonra arka kısmındaki dikişleri bile kendimiz elimizle diktik. Annem, Merve ve ben, nihayet bu halıyı bitirebildik.

hali08Dokuma işlemi bittikten sonra, altlığın kenarlarından artan kısımlarını halının altına doğru katlayarak önce sıcak silikonla yapıştırdık. Daha sonra üzerine pazen diye tabir edilen bezle kapatıp kenarlarından dikerek sabit ve daha sağlam durmasını sağladık. Biraz da üzerindeki örgülerden kırptık seviyelerini eşitlemek için ve nihayet bir yıl önce yapmaya başladığımız halı bitmiş oldu. Emeği ve sabrı için sevgili eşime çok teşekkür ederim. Dokuma işi bittikten sonra halıya son şeklini vermemizde yardımcı olan anneme de çok teşekkür ederim.

hali07

Dokuma bittiğinde sıra altlığı kesmeye gelmişti

hali09

Dokumanın arkadan görünüşü

hali10

Halının bitmiş hali

Bu halıyı, tanıdığım tüm In Flames fanlarının şerefine burada gösteriyorum. Belki de bir gün gerçekten In Flames grubunun üyelerine de gösterme fırsatım olur. O gün geldiğinde muhakkak senin de haberin olacak sevgili okur. Yazıyı, Come Clarity albümünden bir baş yapıt ile bitiriyorum! In Flames We Trust!

hali11

2014 Yılımın Değerlendirmesi

Yıllar bir biri ardına geçiyor, hayatlarımız değişiyor sevgili okur. Hayatımın belki de en önemli yılıydı 2014 ve en çabuk geçen yılı oldu.

Her yıl yazdığım ve geride bıraktığım yılı değerlendirdiğim yazılardan birisi olacak bu da. Geçen sene yazdığım, 2013 Yılı Değerlendirmesi‘ni okudum az önce. Blogun en hantal yılı olarak bahsetmişim. Ancak, bu yıl beş yıllık My Resort Tarihinin en kötü yılı olmuş, onu anladım. Çünkü altı ay süren bir askerlik ve bir ay süren bir evlilik sürecinde tamamen blogdan uzaktaydım. Tek bir kelime yazmadım. Haliyle reytingler de düştü. Ancak olsun, bunu dert etmiyorum. İnternet alışkanlıklarında belirli dönemler vardır. Örneğin 2000’lerin başında forum siteleri çok revaçtaydı. Sonra sözlükler birden moda oldular. Sonra blog dönemi başladı. Akıllı telefonlarla birlikte bu sefer de fotoğraf ağırlıklı içeriklerin yer aldığı sosyal profil siteleri popülerleşti. Dolayısı ile kişisel blogların artık iki kuşak geride kaldığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Özellikle video ve fotoğraf paylaşımlarına olan ilgi bu denli yoğunken kelimelere ilgi gösteren okuyucuların sayısı ciddi oranda azaldı. Okumaya devam et

2013 Yılımın Değerlendirmesi

Evet sevgili okur. Koskoca bir yılı daha geride bırakıp, yepyeni bir yılda yeni umutlarla dopdolu olarak yine karşınızdayım. Geçtiğimiz yıl, hayatımın en önemli yıllarından birisi oldu. Çünkü iş hayatım bu yılda başladı. 31 Aralık 2012 tarihi itibariyle Bilecik Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde çalışmaya başladım. Dolayısı ile bu yıl hayatımın çok büyük bir kısmı Bilecik’te geçti. Eskişehir’den neredeyse uzakta bir yıl geçirdim.

Önce istatistiksel bilgi ile başlayalım. Bu yıl biraz tembel geçmiş. Toplam 147 yazı yazmışım. Bu sene en çok hiti 16 Ocak günü almışım. Bu yıl da geçen yıl olduğu gibi en çok okunan iki yazım Hepimiz Hackerız: Windows 7 0xC004F200 Hatasını Çözdüm ve ‘Diski Kullanabilmeniz İçin Önce Biçimlendirmeniz Gerekiyor’ Hatası Çözümü yazılarım oldu. Bu aslında benim için üzücü bir durum. Zira bu sene hit bir yazı yazamamışım demek ki. Ancak geçen sene yazdıklarımının halen popüler olması da benim için nispeten mutlu edici bir durum. Google’dan bloga halen Proofhead Blog diye aratıp ulaşanlar var. Demek ki adres akılda kalmıyor: proofhead.net. Geçen yıl gibi bu yılda da en çok ziyaretçiyi bana Facebook göndermiş. Bunda Facebook’ta paylaştığım yazı linkleri etkili elbette. Ayrıca My Resort’un Facebook grubunun da katkısı inanılmaz oldu. Siz hala beğenmediniz mi yoksa? https://www.facebook.com/PMRFACE

Okumaya devam et

Proofhead: The Bıyıklı

Bıyık sahibi olmak, tüm korkularınızı yenmektir.

Bu fotoğrafı çekeli 4 ay oldu. Bugüne kadar paylaşmayı hiç düşünmedim sevgili okur. Bu gece bir arkadaşın blogunda bir tür psikolojik bunalıma ve bir takım çıkmazlara girdiğini okudum. Çok üzüldüm. O yüzden bir faydası olur belki diyerek bu fotoğrafımı “herhangi bir oynama yapmadan” yayınlamaya kadar verdim.

Proofhead” serisi olarak başlıyorum bu fotoğraflara. Hatta kategori olarak da “Devam Eden Seriler“e koyuyorum. Tüm bıyıklı kardeşlerime ve morali bozuk arkadaşlarıma gelsin. Tebriklerinizi yorumlarda bırakabilirsiniz. Bırakmasanız da niye bırakmadınız demem.