Category Archives: Eğlenceli Şeyler

Güldüğüm, güldürdüğüm ama düşündürme ihtiyacı hissetmediğim yazılar bu kategoridedir.

2016 Yılımın Özeti

Kan, şiddet, göz yaşı ve umutsuzlukla dolu, lanet olası bir yılı geride bıraktık sevgili okur. Kutuplaşan bir toplum, vahşetin hızla normalleşme sürecine girip insanların haber dinlemekten sıkılıp TV8’e hatta yetmiyormuş gibi 8,5’a koştuğu, aşşağılık yalanların hayatları mahvettiği bir yıl bitti. İyi şeyler de oldu muhakkak. Ancak kötülük o kadar fazlaydı ki geriye baktığımda bir tutam saçtan ve eğrelti birkaç nottan başka bir şey kalmadı aklımda.

My Resort‘un her yıl yeni okuyucuları olduğundan bir kere daha bahsetmekten üşenmiyorum. Şu an okumakta olduğun “Yılımın Özeti” bu blogun geleneksel yazılarından birisi ve hatta en sevilenidir. Her yıl 31 Aralık tarihi, hem yılın son günü hem de benim meslek hayatımın yıl dönümüdür. Geride bıraktığımız 31 Aralıkla birlikte çalışma hayatımın 4. yılı da bitmiş oldu.

Şimdi blogun istatistikleriyle beraber bütün bir yıl boyunca buralarda, hayatımda neler olup bitmiş şöyle bir bakalım. Okumaya devam et

Reklamlar

Özer Aydoğan’ın Ejderhaları

ozeraygogan07

Bu blog hiç bir zaman, reyting kasmak uğruna popüler karikatürleri, komiklikleri, 9GAG vb. sitelerin içeriklerini yayımlayan, en iyi karikatürler, en komik fıkralar türü başlıklara sahip bir blog olmadı. Ancak beğenip hayran olduğum işleri, biraz da kendimden bir şeyler katarak yayımlamayı da hep sevmişimdir. 2016 yılında Haziran ayı civarında fark ettim Özer Aydoğan’ın UYKUSUZ’da çizmeye başladığını. Yalan söylemeye gerek yok, ondan önce çok da dikkatimi çekmemişti. Ancak insan bir kere dikkat etmeye başlayıp neler kaçırdığını anlayınca çok pişman oluyor. Hemen takibe başlıyor.

ozeraydogan00Özer Aydoğan’ın dikkatimi çeken ilk karikatürü “PALMONIV” olmuştu. Bir grup uzun çenelinin şampuan şişesini çubukla dürttüğü o kareyi muhakkak bir yerlerde görüp kahkaha atmışsınızdır. Sonra süper kahraman çizgileri güldürmeye devam etti. Hatta o dönemde çok güldüğüm bir şakayı kendimce, Özer Aydoğan tarzında çizmeye çalışmıştım.

ozeraydogan05

Ama bu adama olan asıl hayranlığım, çizdiği ejderhaları görünce başladı. Milletin yüzüme garip garip bakmasına bile aldırmadan, kahkahalara boğulmuştum “Kim Bu Münasebetsiz Kadın?” çizimini okuduğumda. Sonra “Oğlanın Düğününe Çok Masraf Yaptım” çizimini gördüm. Ejderhanın suratındaki sorumsuz, umursamaz ifade, bedenindeki komik detaylar ve kurduğu cümleler, her biri ayrı ayrı sempatikti. Bu karikatürle Özer Aydoğan’ın çizgilerinin en önemli özelliğini anlamış oldum: Sempatiklik. En iyi çizerlerin hep bir tarzı vardır. Takip ettiğiniz çizeri artık karakterlerinin konuşmalarından, detaylarından tanımaya başlarsınız. İşte uzun çeneliler de böylece Özer Aydoğan’ın karikatür dünyasına kazandırdığı tiplemeler oldular. Ekşiye falan baktım. Epey öven yerlere göklere sığdıramayan da var, ilginç bir şekilde hiç komik bulmayan da var.

ozeraydogan01ozeraydogan02

Geçen hafta yine bir ejderha karikatürü “Nasıl Bir Tezgaha Geldim Ben” çıkınca UYKUSUZ’da, dedim artık bir yazı yazayım bloga. Yazı için araştırınca benim gördüklerimin haricinde, daha eski sayılarda çıkan birkaç tane daha ejderha buldum. Ulan onlar da çok komik arkadaş! Ejderha gibi bir yaratığı alıp öyle bir tipe sokmuş ki Özer Usta, bırak tebessüm etmeyi kahkaha atmamak çok zor.

ozeraydogan03

NOT: Bu yazı için verdiği destekten ötürü bir tek Hazal’a teşekkür ediyorum. Gerisine etmiyorum.

ozeraydogan04

ozeraydogan06

Ayrancı’yla Cin Baba Museum House Buluşması

Mehmet Ayrancı kimdir? Şuradan blogda onunla alakalı yazdığım diğer yazıları okuyarak fikir sahibi olabilirsiniz.

Geçen hafta Mehmet’ten şu aşağıda gördüğünüz kağıt paraları aldım koleksiyon için. Bunlar 1920’lerde basılan Alman Markları. Ayrıca bir diğer ilginç banknot ise, Yugoslavya dağıldıktan sonra Sırpların eski Yugoslav paraları üzerinde “Yugoslav” ibarelerinin geçtiği yerleri karalayarak yeniden piyasaya sürdüğü bir para.

cin04

Sırp – 100 Dinar

cin04_2

1000 Mark – 20 adet sıralı deste

cin01

5000 Mark

cin02

Tacikistan – Moğolistan

Bu paraları aldıktan sonra Mehmet asıl bombanın beni birazdan tanıştıracağı adam olduğunu söyledi. Ve hiç aklımda yokken yollara düştük. Yenikent taraflarında rastgele bir sokağa girdik. Dışarıdan bakıldığında kimse burada, Türkiye’nin sayılı sigara, içki şişesi, bira bardağı ve gazoz şişesi koleksiyonlarından biri olabileceğini tahmin edemez. Okumaya devam et

Dünya’da İlk ve Tek: El Dokuması In Flames Halısı

hali12

Bir grubun fanı olmak çok emek ister sevgili okur. Bu iş sadece, internetten mp3 inidirip dinlemekle olmuyor ne yazık ki. Sevdiğini, fanı olduğunu söylediğin grup için desteğini hem maddi hem de manevi olarak göstermek zorundasındır.

Bir noktadan sonra, bu sevginin boyutları da değişiyor elbette. Artık grubun CD’lerini, plaklarını, DVD’lerini, kasetlerini, röportajı çıkmış dergileri, posterlerini toplamanın ötesinde daha eşsiz şeylerin peşine düşmeye başlıyorsun. Yaratıcılığın ve maddi gücün ölçüsünde de koleksiyonunu genişletebiliyorsun.

hali01

Merve, böyle bir halı dokuma fikriyle bana geldiğinde benim aklımda hemen In Flames‘in Come Clarity albümünün logosu geldi. Bu logo, grubun Come Clarity albümüyle birlikte kullanmaya başladığı logo ve en iyi logosu bence. Önce logonun desenini dokuma altlığının üzerine geçmemiz gerekiyordu. Bu yüzden logoyu metrekare cinsinden ayarlayarak baskısını aldım ve dokuma altlığına çizdim. Daha sonra farklı renklerde ipler aldık. Resimde gördüğün ve boyutları hakkında az çok fikir sahibi olduğun halı için 8 yumak gri, 3 yumak mavi ve 2 yumak da sarı ip kullandık.

İşte, bu In Flames halısını yapmaya yaklaşık bir yıl önce başladık. Yavaş yavaş ama sabırla dokumaya devam etti Merve. Üzerindeki her bir ilmek elle atıldı. Arada sırada arkadaşlarımız geldiğinde onlar da birkaç ilmek atarak destek oldular sağ olsunlar. Bu fotoğrafta görülen aşamaya gelinceye kadar kesinlikle makine kullanmadık. Tamamen el işidir. Hatta örme işi bittikten sonra arka kısmındaki dikişleri bile kendimiz elimizle diktik. Annem, Merve ve ben, nihayet bu halıyı bitirebildik.

hali08Dokuma işlemi bittikten sonra, altlığın kenarlarından artan kısımlarını halının altına doğru katlayarak önce sıcak silikonla yapıştırdık. Daha sonra üzerine pazen diye tabir edilen bezle kapatıp kenarlarından dikerek sabit ve daha sağlam durmasını sağladık. Biraz da üzerindeki örgülerden kırptık seviyelerini eşitlemek için ve nihayet bir yıl önce yapmaya başladığımız halı bitmiş oldu. Emeği ve sabrı için sevgili eşime çok teşekkür ederim. Dokuma işi bittikten sonra halıya son şeklini vermemizde yardımcı olan anneme de çok teşekkür ederim.

hali07

Dokuma bittiğinde sıra altlığı kesmeye gelmişti

hali09

Dokumanın arkadan görünüşü

hali10

Halının bitmiş hali

Bu halıyı, tanıdığım tüm In Flames fanlarının şerefine burada gösteriyorum. Belki de bir gün gerçekten In Flames grubunun üyelerine de gösterme fırsatım olur. O gün geldiğinde muhakkak senin de haberin olacak sevgili okur. Yazıyı, Come Clarity albümünden bir baş yapıt ile bitiriyorum! In Flames We Trust!

hali11

2014 Yılımın Değerlendirmesi

Yıllar bir biri ardına geçiyor, hayatlarımız değişiyor sevgili okur. Hayatımın belki de en önemli yılıydı 2014 ve en çabuk geçen yılı oldu.

Her yıl yazdığım ve geride bıraktığım yılı değerlendirdiğim yazılardan birisi olacak bu da. Geçen sene yazdığım, 2013 Yılı Değerlendirmesi‘ni okudum az önce. Blogun en hantal yılı olarak bahsetmişim. Ancak, bu yıl beş yıllık My Resort Tarihinin en kötü yılı olmuş, onu anladım. Çünkü altı ay süren bir askerlik ve bir ay süren bir evlilik sürecinde tamamen blogdan uzaktaydım. Tek bir kelime yazmadım. Haliyle reytingler de düştü. Ancak olsun, bunu dert etmiyorum. İnternet alışkanlıklarında belirli dönemler vardır. Örneğin 2000’lerin başında forum siteleri çok revaçtaydı. Sonra sözlükler birden moda oldular. Sonra blog dönemi başladı. Akıllı telefonlarla birlikte bu sefer de fotoğraf ağırlıklı içeriklerin yer aldığı sosyal profil siteleri popülerleşti. Dolayısı ile kişisel blogların artık iki kuşak geride kaldığını söylemek hiç de yanlış olmaz. Özellikle video ve fotoğraf paylaşımlarına olan ilgi bu denli yoğunken kelimelere ilgi gösteren okuyucuların sayısı ciddi oranda azaldı. Okumaya devam et

2013 Yılımın Değerlendirmesi

Evet sevgili okur. Koskoca bir yılı daha geride bırakıp, yepyeni bir yılda yeni umutlarla dopdolu olarak yine karşınızdayım. Geçtiğimiz yıl, hayatımın en önemli yıllarından birisi oldu. Çünkü iş hayatım bu yılda başladı. 31 Aralık 2012 tarihi itibariyle Bilecik Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nde çalışmaya başladım. Dolayısı ile bu yıl hayatımın çok büyük bir kısmı Bilecik’te geçti. Eskişehir’den neredeyse uzakta bir yıl geçirdim.

Önce istatistiksel bilgi ile başlayalım. Bu yıl biraz tembel geçmiş. Toplam 147 yazı yazmışım. Bu sene en çok hiti 16 Ocak günü almışım. Bu yıl da geçen yıl olduğu gibi en çok okunan iki yazım Hepimiz Hackerız: Windows 7 0xC004F200 Hatasını Çözdüm ve ‘Diski Kullanabilmeniz İçin Önce Biçimlendirmeniz Gerekiyor’ Hatası Çözümü yazılarım oldu. Bu aslında benim için üzücü bir durum. Zira bu sene hit bir yazı yazamamışım demek ki. Ancak geçen sene yazdıklarımının halen popüler olması da benim için nispeten mutlu edici bir durum. Google’dan bloga halen Proofhead Blog diye aratıp ulaşanlar var. Demek ki adres akılda kalmıyor: proofhead.net. Geçen yıl gibi bu yılda da en çok ziyaretçiyi bana Facebook göndermiş. Bunda Facebook’ta paylaştığım yazı linkleri etkili elbette. Ayrıca My Resort’un Facebook grubunun da katkısı inanılmaz oldu. Siz hala beğenmediniz mi yoksa? https://www.facebook.com/PMRFACE

Okumaya devam et

Proofhead: The Bıyıklı

Bıyık sahibi olmak, tüm korkularınızı yenmektir.

Bu fotoğrafı çekeli 4 ay oldu. Bugüne kadar paylaşmayı hiç düşünmedim sevgili okur. Bu gece bir arkadaşın blogunda bir tür psikolojik bunalıma ve bir takım çıkmazlara girdiğini okudum. Çok üzüldüm. O yüzden bir faydası olur belki diyerek bu fotoğrafımı “herhangi bir oynama yapmadan” yayınlamaya kadar verdim.

Proofhead” serisi olarak başlıyorum bu fotoğraflara. Hatta kategori olarak da “Devam Eden Seriler“e koyuyorum. Tüm bıyıklı kardeşlerime ve morali bozuk arkadaşlarıma gelsin. Tebriklerinizi yorumlarda bırakabilirsiniz. Bırakmasanız da niye bırakmadınız demem.

Süper Bir Uyanış: Gutmornink

01 49Bugün facebook akışımda farkettim bu blogu. Süheyl Gür paylaşmış blogunu, yeniden yayın hayatlarına başlıyorlarmış. Hemen açtım baktım bloga. Son zamanlarda karşıma çıkan en orjinal fikirli bloglardan birinde olduğumu anladım 🙂 Süheyl Gür ve Orhan Jr Özdemir blogun yaratıcıları da.

Sühely Gür ile, Sertan Hocamın kardeşi olması sebebiyle tanışmıştım. Belki hafızası kuvveti okur kendisini şu yazımdan, hani şu acayip müziği yaptıklarını anlattığım yazımdan, hatırlayacaktır. Kendisini takip ettiğimden anlayabildiğim kadarıyla hayatımda tanıdığım az sayıdaki proje adamından birisi olarak yaşamını sürdürüyor.

02 46Neyse gelelim GUTMORNİNK’e. Bu blogun yayın hayatının ilk kısmı biraz kısa sürmüş. Daha sonra yazarları askere gitmiş. Blog da askıda kalmış. Ama şimdi ikinci kısmına başlıyor. Blogun içeriği şu: Sabah uyanıyorsunuz, saçınız başını dağılmış, gözünüzde çapağınız, üstünüzde atletiniz üşenmiyor ve fotoğraf makinenizi ya da cep telefonunuzu alıyor fotoğrafınızı çekip buraya yolluyorsunuz. Bu kadar. Ne makyaj, ne fotoşop, hiçbir şey. O doğallığı arıyor blog 🙂 Bundan dolayıdır ki ilk fotoğraflar yazarlara ait. Şimdi aşağıdaki linkten inceleyin bakın, erkekleri kızları görün. Yakın zaman da ben de yollamayı planlıyorum. Yayınlanırsa yine buradan duyururum.

Her biri birbirinin ayn bloglardan sıkılmaya başlamışken gutmornink iy ibir keşif oldu. Umarım bu sefer uzun ömürlü olur.

Gutmornink

Bilmiyoruz yeni birşey mi, ama derdimiz sabah uyandığınız gibi, gece yatmadan baş ucunuza koyduğunuz fotoğraf makinenizle, kendinize hiçbir müdahelede bulunmadan, hemencecik, yataktan kalkmadan (yere basmadan) fotoğrafınızı çekip bize yollamanız. (gutmornink@gmail.com) Biz de, gelen nadide eserlerinizi bu blogda yayınlayacağız… (Boyutlar 400×400 pixel i geçmesin 😉 Katılımınız için şimdiden müteşekkiriz.

http://gutmornink.blogspot.com/

Cenk Önsoy’u Takip Etmek

Her biri farklı konular üzerine olan ve bu anlamda farklı hedef kitleleri de yaratabilmiş bir takım internet siteleri topluluğu oluşturmuş arkadaşım Cenk.

Elbette burada hepsini anlatmayacağım. Ama önceki gün yolladığı son çalışmasını çok beğendim ve sizlerle paylaşacağım.

Aslında bu çalışma başka bir çalışmadan alıntı. İngilizce versiyonunu görmüştüm ama Türkçe’sini de Cenk bizlere kazandırmış oldu. Aşağıdaki linke tıklayıp siteye girin. Komutlar zaten sizi yönlendirecektir.

http://sakinbiryeristiyorum.cenkonsoy.com/

Karikatür Muhabbeti

Son dönem de iyice popüler olmaya başlayan ve açıkçası epey de vakit geçirten karikatür – komedi sitelerinin bir örneğini de Cenk hazırlamış. Karikatür Muhabbeti isimli bu çalışmanın diğelerinden farkı ise siteyi sadece klavye kullanarak yönetebiliyor olmanız! Bu harika!

http://karikatur.cenkonsoy.com/

Maskenin arkasına saklanmak

Bir adamı takip etmeye başladığımda en ilgimi çeken yönü de fotoğraflar oluyor sevgili okur. Bu sefer de şanlıyım ki Cenk fotoğraf ve illüstrasyon ile uğraşıyor. Dolayısı ile bakacak ve incelenecek işleri çoğunlukta. Fotoğrafçıların kendilerine bir portfolyo oluşturup işlerini bu şekilde paylaşmalarını hep takdir etmişimdir. Cenk’in işlerinde en hoşuma giden yan tarafa koyduğum çalışmadır. Buradaki fikir gerçekten harika. Bu arada çalışmada gördüğünüz surat da içimizde Alper kardeşimden sonra en yakışıklımız olan Koray kardeşime aittir.

http://photography.cenkonsoy.com/portfolio

Son olarak şöyle de bir videosu var ki tadından yenmiyor 🙂

Acayip Youtube Oyunları

 

Önceki gün Sercan paylaşınca ve Sercan’ın paylaşımının altına bir arkadaşı yorum yapınca haberim oldu bu iki Youtube oyunundan. Hemen oynadım, denedim ikisini de. Senle de paylaşayım dedim sevgili okur, belki oynarsın, vaktin vardır boşa harcayacak 🙂

THE DARK ROOM

Ekranda sürekli bu kafa var

İnanılmaz sinir bozucu bir ses tonu ve vurgu ile ekranda bir kafa size komutlar veriyor. Oyunu oynayabilmek için orta seviyede İngilizce bilmeniz lazım. Zira ekranda görünen kafa size atar yapıyor. Oyunda basitçe size karanlık bir odada bulunduğunuz söyleniyor. Ve yapabilecekleriniz hemen videonun sağında solunda beliriyor. Siz de bu seçeneklere tıklayıp ışığı yakmaya ya da odadan kurtulmaya çalışıyorsunuz. Aşağı yukarı 30 farkılı seçenek var, siz de bir döngü içerisinden kurtulmaya çalışıyorsunuz. Oyun 10 üzerinden 5 puanı hakediyor bence.

BBOY JOKER

Müzikleriyle, animasyonuyla ve tasarımıyla özgün ve mükemmel bir youtube oyunu! Bu oyunu Sercan’ın paylaşımının altına yorum olarak bir arkadaşı vermişti. Sağolsun, çok harika bir çalışmaya işaret ediyormuş meğer.

Joker vs Batman

BBoy Joker adlı oyunda Batman ve Joker karşımıza break dansçı olarak çıkıyorlar. Oyunun başında bizden karakterimizi seçmemiz isteniyor. Herhangi bir karakter seçtikten sonra bizim seçtiğimiz ve rakibimiz karşılıklı olarak atışmaya başlıyorlar, tabi dansederek!

Önce rakibimiz bir takım hareketler yapıyor ve üzerindeki tabelada bu hareketlerin kodu çıkıyor. Sıra bize geldiğinde bizim üzerimizdeki tabelada az önce rakibin yaptığı hareketlerin kodu çıkınca kırmızı butona basıyoruz ve kendi karekterimizin karşılık vermesini sağlıyoruz. Doğru hatırlamışsak eğer bir sonraki tur başlıyor ve rakip diğer hareketlerine başlıyor. Oyunu bu şekilde üç tur oynayıp rakibin hareketlerini doğru hatırlayabilirsek kazanıyoruz.

Oyundaki kodları aklımızda tutmamız gerekiyor

Bu oyunu oynamak için temel düzeyde İngilizce gerekiyor. Karakterlerin animasyonları, müzikler falan çok harika olduğundan oyun sarıyor gerçekten. Zaten kısa sürüyor. Mutlaka deneyin. Oyunun dört milyondan fazla kere oynandığını da ekleyeyim. Oyunun yapımcısı Patrick Boivin‘in profiline de bakmanızı öneririm.

Oyun 10 üzerinden 8.5 puanlık bence. Tek kötü yanı mantığının çok çok basit kalması. Yani o kadar uğraşıp animasyon ve müzik yapıldığını görünce biraz daha komplike olabilirmiş demekten alamıyor kendini insan.